Bilal Emin Turan

12 Mayıs 2026, Salı 07:00

5G ile dönüşüm işletmelere çok iyi gelecek

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, 1 Nisan’da devreye giren 5G teknolojisinin dönüştürücü gücünü şu 3 temel maddeyle özetledi: m1 kilometrekarede 1 milyon nesneyi birbirine bağlama gücü elde ettik. mTransfer hızı tam 10 kat arttı. mMilisaniyeler mertebesinde düşük gecikme süresine ulaştık. “Bu üç unsuru birleştirdiğimizde filmlerde gördüğümüz sürücüsüz araçların, kendi kendini yöneten şehirlerin ve fabrikaların mümkün olduğu akıllı sistemler gerçeğe dönüşüyor” diyen Kestioğlu, 5G’li dönemin özellikle iş yapış biçimlerini derinden etkileyeceğini ve buna ayak uyduran firmaların verimlilik anlamında bir adım öne geçeceğini vurguladı. Vodafone Türkiye Genel Müdürlük binasında bir araya geldiğimiz Kestioğlu ile 5G’nin özellikle KOBİ’lere sağladığı avantajları, Vodafone Türkiye’nin fiber kablonun ulaşmadığı bölgelerdeki kablosuz çözümlerini, 5G’nin tasarruf gücünü ve işletmelere sağlanan terzi usulü hizmetleri konuştuk. İşte sohbetimizden öne çıkan detaylar.

6.4 İILYON NESNEYİ BİRBİRİNE BAĞLADI

Vodafone 5G’li dönüşümde nasıl bir rol oynayacak? Vodafone Business olarak nesnelerin interneti (IoT) konusunda dünyada pazar lideriyiz. Gartner’ın yaptığı araştırmaya göre, 12 yıldır bu alanda liderliği elimizde bulunduruyoruz. Türkiye’de de 6.4 milyon nesneyi birbirine bağladık. 5G ile artık bir şehirdeki elektrik direğinden su idaresinin yer altındaki borusuna, hava ölçüm cihazlarından fabrikadaki ekipmanlara kadar her şey bizim için bir veri kaynağı haline geldi. Bağımsız araştırma kuruluşları tarafından yapılan analizlere göre, 5G ve IoT teknolojileri, toplanan datanın bulutta işlenmesiyle birlikte işletmelerde yaklaşık yüzde 30 civarında bir verimlilik sağlayacak.

TERZİ USULÜ ŞEBEKE İLE YÜZDE 30 VERİMLİLİK ARTIŞI 

Yüzde 30 verimlilik artışıyla ilgili hangi sektörlerde denemeler yapıldı? Global ölçekte İngiltere’de Su İdaresi ile bir proje yaptık. Su borularına debiyi ve yoğunluğu ölçen sensörler yerleştirildi. 5G ile bu sensörlerden anlık veri toplanarak kayıp-kaçaklar engellendi. 5G teknolojisini kullanan iki temel ürünü piyasaya sunarak müşterilerimizi de bu teknolojik dönüşüm sürecine dahil ettik. Birincisi Mobile Private Network (MPN) yani özelleştirilmiş şebekeler. Büyük fabrikalar için kurduğumuz bu yapı, genel şebekeden bağımsız, sadece o kuruma özel bir 5G ağıdır. BTK’dan aldığımız özel izinle bu sistemi şubat ayında BSH Türkiye’nin Çerkezköy fabrikasında kurduk. Projemiz sayesinde üretim hattındaki arızaları önceden tespit etmek mümkün hale geldi. Şu an çimento, madencilik, gıda gibi farklı sektörlerdeki 10’u aşkın büyük üreticiyle projeler yürütüyoruz

