Vuruşa vuruşa...

Pazartesi, 30 Kasım 2009 - 05:00

Türkiye, eksen mi değiştirdi? Yâni, bir yüzü batıya bakarken öbür yüzünü doğuya çevirerek iki yüzlülük mü sergiledi Türkiye?
Hayır.
Ama AB’nin şımarıklığına tavır koydu.
Fena mı etti?
“Bizi ister alsınlar ister almasınlar” diyecek noktaya gelmemiz hiç de fena sayılmaz.
AB’ye yarın girecekmiş gibi hazırlık yapacağız ama hiç girmeyecekmiş gibi de kuyruğu dik tutacağız.
Ve neticede kazançlı çıkacağız.
*
Diyelim ki bizi almadılar.
Ne olur?
Çıkarttığımız bütün uyum yasaları sanki iptal edilip eskiye mi dönülür?
Mesela... İdam geri mi gelir?
Zina suç mu sayılır?
Her türlü açılım geçersiz mi kılınır?
Hayır.
20 kişilik sınıflarda eğitim vermek için AB üyesi olmaya gerek yok.
Kurban kesimine bir disiplin getirmek, artık UEFA kuralları kadar işlerlik kazanıyor.
Özet:
Zorla terbiye edilecek bir Türkiye yerine, kendi kendini terbiye edebilen bir Türkiye’dir asıl hedef.
Hangi iktidar gelirse gelsin bu böyle.
AB, teferruat.
Bütün mesele, batıcı mı olalım, batılı mı olalım?
*
Kaldı ki... Verdikleri sözü tutmayan Büyük Devletler’in Küçük Adamları’nı dünyaya teşhir etme hakkımız doğacaktır.
Batı’nın zayıf karnını keşfettik.
- Kaypak siyaset ve gayrıciddiyet.
Evet.
Türkiye, ciddiyet arayan ama sürekli de ciddiyet sergileyen bir tutum izleyebilirse, AB yolculuğundan kendi isteğiyle vazgeçip geri çekilebilir.
Tabii vuruşa vuruşa.