Söyle bana adını söyleyeyim sana kim olduğunu...

İsimlerin insanın kaderini ve karakterini belirlediği üzerine yapılan çalışmalar bir bilim dalını oluşturuyor: İsim bilimi, yani akrofonoloji. Akrofonolojiyle uğraşan Dr. Kemal Haluk Cebe'ye göre isimden geleceğe dair yorumlar yapmak bile mümkün

a
a
Pazar, 14 Kasım 2010 - 05:00


Söyle bana adını söyleyeyim sana kim olduğunu...

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

 

İşte bu nedenlerden dolayı çocuğunuza isim koymadan önce bu röportajı mutlaka okuyun!

İsim insanın kaderinde ne kadar etkili?

İsim insanların hayatlarını değiştirebilir, o kadar önemlidir!

Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?

Akrofonoloji (İsim bilimi) esasında astrolojinin değişik bir dilidir. 80 yılından itibaren 81 bin isim üzerinde istatistiki bilgi topladım. Harflerin, hecelerin ve hepsinin bütünsel enerjilerini bularak isimlerin yorumlarını yapıyorum.

 Akrofonolojinin kökeni nereye dayanıyor?

1300’lerde Osmanlı İmparatorluğu zamanında çok ciddi çalışmalar olmuş bu konuda. Ama bu çalışmaları yapan Hurifiler ‘tarikat’ olarak değerlendirilmiş. Oysa tarikatla, dinle alakaları yok. Bunlar birtakım çizgilerden sonuçlar çıkartıp araştırma yapan, gelecekle ilgili yorumlar yapan insanlar. 1450’de Hurifiler’in kelleleri uçuruluyor, derileri yüzülüyor, kitapları yakılıyor. Onlardan geriye kalan sadece Müştak Efendi’nin birkaç dosya yazısı. Ama Matrix’e takla attırıp Nostradamus’a ağzını açık bıraktıran eserlerdir bunlar.

 İsimden gelecekle ilgili yorum yapmak da mümkün mü?

Hurifiler’in kelleleri onun için gitti ya!

Peki ismin gizemi nedir?

Çinliler’in isimleri 5000 yıl önce isim koyucular tarafından koyulurdu. Doğumda ebe değil isim koyucu çağrılırdı. Bu gelenek hala sürer. Orta Asya Türkleri çocuk 6-7 yaşına gelince isim koyardı. Kızılderililer de aynı şekilde... Çocuğun özelliklerini izliyorlar ki isim çocuğun kaderi olmasın; çocuk ismini belirlesin diye. Mesela Osmanlı’ya bakın. Osmanlı sultanlarında önce Türk isimleri var; Mehmet, Yavuz, Süleyman gibi; sonra Arap isimlerine dönülüyor: Abdülmecit, Abdülaziz gibi. O zaman Osmanlı çökmeye başlıyor.

‘İsimden ailenin genetik hastalıklarını çıkarıyoruz’

 Neden Arap isimleri böyle etkiledi?

Kendi özleri neyse ismi ona göre koymak gerekli. Türk asıllıysanız Türk, Arapsanız Arap, Farssanız Fars, Musevi iseniz Musevi isimleri, Ermeni ya da Rumsanız Ermeni ya da Rum isimleri kullanmalısınız. Ama Osmanlı’da Fars, Arap bütün isimler toplanmıştı.

Anne Müslüman, baba Yahudi ise?

İkisinin enerjisini toplayıp isim verebilirsiniz. Yani iki isim vermeniz daha iyi olur. Ailede kökünüzü korumalısınız. Yahudiler’de maddi sıkıntı çekenler kendi isimlerinden vazgeçenlerdir; iyi durumda olanlarsa kendi isimlerini koruyanlardır.

Neden olumsuz etkileniyor?

Özden ayrılmak insanı olumsuz etkiliyor. Her ülkenin elektriği farklıdır. İsimlerin de. Onların da uyum içinde olması gerekir.

 İsim çalışmalarını nasıl yapıyorsunuz?

Önce; “Bir sıkıntınız var mı?” diye soruyoruz. “Hayır” derse, ilave bir isim alması gerekmiyor. “Sıkıntım var” diyor; “Ne?”, “Param yok”. O zaman isim çalışması yapıyoruz; mesela ona parayı getirecek bir isim buluyoruz. Yanına o ismi de koyunca o enerji kanalıyla sanki itiyoruz onu.

Sonradan isim alınabiliyor mu?

Tabii. İsterse ismini mahkeme kararıyla değiştirir, isterse ön ismi olur.

 “Zengin olmak istiyorum” diyene ne isim buluyorsunuz?

Serdar ismi zengin olmak için güzeldir; ama ad, soyad, anne adı da önemli. Soyağacınızı bilmemiz gerekiyor. 10 günlük bir çalışma yapıyoruz; bunun sonucu size isim öneriyoruz.

