Tezgahtar,tüccar,sanayici

Han koridorlarında yatarak hayata atılan Sadık Ağca tezgâhtardı, tüccar oldu, sonra da sanayici

Salı, 23 Şubat 2010 - 05:00

Tezgahtar,tüccar,sanayici

Erzincan’ın Refaiye’sinden 13 yaşında bir kamyona doluşup gelen, han köşelerinde yatıp kalkan, şimdi İstanbul’da 59 yaşında mal mülk sahibi olan, Sadık Ağca’nın İstanbul yolculuğunu ve başarı öyküsünün ilk bölümünü dün anlatmıştık.

Sadık Ağca’nın yükselişi bu kadarla kalmadı. Fabrikalar, şirketler kurdu, okul ve öğrenci yurdu yaptırdı. İşte, şimdi başarısının ikinci bölümünü anlatıyor:

“Bu arada evlendik, bekâr odalarından çıktık. Kendi evimiz oldu, falan filan derken… Tezgâhtarlık yaparken iyi para kazanıyordum ben. Dolayısıyla 1982 yılında Fersan Tekstil diye bir şirketimizi kurduk işte…Hanımla ortak…

Dolayısıyla 10 yıl kumaş alıp sattık, tüccarlık yaptık. On yıldan sonra da bu sefer makineleşmeye, sanayiye girdik; makineler aldık. O gün bugün o işi devam ettiriyoruz.

Geliştirdik. Tekrar, Sada Tekstil diye bir boya terbiye fabrikası kurduk. Onun arkasından bir de Sada Eğitim Kurumları şirketi kurduk; eğitim kurumlarımız var, Tekirdağ’da Aka Koleji diye.

300 KİŞİYE İŞ

Şu anda, tabiri caizse, 300 kişiye ekmek veriyoruz. Bizim hayat serüvenimiz bu hocam! Başkanım!

“Güzel işte! Bekâr odasından nereye? Değil mi?”

“Her gurbetçi böyledir Başkanım. Yani memnun olmayan herkes böyledir.

Bu arada çok işler yaptık. Ben biraz mütevazi geçtim. Bin yedi yüz çocuğa burs veriyoruz. Bu mekânı yaptırdık birlikte. Şimdi yurt yaptırıyoruz, Kocamustafapaşa’da kız öğrenci yurdu. Arsasını Kemaliyeli bir hemşerimiz verdi. Hemen tren istasyonunun yanı. İki yüz kişilik filan olacak. Bu yıl içinde biter.”

Sadık Ağca, yalnız iş hayatında değil, sosyal yaşamda da aktif. Erzincan Eğitim ve Kültür Vakfı’nın Başkanlığını yapıyor. İkisi kız, ikisi erkek dört kardeşin en küçüğü.

Başarısının birçok nedeni olabilir. Ama en önemli saydığını şöyle açıklıyor:

“Tekstilden başka bir şey yapmadım. İşim budur. Bu işi biliyorum, bu işi yapıyorum. Yaptığınız işte, başka bir şeye değil, dürüstlüğünüze güveneceksiniz.”

BABANIN ASLANLARI

Sadık Ağca’nın üçü kız, ikisi erkek beş çocuğu var. İki oğlu da İngiltere ve Amerika’da master yapmacasına yüksek öğrenim gördükten sonra babalarının fabrikasında işe koyulmuş.

Eh, böyle bir babanın fotoğrafını, işlerinin başında, iki oğlunun arasında çekmek gerekmez mi? Biz de rica ettik; fakat üçünü bir araya getirmek kolay olmadı, oğullardan biri makinelerin arasında, öteki önemli bir iş görüşmesinde. Sonuçta, ikisi de babalarının odasına geldiler. Oğullarının odaya girişinde: “İşte benim aslanlarım” derken Sadık Ağca’nın gururlu keyfine diyecek yoktu.

Fabrikalarında ürettikleri arasında spor kulüplerinin formalarında kullanılan kumaşlar da önemli bir yer tutuyor.

Büyük oğlu Yakup Ağca genel koordinatör, bir yaş küçüğü Yavuz Ağca, pazarlamanın başında. Allah bağışlasın, boylu poslu delikanlılar. Yavuz’un gömleğini siyah beyaz kareli görünce, biz de Beşiktaşlıyız ya, umutla soruyoruz: “Beşiktaşlı mısınız?” diye.

