Tavır

Çarşamba, 13 Eylül 2017 - 05:00

Amerika’daki davalar, ister siyasi olsun, ister hukuki neticede bizi zedelemiyor mu?

Bu üzüntü, hepimizin yüreğini sızlatmıyor mu?

- Efendim, kendimiz ettik, kendimiz bulduk.

Evet, doğrudur.

Bu işlere biz çanak tuttuk.



Tamam da, şimdi her türlü aşağılanmaya razı olup oturacak mıyız? Koskoca Türkiye’nin şeref ve namusu Zarrab Efendi ile Zafer Çağlayan’a mı endeksli?

Onlar mı yargılanıyor, yoksa 80 milyon nüfuslu Türkiye mi?

Ortada bir anormallik yok mu?



Yolsuzluklar veya yolsuzluk iddiaları her ülkede olur. Yarın da olacaktır. Davalar açılır, davalar kapanır, kimi hüküm giyer, kimi beraat eder... Ama hiçbir dava, bu kadar ayyuka çıkmaz. Çünkü hiçbir dava, bir devleti ve bir milleti böylesine aşağılamaz.

Yine de buna siyasi dava diyemem. Demem... Fakat dikkat edin, yargıçların ve savcıların üslubu, hiç de hukuki bir üslub’a benzemiyor.

Not:

Madem bir kumpas’tan şüphe ediliyor.

Madem Türkiye’ye yönelik bir tuzak hazırlanmakta.

Madem burnumuza tuhaf kokular gelmektedir.

“Öyleyse ABD’ye gitmemiz şart mı? İptal edelim geziyi, vesselam” diyecektim ama vazgeçtim, çünkü o zaman da kimbilir ne yorumlar yapılır.

Bilmem ki acaba hangi şık “daha az” sakıncalı...