www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN89,1480 %0,20
  • BIST74155 %-1,04
  • EURO2,8715 %-0,10
  • USD2,2785 %0,04

Kadınlar çok yalnız; hem kadın,hem erkek

28 Temmuz 2013
Yazı Boyutu:

İftar davetlerinin birbiri ardına geldiği sıcak yaz akşamlarında “Allah kabul etsin” deyip teşekkürle yetinirken AKKadın Başkanı Av.Özlem Zengin’in davetine niye gittim?

Kadın gazetecilerin katıldığı küçük bir grupta Özlem Hanım’dan parti çalışmalarını dinlemek için. Nitekim iftardan sonra ev ziyaretine de katıldım, iyi işler yaptıklarını gördüm. AKP Kadın Kolları İstanbul’da 9 bin kadınla başı darda, yalnız kadınların sorunlarını çözmek için çalışıyor.

Özlem Zengin, “Sorun çıktı mı adam bırakıp gidiyor, ailesiyle ilgilenmiyor, evin direği kadın olmuş. Zor zamanda da dayanıyor, çocuklarına sahip çıkıyor, ama çok yalnızlar” diyor.

Yoksul, çok çocuklu, evinde yaşlısına çocuğuna merdiven silip bakan kadınlara yardım elini uzatan AKkadınların sosyal devletin yapması gerekenleri yaptıklarını, bunun ne kadar doğru olduğunu soruyorum.

“Biz daha çok bu yardımları alabilmelerine yardımcı oluyoruz. Kime gideceklerini, kimden yardım isteyeceklerini, haklarını bilmiyorlar” diyorlar. Kimliği, sigortası, işi, bursu olmayan kadınlara, çocuklara çözüm yollarını gösteriyorlar.

Her gece ev ziyareti

İftar sonrası gittiğimiz evlerde buna kendim de tanık oluyorum. Öylesine yoksulluk, öylesine yalnızlık, öylesine tek başına direnme! Kümesten derlenip toparlanmış evde alzheimer hastası kayınvalidesi ve iki çocuğuna bakan kadın, yaşlı kadın için nereden yardım isteyeceğini bilmiyor.

Eşi hasta. Evin direği olması gereken oğul ise askere gidecek, ortada yok. Bir başka evde ise Özlem Zengin’in işaret ettiği, ailesinin hem erkeği hem kadını olmak zorunda kalmış, 4 çocuğunu merdiven silerek büyütmüş bir anne var.

Babanın gölgesinin bile olmadığı evde, kızlar büyümüş, liseye gidiyor. Bütün kardeşler avuç içi kadar bir odada, ranzalarda yatıyor. Eskinin “Bakabileceğin kadar çocuk” politikası “Üç yetmez, daha çok çocuk” politikasından daha akılcı değil miydi?

Yardımla, destekle de olsa 4 çocuk kolay mı büyüyor? Ve bu iki örnek kadından, ne yazık ki daha o kadar çok var ki!

Bir kere de düşün, neden diye!

Gezi’den sonra karizma öyle bir çizildi ki bir türlü toparlayamıyor. Ne Kazlıçeşme’deki 1.5 milyonluk muhteşem kalabalık, ne her gece attığı iftar nutukları mübarek Ramazan ayı yüzü suyu hürmetine bile yüreğindeki kin ve nefreti, öfkeyi yumuşatamıyor.

İşin kötüsü bağırıp çağırdıkça daha da puan kaybediyor! Gezi olaylarında binlerce yaralı, gözünü kaybeden 11 kişi, biri linç edilerek, bir kaçı tamamen tesadüfen oralarda bulundukları için, bir ikisi sadece taş attıklarından polisin hedef gözeterek attıkları gaz kapsüllerinden hayatını kaybetti.

Bir aydan fazladır bekliyorum, bir başın sağolsun, bir geçmiş olsun sözü bile çıkmadı ağzından! Ne anaların göz yaşları, ne acılı cenaze törenleri yüreğini yumuşatamadı.

“Bu ülkede her gün küfredilen bir başbakan var” demiş, geçende. Bir düşünsene neden? Bunlar bana niye kızıyor diye bir düşünsene!

Her gece ev bay

Dünyanın sayılı sanatçıları bir metne imza atıp, ceplerinden para verip ünlü bir gazetede ilan yayınlatmış. Köpürüyor! Sadece o değil, bakanları da insanı acı acı güldüren zavallılıkta karşı çıkışlar yaptılar.

Oscar’ı küçümsesen ne olur, bilen biliyor. Adam Oscarlı oyuncu, paraya para demez bunlar “para aldılar” demek için aklını yitirmiş olmak lazım. Ya gazeteye sataşmaları?

Orası Türkiye değil, gazetenin bağlı olduğu sanayi devine gece polis baskını yaparak korkutamıyor, devlet ihalesi vermem sonra diye tehdit edemiyorsun maalesef.

Acı geliyor biliyorum, parlayan yıldız olmaktan diktatör diye anılmaya düşmek. E kızacağına bir düşün, bir anlamaya çalış, neden? Sadece o değil suçlu, bu yanlış gidişte uyarmaya cesaret edemeyen, hatta teşvik eden, yanında duranlar da hatalı.

Ama en komiği her taşın altında CHP’yi aramaları ki, olsa olsa iltifat yerine geçiyor! AKP kendi kendinin kurdu oldu. Baskı, dayatma ve kayırma politikasıyla geleceğini törpülüyor.

Bayrak insandan değerli mi?

Suriye’deki iç savaş artık sınırlarımızın içine girdi. 2.5 yıldır sonuncuyla birlikte 67 kişi öldü, sınır ötesinden seken kurşunlardan! İnsanlarımız ölürken geliriz ha, savaşırız ha diye kıyameti kopardığımız konu, bayrak!

Sınır ötesindeki binanın tepesine PYD bayrağı dikilmiş. PYD, oranın PKK’sıymış. O bayrak inecekmiş. Senin memleketinde sanki hiç mi PKK bayrağı asılı değil bir yerlerde?

Olay çıkaracaksak öldürülen insanlarımız için çıkarsak ya. Bu arada nasıl oluyorsa o bayrak iniyor. Yerine yine Esad muhaliflerinin bayrağı asılıyor. Açıkçası Suriye’de kim kimle savaşıyor, hangisinin kazanması bizim işimize geliyor, biz Esad’a niye düşman olduk da şimdi Kürtleri mi tutuyoruz, yoksa karşı mıyız, anlayan beri gelsin.

Özgür Suriye Ordusu kim, nasıl savaşır, savaşçıyı, silahı nereden bulur, orası da karışık. Bu şamata içinde bayrak kavgası yapmamız da olsa olsa komiktir. Yansam yansam hiç bir suçları olmadan ölen 67 yurttaşıma yanarım, bir de işi bozulan, ticareti sekteyi uğrayan, evine ekmek gitmeyen bölge insanıma.

BU HABERİ PAYLAŞ