Tuhaf şeyler

Perşembe, 04 Mart 2010 - 05:00

İddialar, iddialar, iddialar.
Makul olanları var, olmayanları var. Bazısında elle tutulur bulgular var, bazısında hiç yok.
Bir haltlar olduğu muhakkak...
Ama acaba nereye kadar? Acaba abartılı kısımları yok mu?
- Niye soruyorum?
Çünkü işin ciddiyetine gölge düşüren bölümler görüyoruz.
Mesela kendi uçağını düşürme’yi hiç anlamadım.
Önce Yunanlıların düşürmesi sağlanacak, onlar düşürmezse bizimkiler düşürecek.
Bizimkiler nasıl düşürecek uçağı? Pilot’a “düş” mü denecek? Eğer söz dinlemez de düşmezse başka türlü mü icabına bakılacak? Peki bu nasıl gizli kalacak?
*
Sonra... Bir uçağın düşmesi ne işe yarayacak? Darbecilere ne gibi bir katkı sağlayacak?
Ha anladım.
Milliyetçilik duygularımız kabaracak, asker milletiz ya, herkes teyakkuza geçecek. Tam o sırada, davudi sesiyle “yine de şahlanıyor aman” diyerek uzaktan Hasan Mutlucan gözükecek.
Öf içim şişti.
Çok zahmetli bir iş bu.
Kestirme yolu yok mu yahu? Darbe için gerekçeye ne gerek? Yaptım, oldu dersin olur biter.
*
Demek ki işi sulandırmak için ne mümkünse yapmışız.
Ama dikkat.
Bunu kim sulandırmış olabilir?
a) Darbecilerin içine sızan bir “darbe karşıtı
b) Bunu bize aktaran.
Çünkü her cins adam var. Baksanıza, ıslak imza makinası türünden yalanlara da rastlıyoruz.
Demek ki...
İster darbe öncesi, ister darbe esnası, ister darbe sonrası...
Biz ciddi olamıyoruz. Darbe hedefine ulaşsa da olamıyoruz, ulaşmasa da olamıyoruz, suçüstü yakalasak da olamıyoruz, olamıyoruz.