3 BÜYÜK İLDE 5 VERİ MERKEZİ 

Veri merkezi yatırımlarınız da dikkat çekiyor. Şu ana kadar neler yaptınız? Vodafone Business olarak uzun süredir bulut bilişim ve siber güvenliğe yatırım yapıyoruz. Artık işimizi sadece veri transferi değil, verinin barındırılması ve güvenli dolaşımı olarak tanımlıyoruz. Müşterilerimizin veri tipine ve regülasyonlara göre hibrit çözümler sunuyoruz. İstanbul’da Anadolu ve Avrupa yakası, İzmir ve Ankara’da toplam 5 veri merkezi yatırımlarımız var. Siber güvenlik de en kritik konumuz. Ankara’da 7/24 çalışan bir Siber Güvenlik Operasyon Merkezi kurduk. Müşterilerimize önce zafiyet taraması yapıp danışmanlık veriyoruz, sonra sistemlerini profesyonelce koruyoruz.

08 Mayıs 2026, Cuma 07:00

Vadeli mevduatta hayaller yüzde 46 cebe giren yüzde 39

Bankaların sunduğu vadeli mevduat faizleri arasında cebi ilgilendiren önemli getiri farkları bulunuyor. Karşılaştırma sitelerine bakıldığında yüzde 46-47 getiri oranları dikkat çekiyor. Detayları hiç okumadan hesap açanlar ise aslında getirilerin standart faizin de altında kaldığını vade sonunda öğreniyor. Bir başka ifadeyle yüzde 46 faizle açılan hesapların getirileri yüzde 39 faizle açılan standart mevduat kadar oluyor.

HEDEFE GÖRE REEL KAZANÇ VAR

Bankada parası olanlar son dönemde garanti ve risksiz getirilere odaklanmış durumda. Bu noktada vadeli mevduat öne çıkıyor. Günlük para piyasası TL fonlar da kısa vadeli işlem yapanların ilgi odağı oldu. Bu ilginin yıl sonuna kadar sürmesi bekleniyor. Piyasa uzmanlarının ve uluslararası kurumların yılsonu enflasyon tahmini yüzde 26 seviyesinde. Merkez Bankası politika faizini yüzde 37’de tutuyor fakat fonlamayı yüzde 40’tan yapıyor. Faizlerin yılın üçüncü çeyreğine kadar sabit kalması, sonrasında indirimlerin başlaması öngörülüyor. Bu da aslında beklenen enflasyona göre faizde ciddi bir reel getiriye işaret ediyor.

YÜKSEK FAİZ SİZİ YANILTMASIN

Yüksek faiz TL’nin cazibesini artırırken, birikimi olan vatandaşlar açısından da güvenli bir liman haline geldi. Ortadoğu’daki belirsizlik ve savaş ortamı nedeniyle risk almak istemeyenler piyasada en cazip faiz oranlarına odaklanıyor. Bu noktada ise karşısında birbirinden uzak oranlar çıkıyor. Örneğin internetteki karşılaştırma sitelerinde 32 gün vadede yüzde 39 faiz öneren de, yüzde 46-47 ‘hoş geldin’ faizi teklif eden de bulunuyor. Peki en yüksek kazancı en yüksek faizi söyleyen mi sağlıyor? Hayır! Bu noktada net getirilere odaklanan aslında gerçek resmi hemen görüyor.

7 PUANLIK FARKLA BİLE DÜŞÜK

Tasarruf sahipleri, paralarını vadeli ya da herhangi bir enstrümanda değerlendirirken piyasa normalinin dışında bir oran görürse mutlaka detaylarını incelemeli. Ben de bu oranları görünce hemen önce net getirileri karşılaştırdım sonra da detaylara baktım. Sonuç: 32 gün vadeli standart vadeli hesaplardan yüzde 39 faizle 2 bin 820 lira net kazanç sağlanırken, günlük hesapta yüzde 46 faizle 2 bin 705 lira net getiri elde edilebiliyor. İşte bu 7 puan farka rağmen düşük kazanç sunan yüksek faizin illüzyonu detaylarda gizli. O da ‘vadeliye bağlanan tutarın en az yüzde 15-20’si kadar vadesiz hesapta para tutma’ zorunluluğu.

