Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Taksiciler diyor ki...

Cumartesi, 10 Ekim 2009 - 05:00

Geçen hafta “Taksici kardeşim bu yazıyı iyi oku” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazıda İstanbul halkının taksicilerden rahatsız olduğu konuları anlatmıştım. Hafta boyunca taksicilerden çok sayıda mail aldım. Bunlardan birini Paris’te taksicilik yapan Mahir Kandemir yolladı. Ben İstanbul’da memleketinden dün gelmiş insanların, ertesi gün taksiciliğe başladığını yazmıştım ve bunun hiç mi denetlenmediğini sormuştum. Mahir Kandemir diyor ki; “Paris’te biz 6 aylık eğitimden geçiyoruz. Bu eğitimin ardından tam 3 kez sınava giriyoruz. Ancak bu sınavları başardıktan sonra taksi şoförlüğü lisansı alıyoruz”. Demek ki olabiliyor. Demek ki İstanbul’da da böyle bir şeye ihtiyaç var. Yetkililer uyuyor mu?

***

Kadim Posta okuyucusu Aziz Pinassi ise “Kiralık (korsan) taksilerin tercih edilmesinin sebebi sadece ücret değil, şoförlerinin de kibar ve temiz olmaları” diye yazmış. Aziz Dede, deneyimlerini aktarıyor. Demek ki korsan taksicilerle diğerlerini karşılaştırabiliyor. Taksicilerin bu söze kulak vermesi gerek. Zeytinburnu Tepebağ taksi durağında çalışan 8 yıllık taksici Ercan Uçar, “Yazdıklarınız kesinlikle doğru. İçimizde böyleleri var maalesef. Ama bunların kontrolünü hem polis hem de belediye yapmalı. Vatandaş da bilinçli olup şikayet etmeli” demiş. Doğru, bizim de “Allah’ından bulsun” demek yerine bu haksızlıkların peşini bırakmadan şikayetçi olmamız gerekiyor.

***

27 yıllık taksici olduğunu söyleyen Sabit Görgün ise bana sitemde bulunmuş, biraz da ağır sözlerle; “Bir çuval pirincin içinden siyah taşı bulmak sana çok kolay geldi sanırım. Bu sektörde 18 bin taksi var. Her kurum ve kuruluşta bu tip sorunlar yaşanmaktadır. 3-5 çapulcu yüzünden koskoca bir camiayı töhmet altında bırakmak acizliktir, zayıflıktır” demiş.

Sabit Bey ne yazık ki çapulcuların sayısı 3’ü, 5’i çoktan geçti. Siz belki yıllarınızı verdiğiniz bu mesleğe kem söz gelmesini istemiyorsunuz ama ben gerçeği yazıyorum. İşinize gelse de gelmese de gerçek bu maalesef. Kartal Atalar Taksi’den Abdülkadir Ardıç’ın uzun mailenin bir kısmını alabiliyorum. Diyor ki; “İlk defa birisi bizim mesleğimizi doğru şekilde anlatıyor. Oysa yaptığımız iş inanın en önemli iş kollarının başında geliyor ve bu işkolunun çalışanlarının da mutlaka çok eğitimli olması ve en azından yaşadığı, çalıştığı bölge hakkında iyi bir bilgiye sahip olması gerekiyor.” Haksız mı? Bana küfür eden taksici arkadaşlar Abdülkadir Ardıç’a da mı küfür edeceksiniz?

***

İlhan Karaçeper de bana “Gazeteci kardeşim bu yazıyı iyi oku” diye mail atmış. “Maşallah gazeteciler olarak basın camianız ne kadar temiz öyle değil mi? Hepiniz ak kaşıksınız. ‘Korsana hayır desinler umurumda değil’ gibi yazılar yazarak bu işten ekmeğini kazanan binlerce namuslu insana sırf arabaları kirli diye, sırf ter kokuyorlar diye genelleme yaparak haklılıklarını karalama yaparak engelleyemezsin” diye yazmış. Bir kere kimsenin namusuyla para kazanmasına söz etmedim. ‘Korsana hayır’ demelerini umursamıyorum da demedim.

Ayrıca “Taksiciler öyleyse, gazeteciler de böyle” gibi bir karşılaştırmanın kime faydası var? Yani afedersin ama ‘pislik’te mi buluşalım? Düzelmek varken, ‘adam’ olmak varken çukura mı inelim yani? Orada mı eşitlenelim? İlhan Karaçeper, mailinde taksicilerin müşterilerin nelerinden şikayetçi olduğunu madde madde yazmış. Bu kadar ağır sözlerle beni eleştirmesine rağmen o maddeleri çok ilginç buldum. Yarını bekleyin.

 

 Taksici kardeşim bu yazıyı iyi oku