17 Eylül Perşembe günü Sermaye Piyasası Kurulu (SPK); Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy’ün yönettiği 131 fonda tasfiye sürecine başlatmıştı. Tasfiye tekil 455 binden fazla yatırımcıyı ve yaklaşık 890 milyarlık bir fon varlığını kapsıyordu. Bu fonlar içinde para piyasası fonları da bulunuyordu. Acil nakit ihtiyacı olanlar bu fonları dilediği zaman satıp parasını alabiliyordu.
Tasfiye süreci başlayınca para piyasası fonları da satılamadı. Acil nakit ihtiyacı da oluştu. Hükümet özellikle küçük yatırımcının nakit ihtiyacını karşılamak için yeni yol haritası belirledi ve 1 milyon liralık ara ödeme kararı aldı. Fon çeşidi çok fazla, emri gerçekleşenler, emri iptal edilenler veya ekranda para bloke ‘PBLK ’ kodu görenler var. Yani çok ayaklı bir süreç olunca akıllara takılan birçok soru var. İşte en çok cevabı aranan sorular ve yanıtları...
TASFİYE KAPSAMINDA OLANLARA DİKKAT !
1 milyon lira yatırımcının alacağı toplam ödeme mi?
Hayır. Her fon için ayrı ayrı hesap yapılacak. Örneğin, bir kişi tasfiye halindeki 3 farklı fona 1 milyondan fazla yatırdıysa her üç fon için toplam 3 milyon lira ara ödeme alacak. Yani 1 milyonluk tavan her fon için ayrı ayrı uygulanacak.
1 milyon liraya kadar ödeme 131 fonda parası olanlara mı yapılacak?
1 milyon TL ara ödeme kararı, tasfiye edilen 131 fonun tamamı için alınmış bir karar değil. Yalnızca Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy tarafından kurulan tasfiye kapsamındaki fonlara yönelik bir karar. 1 milyon lira, yatırımcının mutlaka bu tutarı alacağı veya nihai tasfiyede herhangi bir kayıp yaşamayacağı anlamına gelmiyor. Burada, Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) hesaplayacağı net yatırım tutarı dikkate alınacak.
Hangi portföy şirketlerinin fonları ara ödeme kapsamında?
7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye süreci devam ediyor. 6 aylık bir yol haritası belirlendi. Süreç 455 bin fon yatırımcısıyla binlerce hisse yatırımcısını ilgilendiriyor. Yaşanan gelişmeler yatırım stratejilerinin gözden geçirilmesi için de fırsat sunuyor.
Dişinden, tırnağından artırarak bunu sermaye piyasalarında değerlendirmek isteyenler artık daha dikkatli olmalı. Katlanan kazanç vaatlerine mesafeli durmalı. Peki bundan sonra borsa ve fon yatırımında nelere bakmalı? Nasıl bir strateji izlenmeli? Bu konuları Ata Yatırım Genel Müdürü Alphan Akiz’le konuştuk. İşte yatırımın temel kuralları...
BORSADA YATIRIM YAPARKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ ?
Borsada yatırım yaparken öncelikle yatırımcının neye yatırım yaptığını ve hangi riski aldığını bilmesi gerekiyor. Bu nedenle bilgiyle hareket etmek ve uzmanlardan destek almak çok önemli. Özellikle yatırım konusunda yeterli deneyimi olmayan yatırımcıların, kendisini yönlendirebilecek ve yatırım sürecinde yanında olacak güvenilir bir aracı kurumla çalışması önemli bir avantaj sağlıyor.
SEPET YAPAN RİSKİ DAĞITIR
Riski dağıtmak neden önemli?
Yatırımın tamamını tek bir finansal ürüne yönlendirmek yerine, yatırımcının kendi risk profiline uygun şekilde çeşitlendirilmiş bir portföy oluşturması gerekiyor. Burada doğru kurum seçimi de önem kazanıyor. Yatırımcının, onun ihtiyacını anlamaya ve buna uygun çözümler geliştirmeye odaklanan bir kurumla çalışması gerekiyor. Yüksek getiri her zaman beraberinde değerlendirilmesi gereken bir risk de taşıyabilir. Önemli olan risk profilinizi dikkate alarak sürdürülebilir getiri odaklı hareket etmek. Bu konuda da yatırım uzmanlarından destek almak çok kritik.