04 Mayıs 2026, Pazartesi 07:00

Yıl sonuna kadar parayı nereye yatırmalı?

Önümüzde 8 aylık bir dönem var. En gözde yatırım araçlarından altın o alışılan istikrarlı yükselişini terk etti ama halen potansiyel var. Jeopolitik gerilimler borsadaki yükselişi frenliyor fakat en küçük iyimserlik coşku yaratıyor. Dolar hafif değerlense de aylık artışlar halen faizin altında. Vadeli mevduat ile para piyasası TL fonlar ise garanti getirinin adresi. Peki yıl sonuna kadar parayı nerede tutmalı? İşte merak edilen detaylar...

HER DEVRİN GÖZDESI OLUR

Dünya ekonomileri ticaret savaşlarının ve jeopolitik gelişmelerin gölgesinde rota belirlemeye çalışıyor. Aynı şekilde bireyler de birikimlerini bu dönemde büyütmenin derdin. Büyütemeyen ise varlıklarını korumak istiyor. Ancak piyasalar mayınlarla dolu. Para ise adres değiştiriyor. Geçen yılın gözde yatırım aracı hiç şüphesiz altın ve gümüş gibi değerli metallerdi. Altın yüzde 101, gümüş yüzde 150, dolar yüzde 21, Euro yüzde 36.7, Borsa İstanbul ise yüzde 14.6 kazandırmıştı. Fakat bu yıl tablo farklı ilerliyor.

YENİ ZİRVELERİNE HASRET

Yılın ilk 4 ayında ibre altından hisseye döndü. Altın yıla hızlı başladı ve 28 Ocak’ta 5 bin 600 dolarla rekor tazeledi. Bu seviyeden gelen sert satışlarla 4 bin 600 dolara kadar geriledi. Şubat sonuna doğru 5 bin 400 doları gören altın bu kez ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla artan enerji fiyatlarının finansmanını sağlamak isteyen ülkelerin rezerv satışlarıyla 4 bin 100 dolara kadar geri çekildi. İlk 4 aya baktığımızda altının ons bazında getirisi yüzde 6.6’da kaldı. Gram altın ise dolar/TL’nin etkisiyle yüzde 11 seviyesinde yükseldi.

TAHMİNLER REVİZE EDİLİYOR

Ons altın cuma gününü 4 bin 614 dolardan kapadı. Raporlara ve tahminlere bakıldığında altınla ilgili tahminlerini hem düşüren hem de yükseltenler var. Amerikalı yatırım bankası Morgan Stanley, raporunda yıl sonu altın tahminini 5 bin 700 dolardan 5 bin 200 dolara indirdi. İsviçre merkezli UBS ise ons altında 5 bin 600 dolar öngördü. Dünyaca ünlü yatırım bankası JP Morgan’ın yıl sonu altın tahmini ons başına 6 bin 300 dolar. Özetle tahminler 5 bin 200 dolarla 6 bin 300 dolar arasında yoğunlaşıyor.

‘YA TUTARSA’ DİYENLER DİKKAT!

01 Mayıs 2026, Cuma 07:00

Savaşta hız kesmedi karlı rotalara kanat açtı

Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle 10 ülkede 21 noktaya uçuşlarını durduran THY, yeni rotalara kanat açtı. THY’nin yeni Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, “Fırsat olan, kârlı gördüğümüz her yere uçacağız. Pandemide olduğu gibi kargo tarafına da ağırlık verdik. Bu senenin zorluklarını sindirip 2027’ye hazır olacağız” dedi.

