BİZ AYRILAMAYIZ

20 Nisan 2018, Cuma 19:30
AA
ABD ile Türkiye'nin, köklü geçmişi nedeniyle bölgede en önemli stratejik ortak olduğuna dikkat çeken Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, "Bu iki ülkenin ilişkisi, yalnızca kendileri için değil bölge dinamikleri, dünya barışı ve ekonomik dengeler için çok önemli. İki ülke ayrılamaz" dedi
 
Sorunlara rağmen
 
Türkiye-Amerika ilişkileri önemli bir aşamadan geçiyor. 'İlişkiler hiç olmadığı kadar kötü' yorumları dahi yapılıyor. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler normalleşme yolunda umut veriyor. Özellikle artan ekonomik ilişkiler, hızlanan siyasi diyalog bunun göstergesi. Ticari alandaki ilişkilerin daha hızlı geliştiği aşikar.
 
20 milyarlık ortaklık
 
Türkiye'nin ABD’ye ihracatı 2017'de yüzde 32.4 artarak 8.6 milyar dolara çıktı. Ticaret hacmi ise 20 milyar dolara dayandı.

ABD, Türkiye'de yatırımları olan ülkeler arasında büyüklük açısından ikinci. ABD sermayeli şirketlerin Türkiye'deki toplam yatırımları 55 milyar dolar. Geçtiğimiz günlerde THY, Boeing'le 7 milyar dolarlık önemli bir anlaşma daha imzalandı. Bunlar köklü ilişki açısından önemli göstergeler.
 
ZOR GÜNLERİ UNUTMAYALIM
 
Son dönemde iki ülke arasında yaşanan süreci, 65 yıllık köklü ilişkilerin nereye doğru yol aldığını Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ile detaylı bir şekilde konuştuk. Kendisi, yakın bir tarihte de ABD'de, Başkan Trump'a yakın isimlerle de bir araya geldi...
 
Soru: Türkiye, ABD için stratejik bir ülke ama son dönemde yaşananlar hem kamuoyu hem de hükümet nezdinde çok eleştirildi. İlişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Türk-Amerikan ilişkileri denilince öncelikle şunu unutmamak gerekiyor; bu iki ülkenin ilişkisi, yalnızca kendileri için değil bölge dinamikleri, dünya barışı ve istikrarı, küresel ekonomik dengeler için çok büyük önem arz ediyor.

Geçtiğimiz 10 yıllara baktığımızda, örneğin ABD'nin Türkiye’ye olan desteğinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkilerinin olumlu gelişmesine katkısı olmuştur. Aynı şekilde ABD için de Türkiye'nin dostluğu, soğuk savaş döneminden bu yana büyük artılar sağlamıştır.

Ayrıca yıllar içerisinde ABD'nin gerçekleştirdiği savaşlarda Türkiye'nin aldığı kritik rolleri atlamak çok yanlış olur. Tüm bu zor günleri unutmamak lazım. Soğuk savaş geri gelirken Türkiye'yi herkes yanına almak ister. Dünya'nın dört bir yanında beraber savaşmış bu iki dost ve müttefik ülkenin aynı yakınlığı ticarette de kurmaları gerekiyor.


 
'BU SİYASETİN İŞİDİR DİYEMEYİZ'
 
Soru: TAİK olarak ilişkileri geliştirmek için ne gibi çalışmalarınız var?
İş dünyası olarak bizlerin de bu ilişkiyi geliştirmek, aksayan yönlerini düzeltmek için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum. 'Bu siyasetin işidir, onlar düzeltsin' diye bekleyemeyiz. Avrupa, Asya ve Ortadoğu ile belli bir ticaret hacmine ulaştık. ABD ile hak ettiği büyüklüğü hala yakalayamadık. ABD'nin yılda 20 trilyon dolarlık ekonomisi olduğunu düşünürsek, aldığımız payın yeterli olmadığı ortada. Bu konuları 22-24 Ekim'de Washington’da gerçekleştireceğimiz zirvede ele alacağız.
 
DOĞRUDAN YATIRIMDA İKİNCİ SIRADA
 
Soru: Çok öne çıkmasa da ABD'li firmaların Türkiye'deki yatırımlardı dikkat çekiyor...
 
ABD, Türkiye'de yatırım gerçekleştiren en büyük ikinci yatırımcı ülke. ABD'li firmalar, Türkiye’de 55 milyar doları aşan yatırım gerçekleştirirken, 95 binin üzerinde de istihdam yaratıyor. Türkiye ticaret faaliyetlerinin yarısını ABD ve AB ile gerçekleştirirken, çektiği doğrudan yabancı yatırımların üçte ikisini de bu ülkelerden alıyor. Genellikle gözden kaçan bir nokta: Türk şirketleri de ABD'ye yatırım yapıyor, Amerikalı istihdam ediyor. Türkiye, ABD'ye yatırım yapan ülkeler arasında, yatırımları en hızlı büyüyen 9'uncu ülke.
 
Soru: Global ortaklıkları da unutmamak gerekiyor...
Evet. Türkiye ile ABD yalnızca kendi ülkelerinde değil, Arnavutluk'tan Kazakistan’a kadar birçok ülkede önemli ortaklıklar kuruyor. TAİK üyelerimiz arasında da ENKA, Koç, Eczacıbaşı, Gama Holding gibi birçok firmamız ABD'li ortaklarıyla önemli işlere imza attı. Bu ortaklıklar yeni coğrafyalara da taşınabilir. Örneğin Türkiye'nin Afrika Kıtasındaki stratejik ağırlığı ile ABD'li şirketlerin tecrübesi birleşerek yepyeni, katma değeri yüksek fırsatlar yaratılabilir. Bu imkanların iki ülke için de ciddi öneme sahip olduğuna inanıyorum.
 
