Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Washington, Ermeni konusunda Ankara'yı suçluyor

Salı, 23 Şubat 2010 - 05:00

Ermenistan ile imzalanan tarihi protokol, her geçen gün cazibesini kaybediyor. Washington’daki genel değerlendirme de, gelinen noktadan sorumlu tarafın Ankara olduğu şeklinde. Obama yönetimi, protokolün geleceği ve Kongre’ye sunulacak olan “soykırım tasarısı” konusunda da çok kötümser.

Bu konuyu Washington’da yakından izleyen üst düzey yetkililerin kendi açılarından yaptıkları değerlendirmeler ve verdikleri bilgilerle bir araya topladığımız zaman, ortaya bizim düşündüğümüzden çok daha farklı bir manzara çıkıyor.

Obama yönetiminin öncelikli adımlarından biri, soykırım açmazından kurtulmak amacıyla, Türkiye ile Ermenistan’ı bir araya getirmek ve uzun bir görüşme sürecine sokmak olmuş, bunu “bilinçli şekilde atılmış bir adım” diye niteleyen yetkililer “Yönetim olarak hem çok çaba harcadık, hem de çok zaman ayırdık” diye yakınıyorlar.

Başkan Obama’nın Ankara ziyaretiyle başlayan sürece ve Dışişleri Bakanı Hillary’nin bir ara her işini bırakıp, bu konuya odaklanmasına dikkat çeken aynı çevreler, protokolün imzalanmasından sonra yaşananlardan daha çok Türkiye’yi sorumlu tutuyorlar.

Amerikalılara göre, Türkiye Azerbaycan’ı zamanında etkili şekilde ikna edemedi. Protokolün imzasından sonra, Bakü’nün sert tepkisine çok çabuk teslim olduğuna inanılıyor.

Protokolün TBMM’den geçmesinin, Başbakan tarafından Karabağ sorununa bağlanmasını “öldürücü darbe” olarak görüyorlar. Ermeni Anayasa Mahkemesi’nin kararını ise, protokol sürecini aksatmayacak, ülkenin genel havasına uygun, “anlaşılır bir tepki” olarak niteliyorlar.

Soykırım tasarısı bu defa geçebilir

Washington’da şimdi Türkiye ile ilgili öncelikli konu soykırım tasarısı Kongre’ye geldiğinde, Obama yönetiminin nasıl tepki göstereceği...

Obama’nın seçim kampanyası sırasında, Ermeni soykırımını kabul edeceğini söylemesine dikkat çekiliyor ve yeni bir gelişme olmadığı taktirde, bu tutumunu sürdürmek zorunda kalacağı belirtiliyor.

“Bu durumu değiştirmenin en kestirme ve etkili yolu, Türkiye’nin Ermenistan protokolünün onay işlemini, Karabağ çözümünden ayırmasıdır” diyen aynı yetkili, bunun ne kadar güç olduğunu biliyor, ancak “Başka çıkış yolu göremiyorum” demekten de kendini alamıyor.

Anlayacağınız, Washington’da her yıl olduğu gibi, yine kara bulutlar toplanıyor. Aynı senaryolar yaşanacak. Karşılıklı tehditler savrulacak, gereksiz bir gerilim yaşanacak, ilişkiler zedelenecek.

Peki, Washington bu duruma seyirci mi kalacak?

Bu soruya şöyle bir yanıt alıyorsunuz:

Obama’nın verdiği sözü geri alarak prim kaybetmemesi için, Türkiye ne yapıyor, bana söyler misiniz? İsrail’i sürekli döven, özellikle de İran konusunda bizim çabalarımıza ters düşen Ankara’yı memnun etmek için, bizler neden Başkan’ı zora sokalım?”

Washington’daki AK Parti aleyhtarları, son dönemlerde görüşlerini daha etkili biçimde duyurabiliyorlar. İlk başlarda, Obama yönetimi, bu eleştirilere kulak asmıyor ve Erdoğan’a desteğini sürdürüyordu. Ancak bu destekte bir erime var. “Artık eskisi gibi kulaklarımızı kapatamıyoruz. Türk dış politikası konusunda bir gariplik hissetmeye başladık” deniyor.

İşte, Ermeni soykırım tasarısının son durumu. İlgilenenlere duyurulur...

KİTAP KÖŞESİ

Eşi türbanlı bir subayın anıları

İskender Pala, 15 yıl süreyle subaylık yapmış ve 28 Şubat döneminde 163 askerle birlikte TSK’dan çıkarılmışlardan biri. Kapı Kitabevi’nin yayınladığı anı dizisinin sonuncusu. Pala’nın kitabını, TSK’da eşi türbanlı olan ve namaz kılan subaylara karşı nasıl ve neden olumsuz bir tutum takınıldığını anlamak için okuyun. Bu bir intikam kitabı değil. Aksine koskoca bir mekanizmanın nasıl çalıştığını, içindeki çelişkileri merak edenler okumalı. Tüm acı anılara rağmen, oldukça tarafsız yazılmış. Özeleştiri de var, övgü de. Tavsiye ederim. (Kapı Yayınları 0212 513 34 20, www.kapiyayinlari.com)

Rus Basınında Kurtuluş Savaşı ve Atatürk / Devrim Yılları

Türkiye ve Rusya... Bin yılı aşkın Türk-Rus ilişkilerinde düşmanlık nasıl oldu da büyük bir dostluğa dönüştü? Avrasya’nın kaderini belirleyen adımlar nasıl atıldı? Rasim Dirsehan Örs, “2009 Yunus Nadi Sosyal Bilimler Araştırma Ödülü” alan Devrim Yılları isimli kitabında Bolşeviklerin Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı’nı nasıl kendi hayat memat meselesi olarak gördüğünü ve yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunda verdiği desteği anlatıyor. Kitabı okurken Türkiye ile SSCB’nin kurulduktan sonra nasıl birlikte var olma mücadelesi verdiklerini izleyecek, içinde bulunduğumuz coğrafyada bugün olan bitenleri daha doğru değerlendireceksiniz. (Cumhuriyet Kitapları: 0 212 343 72 74, www.kitap.cumhuriyeti.com.tr)