Ortadoğu’da 28 Şubat’ta başlayan savaşın en çok etkilediği sektörlerden biri şüphesiz havacılık oldu. Bir tarafta artan enerji maliyetleri diğer yandan güvenlik nedeniyle duran seferler şirketlerin rotasını değiştirdi. Milli bayrak taşıyıcı Türk Hava Yolları (THY), pandemi döneminde kazandığı tecrübeyle, bu dönemi en iyi yöneten şirketlerden biri. 10 ülkede 21 noktaya uçuşunu durduran THY, hemen potansiyel gördüğü lokasyonlara odaklandı. Ayrıca kargodaki fırsatları da iyi değerlendirdi.

KARGO SÜRPRİZ YAPIYOR

Dün bir araya geldiğimiz THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, uçuşların durduğu ülkelerin toplam kapasitenin yüzde 6’sını oluşturduğunu söyledi. Hazirana kadar bu noktalara uçuş yapılmayacağını belirten Şeker, “Ortadoğu’da uçuşlar durunca uçaklarımızı Afrika, Orta Asya, Uzakdoğu ve Avrupa’ya yönlendirdik. Fırsat olan kârlı gördüğümüz her yere uçacağız. Pandemideki kriz yönetimi modelini devreye aldık. Hemen kargo tarafına da ağırlık verdik. Kargo sürpriz yapıyor” dedi.

FATURASI 3.4 MİLYAR DOLAR

Dünya enerjisinin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı kapanınca petrol fiyatları 120 dolara fırladı. Bu da jet yakıtlarını uçurdu. Murat Şeker, “Savaştan önce ton başına 650-700 dolar jet yakıtı öngörümüz vardı. Şimdi 1660 dolara kadar çıkması muhtemel. Şu anda 1.590 dolar. Brent petrolle jet yakıtı arasındaki fark 11 kattan 15 kata çıktı. Jet yakıtında ana tedarikçimiz Socar ve Tüpraş. Tedarikte sıkıntı yok. Ama artan fiyatlar ikinci çeyrekte kârlılığı sınırlandıracak. Savaş öncesi yakıt için 6.1 milyar dolar bütçelemiştik. Baz senaryomuza göre bu, 9.5 milyar dolara çıkabilir” diye konuştu.

SEFERLER YENİDEN BAŞLIYOR

30 Nisan 2026, Perşembe 07:00

Rekorları altüst etti dünyaya örnek oldu

Türkiye’nin kamu-özel işbirliği (KÖİ) projelerinde dünya mühendislik literatürüne kazandırdığı yapıların başında Avrasya Tüneli geliyor. 6.3 milyon araçlık İstanbul trafiğini rahatlatan ve ekonomiye şimdiden 2.6 milyar dolarlık katkı sağlayan tünel uluslararası platformlarda örnek proje olarak gösteriliyor.

Asya ve Avrupa yakalarını deniz tabanının altından geçen 5.4 kilometrelik çift katlı tünelle birbirine bağlayan Avrasya Tüneli 20 Aralık 2016’da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılmıştı. Son 9 yılda ülke ekonomisine yaklaşık 2.6 milyar dolar katkıda bulundu. Uzun vadede ise toplam kamu tasarrufunun 8.6 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Avrasya Tüneli, ülke ekonomisine ve çevreye sağladığı faydayla dünyada örnek gösterilen bir projeye dönüştü.

STANDARTLARI BELİRLİYOR

Geçen yıl Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından teknik çerçevesi oluşturulan ‘Mavi Nokta Ağı’ (Blue Dot Network) sertifikasyon sürecini dünyada başarıyla ilk tamamlayan proje, bu yıl ise İspanya’nın Barselona kentinde Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) tarafından düzenlenen Kamu Özel Sektör İşbirliği Forumu’nda masaya yatırıldı. Forum, kamu ve özel sektörü, uluslararası kurumları, akademiyi ve sivil toplum kuruluşlarını tek platformda buluşturdu.