Şanslı, şanssız isimler var mıdır?

Vardır. K, S, M, T harfi olan isimlerin şansları vardır.

Negatif harfler var mıdır?

R ve T yanyana gelirse negatif saydığımız isimlerdir. Çünkü inanılmaz bir titreşim yaratıyor. Harflerin notalarının sert olması da irite ediyor. Bu da insana yansıyor. O insana seslenme bile farklı etki eder. Bir varoşta “Haluk” diye sert seslenirler. Oradaki konuşma tonu genellikle odur. Asilzade bir Haluk Bey ise, kendisine yumuşak bir şekilde hitap ediliyorsa ismi ona farklı yansır. İki Haluk farklıdır. Varoştakine elbise dar gelmiştir, patlamaya hazır bombadır, diğer taraftakinin üstüne çok oturmuştur, para pul problemi yoktur, ismi sorun olmaz.

Aşk hayatında şanslı olmak için?

S ve K harfi aşk hayatında önemli. Hele baş harfi ise aşk hayatında çok şanslılardır. Aynı şekilde parada da. A’lar çok yüksek enerjidedir. Ama A’nın birden fazla kullanılması, 5-6 tane olması enerjileri karşılaştırır ve çarpışmasına yol açar. O zaman da düşük bir enerji çıkartır.

Bereket ve bolluk için?

Ü ve U harfleri bereket ve bolluğu getirir ama biraz geciktirir.

Sesli harf, sessiz harf önemli mi?

Çok önemli. A en yüksek sesi veren harftir. Enerjiniz düşük olduğu zaman boş bir yerde aaaaa diye bağırın. Bir yandan da Tarzan gibi göğsünüze vurun. Harfleri aktive etmek çok önemli. E harfleri insanın isminde çoksa size iletişim konusunda sıkıntı yaratır. Boğaz yolları ve tiroitler hassaslaşır. A çok fazlaysa kan tablosu ile ilgili değişimlere uğrayabilirler.

Sağlığı da mı etkiliyor?

Her şeyi etkiliyor. Biz sizi bu etkiler demiyoruz, ama hastalık konusunda ikaz ediyoruz. Ailenin genetik hastalıklarını da çıkartıyoruz.

Aynı isimde olanların karakteri aynı mı gelişir?

Genel karakterler birbirine yakındır. Ama soyadı girince biraz değişir. Anne kızlık soyadını sorarız, o da durumu biraz değiştirir.

Kötü isim var mı?

Kötü isim yok, ağır isim var.

İsmi altında ezilir denilir; doğru mu?

Evet, mesela ‘Güçlü’ ağır isim grubundandır, ismi altında ezilir. Muhammed Mustafa diye isim koyuyorlar; çok ağır isim. Etik olarak da doğru değil. Bu ismi taşıyana kızan, Peygamber’in adını zikrederek ona küfür edecek. İnsanlara bunu anlatmak zor. Ömer, Ata yine çok ağır isimler.

Anne, baba, anneanne, dede ismi koyulur?

Ona da dikkat etmek gerekir. Geçen gün bir arkadaşım, “Çocuğuma anneannesinin ismini, Emine koydum” dedi. “Nasıldı Emine Hanım?” dedim. “Dünyanın en fedakar insanıydı. Saçını süpürge etti” dedi; durdu; “Ya ben ne yaptım?” dedi!

Yani fedakar isim grupları da mı var?

Var, Hatice, Emine, Ayşe, Fadime. Kayınvalidem Ayşe’ydi, dünyaya sanki insanlara hizmet için gelmişti. Bu isimler kendi için bir şey yapmaz, evlenmez, ailesine bakar. Ama soyadları bu ismi taşıyanları biraz dengelemiş olabilir...

‘Uniseks isimler, ismi taşıyana sıkıntı veriyor’

Erkeklerde fedakar isim?

En çok Mehmet. Her şeyi yapar.

Hiç konulmaması gereken isimler var mı?

Şimdi insanlara da ayıp olur; ama mesela Faik ve Ali koyarken dikkat etmek lazım.

Neden?

Ali çok zeki olur. Zekidir, akıllıdır ama çok dolambaçlı şeyler yapabilir, zekasını şeytani zekaya çevirebilir. Yani Ali deyince bir duracaksınız!

Kıza da erkeğe de verilen isimler var; onlar karakteri etkiliyor mu?

Uniseks isimleri çok fazla sevmiyoruz. Mesela Deniz ismi yüzde 70 kadınlara, yüzde 30 erkeklere veriliyor. Böyle olduğu için de ismi taşıyana ciddi sıkıntı verebiliyor.

 Nasıl bir sıkıntı?

