Tükenmez kaynak

Cumartesi, 19 Haziran 2010 - 05:00

Şunlara bakar mısınız? Atasözleri gibi.

Mesela:

- Hukukdışı bir eylemi, hukuk içinde kalarak durdurunuz.

Tekrarlar mısınız?

Hukuk içinde kalarak mı, kalmayarak mı?

Tabii ki “kalarak” diyeceğiz ama hiçbir zaman da “kalmayacağız.” Nitekim kalmıyoruz.

Yine mesela:

- Bir hukuk yanlışını düzeltmek için, bir başka hukuk yanlışı yapmayınız.

Emriniz olur...

“Yapmayız” deriz ama bilin ki bal gibi “yaparız”. Nitekim çok yapmışızdır.

Futboldaki kötü hakemlere benziyoruz. Haksız yere verdiğimiz bir penaltıyı telafi için, öbür kaleye de bir penaltı icat ederiz.

***

Hukuksuz yaşayamam.

Bunu, biyolojiden ikmâle kaldığım yıl, taa lisede farkettim...

Hukuk, sadece adliye koridorlarında aranmaz. Hayatımızın her saniyesinde adalete muhtacız.

Tayinde adalet, terfide adalet, cezada veya ödülde adalet... Kavgada bile adalet.

Son günlerdeki mahkeme kararları, bizde büyük ilgi uyandırıyor. Boşuna mı? Hayır... Hukuk’un Üstünlüğü, Güçlü’nün Hukuku’yla kıyasıya çarpışıyor. En memnuniyet duymadığınız kararlar bile size saygı telkin ettirmektedir.

İşte, asalet burada.

Hukuk, çok asil bir kurum.

Ne kadar dejenere etmeye çalışsanız yine de boş.

Bu bakımdan, ilk def’a karşılaştığımız veya karşılaşacağımız eksantrik kararlar’a, çaresi bol ve kaynağı tükenmez bir mantığın ürünü olarak bakın.

Muhtemel bir Yüksek Mahkeme kararı için onu “yok” sayın diyenler, bizi itaatsizliğe teşvik ediyor olamazlar... Olsalar bile fazla taraftar bulamazlar. Ama bu önerideki fantezi dahi, hukukun zenginliğini anlatıyor.