Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Türkiye IŞİD'in lojistik üssü!

Perşembe, 30 Haziran 2016 - 16:00

Sineği tek tek öldürmek işe yaramaz. Bataklığı kurutmak gerek. Türkiye’nin IŞİD’in lojistik üssü olduğu uzun bir süredir yazılıyor. Ama nerede? Birkaç küçük yayın organında. İstihbaratın ve polisin de haberi olduğu ama üstüne yeterince gidilmediği de söyleniyor.

Bunlar hep muhalif tevatürü diye kulak ardı ediliyor. Daha nereye kadar? Sadece insanları öldürmekle kalmıyor, Türkiye’nin itibarını, ekonomisini, geleceğini hedef alıyor. IŞİD’i hangi siyasi gerekçelerle kolluyorlarsa artık vazgeçecekleri sinyali, RTE’nin “Bundan sonra milat” demesi midir?

İnşallah! Çünkü bazı şehirlerimiz resmen IŞİD’e adam toplama, bomba yeleği imal etme, örgütlenme merkezi olarak kullanılıyor! Gazeteciler biliyorsa istihbaratın bilmemesine imkan var mı?

Önce kaos sonra katliam

İster IŞİD olsun, ister PKK, ister kendilerine biçtikleri başka bir isim; artık çok net anlaşıldı ki taktik aynı. Teröristler önce kaos yaratıyor, o kaosun şoku içinde güvenlik önlemlerini aşıp daha büyük bir hasar veriyor.

Bu kez de öyle oldu: üç terörist araçtan iniyor, biri kendini dış kapının önünde patlatıyor. Taksi şöförleri, yolcusunu bekleyenler havaya uçuyor. Can pazarı yaşanırken, havaalanı giriş kapısı önündeki güvenliğin dikkatini dağıttıkları için ellerindeki makineli tüfeklerle rahatça içeri giriyor, X rayden naralar atarak geçiyor ve ateş açıyorlar! Saniyeler geçiyor bu arada, saatler değil tabii.

O arada kendine gelen bir polis tüfekli saldırganı yaralıyor ama öldüremediği için terörist kendini patlatma şansını buluyor! İkinci bomba ve hemen arkasından üçüncü de kendini patlatıyor. Üç bombanın patladığı kalabalık bir havaalanında elbette bu kadar çok ölü ve yaralı olur.

Şimdilik kırkın üstünde ölü ve yüzün üstünde yaralı. PKK ve kırsalda da Demem o ki PKK da aynı taktiği neredeyse yıllardır uyguluyor. Bir sınır karakoluna, küçük bir yerdeki lojmana, askere, polise kalabalık bir grupla saldırı yapılıyor. Oraya müdahale ve yardım etmek için daha büyük yerden kuvvetler harekete geçiyor. Ve ikinci saldırı, tuzaklanmış yol, zırhlı araçlar devriliyor, yerlere saçılan yaralılara tuzak kurulduğu yerden ateş ediliyor ve asıl büyük katliam o arada yapılıyor. Üstelik temiz iş, çatışma bile yok.

Yeni savunma taktiği Terörist taktik geliştirmişse güvenlik güçlerinin de taktik geliştirmesi gerekiyor. G

üvenlik güçleri bu tür öncü saldırılara hazırlıklı olmalı. Havaalanında dışarıda bomba patladıysa içerideki güvenlik şoka girmeyecek, teyakkuza geçecek, şimdi burada da bir şey olabilir diye yerini korumaya alacak. Bunları söylemesinin kolay, yapmasının zor olduğunu biliyorum.

Ama yapmak zorundayız! Karşımızda “Tutmayın beni, geç kalıyorum, cennete gideceğim, beni bekliyorlar” diye beyni ütülenmiş, belki ilaçlanmış, afyonlanmış ve belki de vazgeçme imkanı olmayan bir terörist sürüsü var! Bunlar artık özgür ve bilinçli bireyler değil, birer ölüm makinesi, birer robotik silah!

Yastayım, hastayım, öfkeli ve isyandayım!

Her ay bir katliam, on aydır! IŞİD, PKK, terörün rengi önemli değil. Sıradan insanlar, kadınlar, çocuklar, erkekler, yaşlılar, siviller, görevliler ölüyor, hiç önemli değil, insanlar ölüyor. 7 Haziran seçimlerinden bu yana asker, polis, güvenlik görevlileri ölüyor, şehit oluyor.

Sayıları bine yaklaştı! Teröristler “etkisiz hale getiriliyor.” Yani öldürülüyor. Sayısı önemli değil, çünkü inandırıcı değil, belli değil. Ülkemde oluk oluk kan akıyor.

Yastayım, hatta başım çatlıyor, hastayım! Ve daha da fenası, öfkeliyim, isyandayım! Gerginim, depresyondayım, umutsuzum, karamsarım! Bu muydu istikrar vaadiniz? Bu muydu nurlu Yeni Türkiye? Bu muydu vaat ettiğiniz gelecek?

Ve şimdiye kadar bir tek kişi, bir tek yönetici de ben sorumluyum, özür dilerim demedi! Bir de bizden özür dileyin yahu! Bu isyandaki ben aslında biz, aslında sen!