Ters köşe

Pazar, 11 Nisan 2010 - 05:00

Kongar-Barlas ikilisi, NTV’deki Yorum Farkı’nda -hem de farksız bir yorumlaşunun altını çizdiler:
- Demirel, 27 Mayıs’ın ürünüydü... Özal, 12 Eylül’ün ürünüydü... Erdoğan da 28 Şubat’ın ürünü.
Yâni bir tür:
- Madem öyle, işte böyle.
*
Dışarıdan gelen her müdahale veya telkin’in ters teptiği muhakkak.
Dün de Altaylı, Başsavcı Yalçınkaya için “Bir konuştu, referandumdaki evet oyları 5 puan arttı” diyordu.
Daha ileri gidip -şakayla karışık- Başsavcı’nın gizli AKP’li olduğunu söyleyen arkadaşlar bile var.
Kimbilir, belki Büyükanıt Paşa da gizli AKP’lidir. 27 Nisan’da bir bildiri döktürdü, 47 puan birden getirdi.
Şakaysa şaka.
Kenan Evren’den bile şüpheleniyorum. 1983 seçimlerine 36 saat kala bir ihsas-ı rey’de bulundu, Özal 45 puan’a fırladı.
*
Seçimlerde, referandumlarda her çeşit oy vardır:
İnat oyları, intikam oyları, sadakat oyları, nedamet oyları, her türlüsü vardır.
Ama en bereketli olanı mağduriyet oyları’dır... Oluk oluk akar.
Hayatımda gördüğüm en kalabalık siyasi miting, 3 Haziran 1977’deki Ecevit mitingi...
Bütün İstanbul, Taksim’e aktı.
Neden?
E çünkü suikast yapılacağı ihbarı sebebiyle Ecevit’ten mitinge katılmaması istenmişti. O da çıktı şövalyelik yaptı ve dedi ki:
- Ben ve eşim, yarın Taksim Meydanı’ndayız.
Muazzam bir mitingti. İki gün sonra da (5 Haziran’da) seçim.
Sonuç: Ecevit yüzde 42.
*
Buralara kadar niye geldik bilmiyorum ama, Özal’ın bir de acındırma taktiğini hatırlıyorum. Kritik olan 1987 seçimine giderken dedi ki:
- Ben muhalefet lideri olmam.
Ve ekledi:
- Ailemle karar aldık, eğer ikinci parti olursam, siyaseti bırakacağım.
Halk bıraktırmadı.
ANAP’ın o yıpranmış hali bile 36 puan getirdi. Tek başına iktidar.
*
Her zaman bir Evren bulunmaz. Büyükanıt gibisi her zaman çıkmaz.
Sincan yolunda tankları her zaman göremezsiniz.
Ama ne gam?
Daima başka mağduriyetler vardır. Akılsız dostlar sağolsun.