Meğer ikisi de Galatasaraylı imiş. Bu kez babaya dönüyoruz:

“Siz de Galatasaraylı mısınız?”

“Ben, diyor, hangi takımın formasını satarsak, o takımdanım.

” Başarılı iş adamın hâli başka.

Ne kadar dernek,o kadar oy

Politikada başarının yolu derneklerden geçer Hemşehri dernekleriyle yakın ilişkide olan, onları sevip birleştiren politikacı başarılı olur.

Hemşehri derneklerinin öncelikli amacı ve işlevi, üyeleri arasında dayanışmayı ve yardımlaşmayı sağlamak. Nitekim, hemen bütün derneklerin adında il, ilçe, köy adından sonra… “Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği” ifadesi yer alıyor. Bazılarında bu iki isme “Kültür” sözcüğü de ekleniyor.

Derneklerin yöneticileri ve üyeleriyle yaptığımız görüşmeler dayanışmanın, yardımlaşmanın ve kültürün şemsiyesi altındaki çalışmaları daha geniş boyutlarıyla ortaya koyuyor. Bu görüşleri harmanlayan bir değerlendirmeyi Gaziantepliler Dernekleri Federasyonu Başkanı İnal Aydınoğlu’nun ağzından özetleyerek aktaralım:

Küçük kentlerden, ilçelerden, köylerden gelenler, evleri küçük olduğu için, birbirleriyle buluşma ihtiyacını ufak semt kahvehanelerinde karşılamak her zaman yeterli olmuyor. Bu nedenle lokal ve dolayısıyla dernek ihtiyacı ortaya çıkıyor.

Derneğin ve lokallerin işlevleri, verdikleri hizmetleri şöyle sıralanabilir.

Hemşehrilerin rahatça buluşup görüşmelerini sağlıyor.

Yeni gelenler için bir sığınak ve iş bulma umudu oluyor.

Bir dayanışma merkezi oluşturuyor. Bu iletişim ve dayanışma ortamı, yardımlaşmayı geliştiriyor.

Yerel kültürlerin yaşamasına olanak sağlanıyor. Aile bağları kaybolmuyor. Şive bozulmuyor. Ölümlerden sonra taziyeler burada kabul ediliyor. Haberleşme burada sağlanıyor.

Politikaya güç kaynağı

Derneğin yarattığı bağlar politikaya yansıyor. Politikacılar, kendi yörelerinin İstanbul’daki hemşehri derneklerinden önemli ölçüde güç alıyor. Hemşehrilere yönelik politika dernekler üzerinden yapılıyor. Derneği çok olan, politikada daha çok etkinlik sağlıyor. Örneğin bir ilin ilçelerinden köylerine varıncaya dek İstanbul’da ne kadar çok derneği varsa, politikada başarı şansı artar. Seçim dönemlerinde derneklerin çalışması katlanarak artar. İlçe ve köy dernekleri, son aşamada kent ölçeğinde birleşir ve listeler tek olur.

Seçmen açısından baktığımızda, bunun temelinde şu psikolojik etmenlerle karşılaşırlar: Burada kendilerini garip, güçsüz, yabancı hissettiklerinden politikayı bir sığınma ve güç yeri olarak görürler. Her kentin, her dernek grubunun bir ağabeyi, bir etkin adamı vardır.

Sonuç olarak; İstanbul’da politikada bir yere ulaşabilmek için en etkin güç hemşehri dernekleridir. Bu derneklerle yakın ilişkide olan, onları seven ve birleştiren politikacı başarılı olur. Bunun kombinezonsuz Türkçesini biz söyleyelim: Ne kadar dernek o kadar oy!

Kayıt dışı iş dünyası diyebilirsiniz… Merdivenaltı sektörü denilebilir… Örtülü açık iş çevirenleri düşünebilirsiniz… Bu tür işlerin babaları, kimi dernekler üzerinden politikacılara ulaşıp işlerini görmek isterler. Çeşitli alanlarda derneklerin etkinliğini kullanmaya çalışırlar.