 
 
İŞ HACMİNİN SİYASETE OLUMLU KATKISI OLUR
 
Soru: Mart başında ABD'ye yaptığınız ziyarette Ticaret Bakanlığı'nı da ziyaret ettiniz. Nasıl bir izlenim edindiniz?
 
Ticaret Bakanı Ross, Trump gibi iş dünyası geçmişi olan birisi. Ticaret Bakanlığındaki üst düzey yetkililerle yaptığım görüşmede "Siyaseti ve buradaki gelişmeleri bir kenara bırakıp, iki ülke arasındaki ticareti geliştirelim" diyen, kararlı bir tavır gördüm.

İki ülke arasında çok büyük bir potansiyel olduğunu, buna özel projeler yaparak ticari ilişkilerde çok daha hızlı yol alabileceğimizi duyduk. Ross aynı Trump gibi pragmatik ve iş insanı kişiliğini öne çıkararak yönetiyor. "İki ülke arasında iş hacmini ne kadar fazla büyütebilirsek bunun siyasi ilişkilerimize o kadar olumlu katkısı olacağını düşünüyoruz" yaklaşımı bizi çok memnun etti.
 
Tam bu noktada THY'nin Boeing’den yaptığı 7 milyar dolarlık alımı ve yine aynı kapsamda GE CEO'su Alex Dimitrief'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yaptığı ziyaret ve proje halindeki diğer yatırım fırsatları iki taraftaki umutları artırdı. Bizim oturup, ABD özelinde 'ticari ilişkilerimizi nasıl geliştirebiliriz' diye kafa yormamız gerekiyor.

Mevcut ticaret hacmimizi iki-üç katına çıkarmak hayal değil. Başkan Trump Davos'ta yaptığı konuşmada tüm dünyaya, "Davet ediyorum, gelin iş yapalım" dedi. Aslında bu mesajında Trump, "ABD ile dost ve müttefik kalmak istiyorsanız, birlikte iş yapmamız gerekiyor" diyor.
 
 
TRUMP'IN TUTUMU ÇOK ÖNEMLİ
 
Soru: Trump'ın Suriye veya diğer konularla ilgili Türkiye'ye yaklaşımı farklı. Yani olumsuz ifadelerden kaçınıyor izlenimi oluşuyor...

Siyasi ayakta özellikle yakın zamanda gerçekleşen olumlu görüşmelerin ardından iki ülkenin birbirini daha iyi anladığını gözlemledim. Gelişmeler temkinli seyretse de olumlu bir atmosfer hakim. Başkan Trump'ın tutumunu ben çok önemli ve olumlu görüyorum. Trump hiçbir zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye hakkında olumsuz konuşmuyor. Bu konuda çok hassas ve dikkatli. Türkiye'ye bakınca da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD'ye yönelik söylemlerinde her zaman Başkan Trump'ı ayrı bir yere koyduğunu görüyoruz. Bu söylemler iki ülke ilişkileri açısından çok büyük önem arz ediyor.
 
 
BU DOĞAL BİR ŞEY...
 
Soru: Trump bir taraftan iş yapalım diyor, diğer taraftan ticaret savaşını başlatan ek vergiler getiriyor. Bunu nasıl okumalı?

Trump'ın seçim kampanyası süresince ve hala söylemeye devam ettiği bir cümle var: "Ben Amerika’yı tekrar güçlü, önemli, büyük ülke yapacağım." Ve ilave ediyor, "Ben kendi ülkem için bunu düşünüyorsam, diğer ülkelerin devlet başkanlarının da benim gibi düşünmesi normal." Bu bakış açısıyla bakıldığında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Türkiye'yi büyük, güçlü, önemli görmek istemesi ve bu yönde çalışması kadar doğal bir şey yok. O nedenle, Trump'ın ticari konularda korumacılık stratejisi de olsa, iki ülke arasında zaman zaman çıkarlar ters de düşse, iki liderin bir noktada buluşacağını düşünüyorum.
 
EK VERGİNİN KALKMASI İÇİN LOBİ FAALİYETİ
 
Soru: Türkiye'den alınan çeliğe getirilen ek vergi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Görüşmelerimiz sırasında Türkiye'yi yakından ilgilendiren olaylar hakkında, Türk iş dünyasının haklı talepleri de muhataplarımıza aktardık. En başta çelik ve alüminyum sektörlerine getirilen ek vergiler konusunda, Türkiye'nin dışarıda tutulması için lobi faaliyetlerimize hız verdik. ABD uzun çelik ithalatının yüzde 32'si (yılda 1.6 milyon ton) Türkiye menşeli.

Türk çeliğinin büyük Amerikan projeleri için kritik bir önemi bulunuyor. Onlar için de önemli. Türkiye'nin bu tarifelerin dışında tutulması için elimizden geleni yapacağız.

En nihayetinde bu durum ABD içinde de sürdürülebilir bir uygulama değil zaten. Çünkü halihazırda yüksek olan fiyatlar, ABD'deki çelik üreticilerinin talepleri karşılamamasına ve fiyatların daha da yukarı çekilmesine neden olacak. Bahsi geçen gümrük vergileri uygulansa dahi yakın bir sürede, bu 6 ay olur 1 sene olur vazgeçilmesi muhtemel.