Bundan sonra fonda neye bakılmalı?
7 portföy şirketi, tasfiye sürecindeki 131 fon, 900 milyar liraya yakın varlık, 455 bin 758 yatırımcı ve fonların suni olarak şişirdiği hisseleri alan on binlerce kişi... Fon depreminin bıraktığı iz derin. Benzer vurgunları daha önce de görmüştük. Banker Kastelli, Çiftlik Bank, Thodex…
Hepsinin ortak özelliği kolay ve yüksek kazanç. Artık küçük yatırımcı gözünü açmalı. Piyasanın olağan akışına ters kazanç vaatleri hüsranla sonuçlanmamalı. İşte son olaylardan alınması gereken dersler ve aklınızda olması gereken 10 madde...
1- BEDAVA PEYNİR FARE KAPANINDA OLUR
Eğer bir yatırım aracı piyasadaki emsallerinden daha fazla kazanç sunuyorsa iki kez düşünmelisiniz. Çünkü burada bir anormallik var. Piyasada oyuncular aynı fakat getiriler arasında 20-30 kat fark varsa mutlaka ters giden ya da piyasanın olağan işleyişine aykırı bir durum vardır. Kimse durduk yere etrafındaki kişileri bedavadan zengin etmez. Sizi araç haline dönüştürür. Çünkü sizin referansınızla etrafınızdaki tasarruf sahiplerini de girdabın içine çekmek isterler. Dolayısıyla kolay ve bedava bir para varsa burada tuzak olabileceğini asla unutmayın.
2- HIZLI YÜKSELEN SERT DÜŞER
Bir yatırım aracı anormal şekilde hızla yükseliyorsa, örneğin bir hisse senedi her gün tavan tavan gidiyorsa bunun düzeltmesinin de sert olabileceğini unutmayın. Bir hisse 15-16 gün aralıksız yükseliyorsa bu tatlı bir kazanç gibi görünebilir. Ancak bu tip hareketler sermaye piyasalarının gerçeğiyle uyuşmaz. Bir malın ederi bellidir. Olağandışı fiyatlamaların düzeltmesi de yani geri çekilmesi daha sert olur. Kripto paralardaki düşüşler, altındaki düzeltmeler ve son olarak fon depremiyle birlikte birçok hissede son 1 haftada yaşanan aralıksız düşüşler bunu bize ispat etti.
Bazı portföy yönetim şirketleri fon yatırımcılarına ödeme yapamayınca önceki gün piyasalarda sert hareketler yaşanmıştı. Bunun üzerine söz konusu fonlardaki riskin yayılmasını önlemek ve olası likidite açığını gidermek için art arda önlemler alındı. Bunlar içinde özellikle Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK ) 7 şirkete ait toplam 130 fonun tasfiyesine yönelik kararı dikkat çekiciydi. On binlerce yatırımcı bu kararın sonuçlarını merak etmeye başladı. Peki tasfiye süreci nasıl işleyecek? Süreç nasıl takip edilecek? Herhangi bir başvuru gerekiyor mu? İşte merak edilen detaylar...
KARAR KAÇ YATIRIMCIYI KAPSIYOR?
SPK bülteninde tasfiyesi duyurulan 130 adet fonun toplam yatırımcı sayısı 353 bin 224 kişi ve toplam portföy büyüklüğü 891 milyar lira. Portföyün yarıdan fazlası hisse senedi.
BU FONLAR HANGİ ŞİRKETLERE AİT?
Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy’e ait fonlar kapsamda.
SATIŞ YAPILABİLİYOR MU?
Hayır. Bu fonlar tasfiye sürecinde olduğu için alım ve satıma kapatıldı. Bir başka ifadeyle fonlar bloke edildi. Portföy yönetim şirketlerinin fonlara müdahale yetkisi ellerinden alındı.
Yatırım fonlarına ilgi her geçen gün artıyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre; fonların toplam portföy değeri 11 trilyon liraya dayandı. Fon piyasasındaki yatırımcı sayısı 5.97 milyon kişiye ulaştı. Hisse, altın, gümüş, faiz, tahvil, petrol... Fonlar aracılığıyla aynı anda birden fazla enstrümana yatırım yapılabiliyor. Hesaptaki 100 lirayla bile fon almak mümkün. Bir başka ifadeyle fonlar küçük adımlarla büyük yatırımların kapısı açılıyor.