DAYANIKLILIK VE FİNANSMAN

Altyapı yatırımlarının hızlandırılması, iklim dayanıklılığının artırılması ve yenilikçi finansman modellerinin geliştirilmesi açısından önemli bir buluşma olan forumda konuşan Avrasya Tüneli Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu, şunları söyledi: “Yapı Merkezi’yle Avrasya Tüneli ve 1915 Çanakkale Köprüsü olmak üzere iki büyük kamu-özel işbirliği projesinin içinde yer aldık. Bu projeler, dayanıklılığın tek bir özellik olmadığını; tasarım, inşaat, finansman ve işletme süreçlerinin tamamında gösterilen sürekli bir çabanın sonucu olduğunu ortaya koyuyor.”

TEKNİK ŞARTNAMELERİN ÖTESİNDE

Avrasya Tüneli’nin, dayanıklılık konusunda dünya mühendislik literatürüne çok şey kazandırdığını vurgulayan Arıoğlu, “Tünelin yaşam döngüsü boyunca, orijinal teknik şartnamelerin ötesine geçen birçok iyileştirme gerçekleştirdik. Bunlar arasında, geliştirilmiş güvenlik sistemleri, ileri izleme teknolojileri ve çok çeşitli koşullar altında güvenli ve kesintisiz hizmeti sağlamak için sürekli operasyonel iyileştirmeler yer alıyor. Bu yaklaşımın önemi belirsizlik dönemlerinde ortaya çıktı. Örneğin pandemide trafik yoğunluğu önemli ölçüde ve öngörülemez şekilde değişti. Buna rağmen tünel, operasyonel sürekliliğini ve finansal istikrarını korumayı başardı” diye konuştu. Giderek belirsizleşen dünya konjonktüründe esnekliğin ve verimin önemine işaret eden Arıoğlu, “Kamu ve özel sektör arasındaki güçlü işbirliği vazgeçilmezdir. Sonuç olarak şunu vurgulamak isterim ki, altyapı yalnızca varlık üretmek değil değişen koşullar altında ayakta kalabilen, uyum sağlayabilen ve topluma hizmet etmeye devam eden sistemler üretmektir” ifadelerini kullandı.

24 Nisan 2026, Cuma 07:00

Konut kredisi mi tasarruf finansmanı mı?

Konut kredi faizinde son dönemde ibre tekrar yukarı döndü. Yüzde 3’lere dayanan faizler taksit ödemelerinin artmasına neden oluyor. Diğer yandan ikinci evini alacaklar için kredi kısıtlaması devam ediyor. İşte böyle bir ortamda faizin işlemediği tasarruf finansman sistemi (evim şirketleri) devreye giriyor. Konut satışlarındaki artışta bu sistemin katkısı büyük. Peki hangisi, neye göre avantajlı? Son dönemde en çok merak edilen bu konunun detaylarını sizin için araştırdık...

BDDK LİSANSLI VE DENETİMLİ

Konut almak isteyenler, yüksek kredi faizi ve ikinci evdeki kredi kısıtlaması nedeniyle son dönemde ince hesap yapıyor. Bu hesabın odağında ise tasarruf finansman sistemi bulunuyor. Tasarruf finansmanı, halk arasında ‘evim şirketleri’ olarak bilinen Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu (BDDK) lisansına sahip firmalar aracılığıyla güvenli bir şekilde yapılabiliyor. Çoğu kişi başta bu sisteme mesafeli yaklaşıyor. Ancak kişiye özel sunulan esnek taksit seçenekleri, devlet denetiminin olması yani şirketlerin yasal düzenlemelerle regüle edilmesi bu sektörü oldukça hareketlendirmiş durumda.