Boyabat’ın meşhur Kuzu Kebabını tanıtmaya geldi

 

Boyabatlı Kebap ustası İzzet Postaloğlu, işsizlikten ötürü gelmemiş İstanbul’a. Boyabat’ta da dükkânı varmış, Boyabat’ın kuzu kebabını tanıtmak için gelmiş, şimdi Ümraniye’de çalışıyor. Bir yandan şömineye benzer ocakta şişlere geçirilmiş kuzuları çeviriyor, bir yandan ocağın alevli ateşini idare ediyor, bir yandan da kebabını tanıtıyor. Kuzular kesildikten sonra, öyle bir gün bekletmek filan yok. Taze taze şişe geçirip, koca bir şömineye benzer ocağın ateşine diziyor. Sırasında kat kat dört şişe dört kuzu geçirilebiliyor. Şimdi iki şişte iki kuzu var; malum ya, ekonomik kriz teğet geçiyor, kebap yiyenler azalmış. Dört saatte pişen bir kuzudan ortalama 10 porsiyon kebap çıkıyor. Et fiyatlarında yükselme olunca eskiden 25 lira olan kilo fiyatı 35 liraya çıkmış. Ama zammı müşteriye yansıtmamak için, gramajı biraz hafifletmişler.

BÖLGELERDEN İSTANBUL’A GÖÇ VE DERNEKLEŞME

İç Anadolu’dan Sivas’ın payı yüzde 62

İstanbul’da en çok hemşehri derneğine sahip üçüncü bölge İç Anadolu bölgesidir. İç Anadolu bölgesindeki köy nüfusunda sadece %1,96 artış varken şehir nüfusunda %22,59 artış olduğu görülmüştür. Toplam nüfus artışı ise %15,78’tir. Son iki nüfus sayımı sonuçları İç Anadolu bölgesindeki nüfusun da Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgelerinde olduğu gibi köylerden kentlere göçtüğünü göstermiştir. İç Anadolu bölgesi nüfus artışı sıralamasında ise, sondan üçüncüdür. İç Anadolu bölgesinde nüfus artışı Karadeniz bölgesi kadar az değildir. İç Anadolu bölgesindeki nüfus artışı Doğu Anadolu bölgesiyle yakınlık göstermektedir. Bölgede Doğu Anadolu Bölgesi’nde olduğu gibi aile planlamasının yeteri kadar iyi yapılmadığı ve nüfus artışının hızlı olduğu düşünüldüğünde İç Anadolu Bölgesi de Doğu Anadolu bölgesi ve Karadeniz bölgesi gibi son 10 yılda oldukça fazla göç vermiştir. İstanbul’da İç Anadolu bölgesine ait en fazla dernek sayısına sahip il Sivas’tir. İstanbul’daki İç Anadolu bölgesine ait derneklerin %62’si Sivas iline aittir. Ankara’ya komşu olan illerin dernek sayısı ise İstanbul’daki diğer hemşehri derneklerine göre oldukça azdır. Bu da illerdeki göçün İstanbul’dan çok Ankara’ya doğru olduğunu göstermektedir. (Kaynak: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eyüp Dursun Ergür, Yüksek Lisans Tezi, 2006)

İstanbul’da 67 milletvekilinin 8’i İstanbullu

İstanbul’un 67 milletvekilinden sadece sekizi İstanbul kökenli. Aile kökeni Rize olup doğumu İstanbul olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da dahil edildiğinde bu sayı dokuzu buluyor. Benzetme yerindeyse, Erdoğan çift pasaportlu sayılabilir. İstanbul’dan sonra en çok milletvekiline sahip il olan Rize’nin İstanbul’dan milletvekili sayısı Erdoğan’la birlikte 6. Özetle, İstanbul’un 67 milletvekilinden 59’u İstanbul dışından. Bunların çoğu da Karadeniz bölgesinden. Aşağıdaki tablo siyasette İstanbul’daki Türkiye’yi gösteriyor. Liste şöyle:

1- Abdülkadir Aksu (AKP, 1944 Diyarbakır)

2- Güldal Akşit (AKP, 1960 Malatya)

3-Mustafa Ataş (AKP, 1957 Tunceli)

4- Lokman Ayva (AKP, 1966 Konya)

5- Egemen Bağış (AKP, 1970 Bingöl)

6- Ayşe Nur Bahçekapılı (AKP, 1954 Trabzon)

