Türkiye'nin fırsatları tehlikelerle iç içe

a
a
Cumartesi, 04 Eylül 2010 - 05:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan günlerdir beklenen Diyarbakır mitingini dün gerçekleştirdi. Diyarbakır cezaevinin kapatılacağını söyledi, insan hakları ve demokratikleşme gibi bir dizi konuda çarpıcı mesajlar verdi. Farklı kesimlerden insanları çevresine toplayarak referandumun bir AK Parti meselesi olmadığını vurgulamaya çalıştı.

Amerika Birleşik Devletleri Genelkurmay Başkanı Michael Mullen aynı saatlerde Ankara’da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner ile görüşüyordu... İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Filistin lideri Mahmud Abbas’la birlikte Amerikan Başkanı Barack Obama’nın liderliğindeki barış görüşmelerine katılıyordu. Mısır lideri Hüsnü Mübarek, Ürdün Kralı Abdullah ve İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair’in de katıldığı barış masasında Türkiye yoktu. Ancak gelişmeler Ankara’da yakından izleniyordu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, yaşanan sel felaketinden sonra dünyanın dikkatini buraya çekmek üzere Pakistan’a gitti. Büyük miktarda insani yardımı beraberinde götürdü. Felaketin yaralarını sarmaya çabalayan Pakistan ise dün bir acıyla daha sarsıldı. Quetta kentinde Şiileri hedef alan saldırıda 42 kişi öldü. Yoksulluk ve çaresizliğin pençesinde kıvranan Pakistan’ın siyasi istikrarsızlığa sürüklenmesi halinde bölgenin ne kadar büyük bir tehlikeye sürükleneceğini bir kez daha gördük.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Bosna Hersek ziyaretinde ülkenin birliğini sağlamanın önemine vurgu yaptı. Sırplara ve Boşnaklara mesaj gönderdi.

Peki, birbirinden tamamen farklı bütün bu konuları neden alt alta sıraladım? Cevabı şu: Olup bitenlerin tamamı Türkiye’nin ilgi sahasındaki coğrafyada yaşanıyor. Türkiye, bütün bu süreçlere müdahale etme, barışa katkı sağlama ve çatışmaları önleme gücüne sahip. Bölge yeniden şekillenirken Türkiye’nin daha fazla katkı verme ve zenginliklerden pay alabilme imkanı var.

Büyük bir kaos yaşayan Afganistan’da Türkiye’nin katkısı olmadan somut bir proje geliştirmek mümkün değil, Pakistan da aynı durumda. Kardeş Pakistan halkı Türkiye’nin gözünün içine bakıyor. Balkanlar’da “Asla bir araya gelemezler” denen Sırp ve Boşnak liderlerin ellerini barış için havaya kaldırmayı başaran Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, benzer şeyi Kafkaslar’da da sağlayabilmek için uğraşıyor.

Ben bunları yapmaya çalışan Türkiye’nin, Amerika ve İsrail ile çatışarak değil, en üst seviyede işbirliği yapmaya çalışarak daha fazla güç kazanacağını düşünüyorum. Ancak her şeyden önce farklı coğrafyalara uzanabilen Türkiye’nin bütün bu büyük hedeflerini bir adım daha ileriye taşıyabilmek için öncelikle kendi iç barışını sağlamaya ihtiyacı var.

İşte bu noktada Türklerin, Kürtlerin ve bu ülkede yaşayan herkesin düşünme vakti geldi! Refahı ve zenginliği birlikte paylaşarak daha mı ileri gideceğiz yoksa birbirimizin gözünü oyup bölgenin parçalanmasını isteyenlerin ekmeğine yağ mı süreceğiz?

Bu programı kaçırmayın!

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan yarın sabah 10.00’dan itibaren 24 Televizyonu’nda canlı yayın konuğum olacak. Babacan, hükümetin çalışkan ve etkili isimlerinden... Bütçe disiplini ve mali sistemin sağlıklı çalışması için samimi gayret gösteren bir politikacı. Ali Babacan yarınki programda referandum öncesinde ekonominin genel görünümünü ve demokratikleşme yönünde atılan adımların küresel çapta Türkiye’yi nasıl konumlandırdığını anlatacak. İşsizlikle mücadele, döviz kurları, büyüme hedefleri gibi konuları da konuşacağız. Programdan, bir dizi konuda çok ses getirecek mesajların çıkacağını tahmin ediyorum. Mutlaka izlemenizi öneririm. Ali Babacan ile gerçekleştireceğimiz yayını www.yirmidort.tv adresinden yüksek çözünürlük (HD) kalitesinde de izleyebilirsiniz.