NAKİT SATIŞTAKİ PAYI YÜKSEK

Kredi notu düşük olduğu için bankadan kredi alamayanlar veya ikinci eve niyetlenen ancak konut fiyatlarını frenlemek için devreye alınan kredi sınırlaması nedeniyle ihtiyacı olan tutara ulaşamayanlar rotayı tasarruf finansman şirketlerine kırıyor. Söz konusu şirketler son dönemde birbiri ardına şube açıyor. Hem de banka şubelerinin olduğu en işlek caddelerde. Bu şubelerin önünden ne zaman geçilse bir yoğunluk göze çarpıyor. Bu yoğunluğun sonucu olarak konut satışları artmaya devam ediyor. Her 100 konutun 77’si nakit satılıyor. Sadece 23’ü kredili. Nakit satılanlar içinde tasarruf finansman şirketlerinin etkisi büyük.

FAİZDE İBRE YUKARI DÖNDÜ

Çoğu kişi konut kredi faizinin yüzde 3’lere yaklaştığından ve krediyle konut almanın maliyetinden dert yanıyor. ‘Konut kredi faizleri ne zaman düşecek?’, ‘Yüzde 2’nin altında bir faizi ne zaman görürüz?’ diye soruyor. Bu soruyu soranlar genelde tasarruf finansmanını bilmeyen ya da bu sisteme halen mesafeli olan kesim. Faiz düşünce konut fiyatlarının arttığı bir gerçek. Bu durumu bilenler kullanmak istedikleri finansmanın yüzde 7-8.5’i kadar organizasyon ücretini kabul edip sıfır faizli evim sistemine kaydoluyor. Bu sistemde peşinat yatıranlar (istenen paranın yüzde 40’ı) 5-6 ay sonra ihtiyacı olan parayı hak ediyor. BDDK’nın düzenlemesi gereği para 150 gün (5 ay) sonra ödeniyor! Peşinatlı sistem paraya ulaşmanın en kolay yolu.

20 Nisan 2026, Pazartesi 07:00

Yapay zekalı terzi usulü bankacılık çağı

Savaş ve enerji krizi gündemi meşgul etse de bankacılık sektöründe çok hızlı bir değişim yaşanıyor. Bu yeni dünyanın kalbinde ‘yapay zeka’nın olduğuna dikkat çeken BBVA’nın CEO’su Onur Genç, “Ekranlarda tıklayarak ilerleyen süreçler yerine, müşterinin niyetini anlayan ve konuşarak işlem yapılabilen bir modele geçiyoruz. Yapay zeka ‘hiper kişiselleştirme’ çağını başlattı” dedi.

İspanyol finans devi Banco Bilbao Vizcaya Argentaria S.A. (BBVA), Türkiye pazarına 2011 yılında Garanti Bankası’yla stratejik ortaklık kurarak girdi ve o zamandan beri Türkiye’nin en büyük özel bankalarından birinin ana hissedarı konumunda. BBVA şu anda Garanti BBVA’nın hisselerinin yüzde 85.97’sine sahip. BBVA Group’un global CEO’luk görevini ise 2018 yılının aralık ayından beri Onur Genç yürütüyor. Hikayesi Trabzon Çarşıbaşı’ndan BBVA’nın 168 yıllık tarihindeki ilk yabancı CEO’luğuna uzanan Onur Genç, bugün 860 milyar Euro büyüklüğünde yapıyı yöneten bir Türk lider.

‘YELKEN’İ RÜZGARLA DOLDURDU

Geçtiğimiz hafta bir grup Türk gazeteciyle İspanya’nın başkenti Madrid’deki ‘La Vela’ (Yelken) olarak adlandırılan 93 metre yüksekliğindeki BBVA’nın genel merkezini ziyaret ettik. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten ile Genel Müdür Yardımcıları Ceren Acer Kezik ve İlker Kuruöz’ün katılımıyla Madrid’de gerçekleşen ziyarette, BBVA CEO’su Onur Genç ve global yönetim ekibiyle bir araya geldik. Düzenlenen basın toplantısında grubun büyüme stratejisinden Türkiye’nin rolüne, bankacılıktaki baş döndüren dönüşümden jeopolitik gelişmelere kadar birçok gelişmeyi konuşma fırsatımız oldu.

