Teşebbüs budur!

a
a
Salı, 02 Mart 2010 - 05:00

Günümüzde bir elit grup darbe teşebbüsü nedeni ile yargılanıyor veya yargılanmadan cezaevinde yatıyor. Teşebbüsün sınırı nedir? Hangi hareket teşebbüstür. Bunun tarifi nerededir, bunu bizlerin de bilmesinde yarar yok mu? L.Y.

Evet hep birlikte bir süreç yaşıyoruz. Bu süreçte aylarca tutuklu kalanların neden cezaevinde olduğunu bizler tam olarak bilmediğimiz gibi kendileri de bilmiyor. Neticede yargılanma mutluluğuna erişenler ise bir teşebbüs nedeni ile yargılanmakta olduklarını öğreniyor. Bu davalar nedeni ile vatandaşın aklında teşebbüsün ne olduğu sorusu yer aldı. Peki teşebbüs nedir? 2005 yılına kadar teşebbüs iki safhada anlatılırdı. Bunlardan birinci safha nakıs teşebbüs, ikinci safha tam teşebbüs idi. Sonra 2005 yılında yeni bir Ceza Kanunu yürürlüğe girdi ve teşebbüsün bu özelliği değişti. Teşebbüs iki safha olarak değil tek safha olarak tarif olundu. Şimdiki tarif şu: “Kişi işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.” Unsurlarına bakarsak bir suçu işlemek amacı ile elverişli hareketlerle icraya başlamış olmalıdır. Ayrıca işlemeyi kastettiği suçu işlemeye elverişli imkanlara ve güce sahip olmalıdır. Ben tek başıma odamda oturup komşu ülkelerden birini havadan bombalama planı yapsam bunu ne derece teferruatlı planlamış olursam olayım buna gücüm yetmeyeceği için bunun suç teşkil edecek yanı yoktur. Kendi kendime gücümün yeteceği bir şeyler düşünsem de icra faaliyetine girişmedikçe suç oluşmayacaktır. Teşebbüsün tarifinden hareketin başlamış olması ama elde olmayan nedenlerle tamamlanamamış olması şartı vardır. İşte teşebbüsün Ceza Kanunu’ndaki tarifi budur. Teşebbüste ceza vermek için de teşebbüsün yarattığı zarara bakılır, verdiği zararın ağırlığına göre ceza tayin olunur.

Cevap beklenmez

İşyerimde çalışmakta iken çalıştığım işyerinin boyahane bölümünde çalışanların beni şikayeti ile işime son verildi. Şikayette benim çalışanlara hakaret ettiğim yazılı. Ben de SGK Bölge Müdürlüğü’ne dilekçe verdim, haksız işime son verildiğini bildirdim ama bir yanıt alamadım. Bundan sonra ne yapabilirim? Ö.A.

Bir işyerinden sebepsiz çıkarılanların elbette bazı hakları var ama bunun çözümü SGK değildir. Bunun çözümü adliyelerdeki iş mahkemesidir. Sizin de başvuru yapacağınız yer iş mahkemesidir. İş mahkemesinden işe iade talep edebilirsiniz veya alamadığınız ama kendinize göre hakettiğinize inandığınız ihbar ve kıdem tazminatını talep edebilirsiniz. Şayet iddianızı yasal delillerle mesela tanıklarla ispatlarsanız lehinize karar çıkabilir. Belgeleyemezseniz de karar lehinize çıkmayacaktır. Dolayısı ile adliyeye başvurmanız için SGK’nin cevabını beklemeyin.