Mehmet Çoşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Yaşama sebebiniz hayat gücünüz

Cumartesi, 22 Mayıs 2010 - 05:00

Aşk yaraları; yürekleri yaraladıkça, aşka olan inanç azalıyor, insanlara duyulan güven kayboluyor. Özellikle kadınlar, travmatik sonlarla biten ilişkilerden sonra kendilerini toparlamakta güçlük çekiyor. Aynı acıyı bir daha yaşama korkusu aşka mesafeli durmalarına ve belki de hayatlarının en büyük aşkını kaçırmalarına neden oluyor. Tabii bu durumda kişi, en büyük cezayı kendisine vermiş oluyor ama bundan haberi bile olmuyor. Başka bir tehlike daha var... Böyle yürek yaralıyken, yanlış yapma tehlikesi... Yani sırf duygusal boşluğu doldurmak adına olmayacak kişilerle ilişki yaşamak, olmayacak kişilerin ilgisine kapılmak gibi... İşte bir örnek:

***

Aşk benim yaşama sebebim, hayat gücüm... Ama aldığım yara aşka olan inancımı yitirmeme sebep oluyor. Gelip geçici insanlardan çok yoruldum. Çok sevdim çok... 4 yıl çıktık, ilk aşkımdı. İlk olduğu için hep özel kaldı. Ayrı ayrı şehirlerdeydik, küçüktük pek görüşemezdik. Başkasını sevdi. Elimden acı acı kayıp gidişine şahit oldum. Zaman geçti, birkaç hayat soktum kendi hayatıma. Birbirine uymayan renkler gibiydik. Sadece benim rengimi soldurdular. Sonra birini gördüm ve görür görmez “İşte bu!” dedim. 1 ay zor dayandı bana, sonra gitti. Eski kız arkadaşıyla barışmak için çabalıyormuş. Yıkım olmadı ama nedenini çok sordum kendime. Öyle bir aşk istiyorum ki; masumiyetini kaybetmesin, hep aynı heyecanla sürsün. Ama o kadar zor geliyor ki artık; ne sevilmeye layık birini görüyorum ne de sevebilecek cesareti bulabiliyorum. Biri var, çok yakın arkadaşım... Ama “Olmaz” diyor içimden bir ses. Günlerdir uykusuzluk çekiyorum, mutsuzum. Ne yapmalıyım bilmiyorum...”

***

Bu mektubu yazan hanım okurum umutsuzluğu neredeyse bir yaşam biçimi haline getirmiş. Sanki bundan sonra hiç mutlu olamayacak, hiç aşkı bulamayacakmış gibi hissediyor. Ve tabii ki, “Madem kimse beni mutlu etmiyor, öyleyse istemeye istemeye de olsa yakından tanıdığım dostumla sevgili olayım” hatasına düşüyor. Ama bu ilişkinin uzun soluklu olmayacağını söyleyeyim. Sadece çok kısa bir süre kendini iyi hissedecek, sonra yine eski ruh haline bürünecek ve üstelik bu kez baş etmesi gereken yeni bir sorunla karşı karşıya kalacak. Öyle ya, bir de bu ilişkiyi bitirmek gerekecek değil mi? Nitekim mektubu yazan okurum “İşte bu” dediği erkeğin eski kız arkadaşını unutmak için kendisiyle birlikte olduğunu yazıyor. Ve şimdi o da aynı hayatı yapmak üzere...

***

İlişkileri sadece bitişiyle değerlendirmek yanılgısı, aşkın tamamına olumsuz bakmanıza neden olur. Yukarıdaki mektubu örnek alırsak, 4 yıl süren ilk aşkı için “Başkasını sevdi, elimden kayıp gitti” diyor okurum. Oysa o 4 yıl içinde yaşanmış elbette güzel şeyler de vardır. Bazen ilişkiler süresini doldurur ve taraflardan biri gitmek ister. Bu durumda onu zorla tutamazsınız. Zorla kendinizi sevdiremezsiniz. Öyleyse gideni gülerek uğurlayıp, sonrasına bakmak gerekir. Aşk umutsuzluğu kabul etmez. Her zaman olumlu bakmanız sizin yararınızadır. Olumlu bakarsanız aşkı çağırırsınız. Aksi takdirde hayat gücünüzü de, yaşama sebebinizi de kaybedersiniz..