Suçlayan ispat edecek

Perşembe, 05 Kasım 2009 - 05:00

Okuyucumun haklı olarak derdi büyük. Bir firmada plastik doğrama işi yapıyorlarmış, iki kardeş aynı firmada çalışırken işveren plastik malzemeleri çaldıkları ihbarında bulunmuş. Evde yapılan aramada imal edilmiş plastik doğrama bulunmuş, ancak faturalı imiş. Savcılık bunlar hakkında hırsızlıktan dava açmış. İşyeri de işlerine son vermiş. Durumumuz ne olur diye soruyorlar. V.D. Ben davanın sonucunu söyleme imkanına sahip değilim. İş artık mahkemenin. Ancak genel bir kuraldan söz edeceğim. Bu kural o kadar önemli ki sanki bugün bu kural tamamen unutulmuş gibi bir hisse de sahibim. Kural şu: Herkes suçu sabit olana kadar masumdur. Buna bağlı ikinci kural, bir kimse suçsuzluğunu ispat zorunda değildir, bir kimsenin suçlu olduğunun ispatı onu iddia edene bağlıdır. Yani birini mahkemeye çıkardığında ona “İspat et bakalım, bu suçu işlemediğine bizi inandır” denilmez. Tam tersi, “Sen şu suçu işledin, işte delilleri de bu” deyip suçlayan kişi tarafından ki bu umumiyetle savcıdır, o kişinin suçlu olduğunun ispatlanması gerekir. Deyin ki iddia eden bir delil ortaya koyamadı. Bu defa “Hadi bakalım sen suçsuzluğunu ispat et” denilmez. O kişi hakkında beraat kararı verilir. Sizin olayda da evdeki malzemelerin faturalı olması karşısında aslında sizin fazla bir şey yapmanız gerekmiyor. Eve faturalı mal almışsınız. İş buraya kadar tamam. Karşı taraf hırsızlığı ispatlamak zorunda. Ancak işten çıkarmaya gelince, bunun hırsızlıkla alakası olmayabilir. Zira bir kimse bir işyerinde çalışıyorken ikinci bir iş yapamaz. İş akdiniz bu nedenle de feshedilmiş olabilir.

Off çok karışık!

Kardeşim 1979 yılında öldü. Evliydi ve çocuğu yoktu. Eşi intifa hakkı davası açtı ve mahkeme eşine 2/8 mülkiyet 4/8 intifa verdi. O tarihte ana-babamız sağdı, şimdi onlar da ölü. Kardeşimizin hayatta sahip olduğu dairede bugün bizim haklarımız nedir? U.B.

Kardeşinizin vefat ettiği yıllarda mirasın taksimi bugünkünden farklı idi. 1990 yılına kadar evli birinin ölümü halinde sağ kalan eşine intifa hakkı ve mülkiyet hakkı olarak miras kalabiliyordu. Sizin olayınızda olan şekli ile sağ kalan eş, ikinci derece mirasçılarla birlikte mirasçı ise (Ana-baba ikinci derece mirasçıdır. Onların yokluğu halinde onların payı evlatlarına geçer) sağ kalan eşe terekede dörtte bir mülkiyet ile birlikte yarı intifa hakkı verilirdi. 1990 yılında yapılan bir değişiklikle mirastaki intifa payı kaldırıldı. Sizin olayınızın olduğu tarihte eniştenizin bu iş için özel bir dava açması gerekmiyordu. Olması gerektiği şekilde veraset ilamı talebinde bu paylar hakim tarafından derhal veriliyordu. Dolayısı ile o günden bugüne gelindiğinde anne ve babanız ölmüş olmakla bugün bahsettiğiniz dairenin yüzde 25 hissesi eniştenizin. Ancak bu yüzde 25 dışındaki bölümde kalmak kaydı ile de dairenin yarısı üzerinde intifa hakkı var. Yani dairenin dörtte üçü üzerinde tasarruf hakkı var. Sizin için diyebileceğim şu, bu dairenin dörtte birinin tam mülkiyeti ile bunun dışında yarısının kuru mülkiyeti de sizin. Bu yarı kuru mülkiyet eniştenizin intifa hakkına sahip olduğu hisse bölümü. Biliyorum karışık ama şöyle özetliyeyim. Şayet burada kiracı varsa kiranın dörtte birini siz, dörtte üçünü enişte alacak. Bir gün enişte ölürse sizin payınız dörtte üçe çıkacak, dörtte bir eniştenin mirasçılarına geçecek.