Doğru zamanda doğru şeyleri yapamıyor. Yapmak istediği her şeyde bir engelleme oluyor. Ya da kendi kendine engelliyor. E, İ, Z harfleri kendini geliştirmeyi veriyor ama hedefi tutturamıyor. Hırsı veriyor ama onu tetikleyecek başka bir şeyi vermiyor.

Deniz adlı kadınlarda da durum aynı mı?

Hayır; çünkü bu isim yüzde 70 kadınlara veriliyor. Erkekte, azınlıkta olması zorluğu getiriyor.

 Dükkan isimleri de dükkanın kaderini belirler mi?

Tabii. Kaderi belirleyecek önemli faktörler var. Yer ve şehir ile aranızdaki diyalog önemli. Enerjilerin aynı anda harekete geçmesi gerekir.

 İşe alınırken kimin hangi bölümde başarılı olacağı anlaşılır mı?

S’li isimler proje üreten, K kariyer konusuyla ilgili bölümde çalışmalı, parasal konuda, ticaret yapanlarda, satış pazarlamada çalışanların isminde N harfi olursa iyi olur.

 İsimden gelecekle ilgili yorum yapıyor musunuz?

Mümkün, ama ben yapmıyorum. Klasik isim analizi yapıyorum, eğitim veriyorum.

‘Haluk ismini bırakıp Kemal’i kullandım hayatım değişti’

 İsminiz sizin hayatınıza nasıl yansıdı?

1970’e kadar Haluk ismini kullanıyordum. Kemal dedemin ismiydi. K. Haluk olarak kullanırdım. 70’den sonra “Kemal ismini kullanayım hayatım biraz değişsin” dedim; gerçekten inanılmaz değişti.

Nasıl?

Haluk ateist, langırt salonuna giden, liseyi 6 senede okuyan, hayta bir adamdı. Bunun da sebebi vardı: Babam rahmetli Muzaffer Bey son derece asabiydi. Kurtuluş Savaşı’nda savaşmış, karnında 5 tane kurşun izi vardı. Babamla aramda 50 yaş fark vardı. Hiçbir zaman, “Haluk oğlum nasılsın?” demezdi; “Haluk! Gel buraya!” diye en sert ve yüksek sesiyle çağırırdı. “Haluk gel yine cam mı kırdın?”, “Haluk bırak topu gel buraya” diye bağırırdı, bu belli bir zaman sonra insanda patlamalar yaratıyor. Babam 68 yılında ölene kadar, yani ben 18 yaşına kadar patlamaya hazır bir bomba gibiydim.

Bomba nasıl patladı?

20 yaşında kendimden 20 yaş büyük bir hanımla evlendim. O hanımla 1983’e kadar 13 yıl evli kaldım. Ama gelişmemde, Romanya’da tıp okumamda çok büyük faydası oldu. 1985’te şimdiki eşimle evlendik, 2 tane de kız çocuğumuz oldu. Bir kızımız moda tasarımı okuyor, diğeri tiyatrocu.

Kemal nasıl bir adam olmuştu?

Kemal büyük bir okuma açlığı içinde olan, her yerde okumaya çalışan bir adam oldu. Romanya’da Bükreş Üniversitesi’ne gidip tıp okudum. Okulu bitirdikten sonra 11 yıl orada bulundum. Türkiye’ye geldim, sosyal bilimler okudum. Sürekli araştırıyordum. Hala da araştırıyorum.

Sizi gören Hintli zanneder?

Annemin büyükdedesi 1726’da Hindistan’dan göçetmiş. Develer yükü altınla İstanbul’a gelip yerleşmişler. Buraya helvacılığı getirmişler. Dedem hastalanınca demişler ki buranın havası yaramadı, Gaziantep’in havası Hindistan’ın havasına uygun, oraya gidelim. Oraya yerleşip, büyük bir cami yaptırmış dedem. Üç beş de köy satın almış. Çocukken de gözlerimin altı mordu. “Çocukta kalp mi var” diye beni boyuna doktora götürüyorlardı. Sonunda bir doktor, “Nerelisiniz?” dedi. “Anne tarafı Gaziantepli, baba tarafı Kafkasyalı” denildi. Doktor, “Daha eski?” diye sorunca annem, “Büyükdedemiz Hindistan’dan gelmiş” dedi. Doktor bunun üzerine son sözü söyledi: Niye araştırıyorsunuz, bu çocuk sapasağlam, demir gibi, sadece kökeninin bir özelliğini almış!

 Sizi o taraflara Hintli yanınız mı çekti?

Hep öyle oldu. 1964’te yogayla tanıştığımda bu acaba bir tarikata mı girdi dediler. Meditasyon deyince herkes ne bu diyordu. Oysa o kadar disiplinli bir babadan kaçmak için yoga yapıyordum.

Peki yarı Hintli’siniz, Hintli adı aldınız mı?

Hintli adım da Sakhyam...

(Bu yazı 07.11.2010 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)

6