HER MÜŞTERİYE FARKLI DENEYİM

Öncelikle bankacılık sektörünün şu anda kalbinin ‘yapay zeka’ ile attığını belirtelim. Sektörde müthiş bir değişim var. Bu değişim, dijital dönüşümün de ötesine geçmiş durumda. O yüzdendir ki Onur Genç sözlerine “Bankacılık enteresan bir yere gidiyor” diyerek başladı. “Önümüzdeki dönemde yapay zekanın bankacılığı, dijitalleşme dalgasından daha hızlı ve daha derin biçimde dönüştüreceğine inanıyoruz” diyen Genç, yapay zekanın müşteri deneyiminde ‘hiper kişiselleştirme’ dönemini başlattığını ifade etti. Genç, “Hedefimiz 81 milyon müşterimize 81 milyon farklı deneyim sunabilmek” dedi.

SESLİ KOMUTLA HAVALE İMKANI

BBVA, bankacılık sektöründe OpenAI’ın stratejik ortak olarak seçtiği tek kurum. Bu da en ileri yapay zeka uygulamalarını erkenden kullanma imkanı sağlıyor. Onur Genç’in verdiği bilgiye göre bugün adım bazlı yaptığımız bankacılık işlemleri yapay zekâ deneyimi ile değişecek. Genç, “Ekranlarda tıklayarak ilerleyen süreçler yerine, doğal dil ile konuşarak işlem yapılan bir modele geçiyoruz. Örneğin müşteri, akıllı asistan Ugi’ye ‘Şu hesaba 50 bin TL gönder’ diyecek, sistem alıcıyı, hesabı ve işlemi doğrulayacak, konuşarak kullanıcıdan son onayı alıp işlemi tamamlayacak” dedi.

17 Nisan 2026, Cuma 07:00

Kredi notunu yükseltenin sırtı yere gelmez

Bankaların sunduğu hizmetlerden daha kolay yararlanmanın ve finansal sağlığın yolu yüksek kredi notundan geçiyor. Geciken kart borcu, ödenemeyen kredi kartı veya artı para taksitleri notu aşağı çekiyor. Kredi notunu yükseltmenin formülü ne? Yüksek not hangi kapıları açar?

FAİZLER ŞİMDİ YÜKSEK AMA...

Acil nakit ihtiyacında eş dosttan çok bankanın kapısını çalıyoruz. Bankalar bu noktada kendi özsermayesini, borçlanarak elde ettiği finansmanı ve müşterilerden topladığı mevduatı belli şartlar altında kredi olarak sunuyor. Bankalar bu yüzden kredi verirken ve kredi limiti belirlerken ince eleyip sık dokuyor. Bu noktada kredi sicili temiz yani kredi notu yüksek müşteriler bir adım önde oluyor. Diğer yandan son dönemde kredi faizleri yüksek. Ayrıca bankaların aylık kredi büyümeleriyle ilgili sınırlamalar bulunuyor.

FİNANSAL HAYATIN VAZGEÇİLMEZİ

Şu anda düzenlemeler nedeniyle her isteyen krediye ulaşamayabiliyor. Ancak bu durum sonsuza kadar da sürmeyecek. Dolayısıyla kredi faizleri düştüğünde ve kredi kampanyaları devreye alındığında paraya ulaşabilmek için yine kredi notu devreye girecek. Kredi notu sadece kredi çekerken değil ev ve araç kiralarken veya sigorta yaptırırken dahi gerekebiliyor. Finansal hayatın vazgeçilmezi haline gelen kredi notuyla ilgili tüm detayları Kredi Kayıt Bürosu’nun (KKB) Dijital Kanallar, Ürün ve Proje Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Burcu Türkmen’le konuştuk. İşte detayları...

DÜZENLİ VE ZAMANINDA ÖDEYEN ZİRVEYE ÇIKAR