Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

“Türkiye Hollanda’ya ayar verdi...” mi?

Cuma, 17 Mart 2017 - 05:00

Başbakan Binali Yıldırım, bir meydan konuşmasında, Holllanda’daki seçim sonuçlarını yorumlarken, "Türkiye Hollanda'ya ayar verdi" şeklinde bir cümle kurdu. "Ne ayarı, nasıl bir ayar?" gibi sorular sormak mümkün.

“Toplantı yasaklıyorlar, ırkçılık yapıyorlar, Naziler, faşistler” gibi söylemler, yükseltilerek devam ettiriliyor. Yasaklamalara tepki gösterirken, önce, haklı bir yerden başlamıştık... Ancak, kibirli cümleler kurarak, gerçeklikten kopuk değerlendirmelere savrularak, argo dil kullanarak, haklılığı sürdürmek mümkün değil.

"Avrupa çöküyor, Türkiye kahramanlaşıyor. Önümüzdeki yıllarda Türkiye onları geçecek, bundan korkuyorlar, bizi çekemiyorlar, havaalanımızı kıskanıyorlar... Avrupa Birliği zaten dağılmak üzere, onları ciddiye almaya bile gerek yok..."

Hem sosyal medyada, hem basılı ve görsel medyada, bu tür ifadeler, yaygınlaşıyor. Gerçeklikten koptuğumuz oranda, öfkemiz de tırmanıyor.

Hamaset dili

Referandum ortamı nedeniyle mi buralara geldik? Yoksa, hamaset, artık bizim günlük hayatımızın normal bir parçası mı?

Şunu söylemek mümkün: Türkiye ile, Kıta Avrupası'nın ana eksenini oluşturan ülkeler arasındaki sorunların bir kısmı, Avrupa'nın mülteciler konusundaki bencilliğinden kaynaklanıyor. Bir kısmı, Türkiye'nin demokrasi standartlarındaki açmazlardan ileri geliyor.

Şu da bir gerçek: Türkiye, AB ile üyelik müzakereleri yürüten bir ülke. Ülkemizdeki insan hakları ihlalleri, demokrasi standartlarındaki zaaflar, AB'yi de yakından ilgilendiriyor. Eleştirmeye, denetlemeye, raporlar yazmaya hakları var.

Haklı olmak haklı kalmak

Son krize gelince: Türkiyeli siyasetçilerin, bu ülkelerde yaşayan yurttaşlarımızla buluşmalarında, bir sorun olmaması gerek. Dostluğun, müttefikliğin, temel insan haklarının gereği budur... Ama, bu işleri “ben yaparım, sen karışamazsın” diye de halledemeyiz.

Avrupa ülkelerinin kamuoyunda, Türk devletine karşı, çok yoğun bir tepki oluşmuş durumda. Gazeteler, TV'ler; Cumhurbaşkanının konuşmalarını manşetlere taşıdılar. Onlarda da seviye aşağılara düşebiliyor, kibir belirginleşebiliyor.

Gerilimi kızıştırmanın, kibirli tavırlar sergilemenin, iki tarafa da faydası yok. Kendi “doğru”larımızı karşı tarafa zorla dayatmaya çalışmak yerine, birbirimizi anlamaya çalışmayı esas alan bir yaklaşıma ihtiyacımız var.
Yandex.Metrica