7-Murat Başesgioğlu (AKP, 1955 Kastamonu)

8- Nusret Bayraktar (AKP, 1951 Rize)

9- Hüseyin Besli (AKP, 1953 Giresun)

10- Necat Birinci (AKP, 1943 Trabzon)

11- Fuat Bol (AKP, 1955 Rize)

12- Alaattin Büyükkaya (AKP, 1950 Tokat)

13- Reha Çamuroğlu (AKP, 1958 İstanbul)

14- Ertuğrul Günay (AKP, 1947 Ordu)

15- Alev Dedegil (AKP, 1958 İstanbul)

16-Mehmet Beyazıt Denizolgun (AKP, 1954 İstanbul)

17- Ömer Dinçer (AKP, 1956 Karaman)

18-Mehmet Domaç (AKP, 1950 Giresun)

19- Nazım Ekren (AKP, 1956 İstanbul)

20- Recep Tayyip Erdoğan (AKP, 1954 İstanbul)

21- İdris Güllüce (AKP, 1950 Erzurum)

22- Nimet Çubukçu (AKP, 1965 Karaman)

23- İrfan Gündüz (AKP, 1950 Kayseri)

24- Halide İncekara (AKP, 1959 Antalya)

25- Ünal Kacır (AKP, 1953 Giresun)

26- Canan Kalsın (AKP, 1967 Elazığ)

27- Feyzullah Kıyıklık (AKP, 1949 Çorum)

28- Recep Koral (AKP, 1948 Niğde)

29- Burhan Kuzu (AKP, 1955 Kayseri)

30-Mesude Nursuna Memecan (AKP, 1957 İstanbul)

31-Mehmet Müezzinoğlu (AKP, 1955 Gümülcine)

32- Özlem Piltanoğlu Türköne (AKP, 1976 Ankara)

33-Mehmet Sekmen (AKP, 1958 Erzurum)

34- Edibe Sözen (AKP, 1961 Sivas)

35- İdris Naim Şahin (AKP, 1956 Ordu)

36- Hasan Kemal Yardımcı (AKP, 1950 Rize)

37- Hayati Yazıcı (AKP, 1952 Rize)

38- İbrahim Yiğit (AKP, 1947 Erzincan)

39- Ahmet Tan (Bağımsız, 1949 İstanbul)

40- Sebahat Tuncel (BDP, 1975 Malatya)

41-Mehmet Ufuk Uras (BDP, 1959 İstanbul)

42- Necla Arat (CHP, 1940 İstanbul)

43-Mustafa Şükrü Elekdağ (CHP, 1924 İstanbul)

44- Algan Hacaloğlu (CHP, 1940 Rize)

45- Birgen Keleş (CHP, 1939 Samsun)

46- İlhan Kesici (CHP, 1948 Sivas)

47- Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, 1948 Tunceli)

48- Esfender Korkmaz (CHP, 1940 Ardahan)

49- Bayrameli Meral (CHP, 1941 Erzurum)

50- Şinasi Öktem (CHP, 1955 Gümüşhane)

51-Mehmet Ali Özpolat (CHP, 1947 Kahramanmaraş)

52-Mustafa Özyürek (CHP, 1939 Nevşehir)

53- Fatma Nur Serter (CHP, 1948 İstanbul)

54-Mehmet Sevigen (CHP, 1954 Malatya)

55- Çetin Soysal (CHP, 1963 İstanbul)

56- Bihlun Tamaylıgil (CHP, 1966 İstanbul)

57- Ali Topuz (CHP, 1932 Rize)

58- Sacid Yıldız (CHP, 1948 Afyonkarahisar)

59- Ayşe Jale Ağırbaş (DSP, 1968 İstanbul)

60- Hasan Macit (DSP, 1953 Burdur)

61- Hüseyin Mert (DSP, 1961 İstanbul)

62- Süleyman Yağız (DSP, 1950 Gaziantep)

63-Meral Akşener (MHP, 1956 İzmit)

64- Atila Kaya (MHP, 1957 Kars)

65-Mithat Melen (MHP, 1947 Ankara)

66- Ümit Şafak (MHP, 1955 Kastamonu)

67- Durmuşali Torlak (MHP, 1962 İstanbul)

 

HAZIRLAYAN: NAİL GÜRELİ

[email protected]

9