‘SAHİBİ KAÇMIŞ’ SÖYLENTİSİ
Ancak son günlerde portföyünde ağırlıklı olarak hisse taşıyan fonlarla ilgili spekülasyonlar ve söylentiler artmaya başladı. ‘Şu fondan para çıkışı hızlandı’, ‘Şu fonlar batacakmış’, ‘X portföyün sahibi yurtdışına kaçmış’.... Özellikle Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) hisse senedi fonlarına yönelik düzenlemesinden sonra konu daha çok gündeme gelmeye başladı. Peki fonu kim yönetir? Devlet garantisi var mı? Fon batarsa ne olur? Fonda para kalır mı? İşte tüm detaylarıyla fonlar...
NEDİR?
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yatırımcı bilgilendirme kitapçığında yatırım fonları için ‘halktan topladıkları paralar karşılığı, ortaklık payı, kamu/özel sektör borçlanma araçları, ters repo gibi para ve sermaye piyasası araçlarından ve altın ile diğer kıymetli madenlerden oluşan portföylerdir’ deniyor.
KİMLER KURABİLİR?
Yatırım fonları yalnızca SPK tarafından yetkilendirilmiş portföy yönetim şirketleri tarafından kurulabiliyor.
RİSKLİ Mİ ?
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37’de sabit bıraktı. Bu karar parasını vadeli mevduatta ve para piyasasında tutanların kazançlarının bir süre daha yüksek seyredeceğine işaret ediyor. Şu anda 32 gün vadede mevduat faizi yüzde 39 seviyesinde. Fonların günlük getirileri de yüzde 0.10’un üzerinde. Yılın bitmesine 112 gün kaldı. Bu sürede yüzde 9.5-10 civarı net kazanç fırsatı var!
JEOPOLİTİK GERİLİM ETKİLİYOR
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, milyonlarca tasarruf sahibinin merakla beklediği faiz kararını dün açıkladı. Kurul, yılın 6’ncı faiz toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit bıraktı. Yüzde 40 olan gecelik borç verme faizi ise yüzde 35.5 olan gecelik borçlanma faizi de değişmedi. Banka açıklamasında iç talebin zayıf seyrettiğini ancak jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu vurguladı.
YIL SONU TAHMİNİ YÜZDE 35
Özetle bir sonraki faiz toplantısının gerçekleşeceği 22 Ekim’e kadar faizler şu anki seviyelerinde kalmaya devam edecek. Yılın son faiz toplantısı ise 10 Aralık’ta gerçekleştirilecek. Bu son iki toplantıda 1’er puanlık faiz indirimi beklentisi hakim. Yani politika faizinin yılı yüzde 35’le tamamlaması bekleniyor. Buna karşılık Orta Vadeli Program’da (OVP) enflasyon beklentisi yüzde 28.4. Dolayısıyla mevduatta ve para piyasası fonlarında yıl sonuna kadar reel (enflasyon üstü) getiri fırsatı devam edecek.
REPO İHALELERİYLE GERİLEMİŞTİ
Şu anda 32 gün vadeli mevduat faizleri büyük bankalarda yüzde 39 seviyesinde yoğunlaşıyor. Ağustos ayında yüzde 41-42 mevduat faizi bulunabiliyordu. Ancak Merkez, 1 Mart 2026 tarihi itibarıyla ara verdiği 1 hafta vadeli repo ihalelerine 24 Ağustos’ta tekrar başladı. Bu arada geçen zamanda politika faizi yüzde 37 olsa da bankaların likidite ihtiyacı ağırlıklı olarak yüzde 40’lık gecelik borç verme faiz oranı üzerinden karşılanıyordu. Yani piyasa faizi daha yüksekti. İhaleler başladıktan sonra bankaların para bulma maliyeti yüzde 37’lere gerilemişti.
Faturalar, aylık mutfak masrafı, sabit giderler, vergi ve harçlar... Aylık temel giderler yani maddi baskı altında kalmak sürekli çalışmayı zorunlu hale getiriyor. Ancak çoğu kişi bir an önce finansal özgürlüğüne kavuşup para kaygısı taşımadan yaşamak ve kararlarını rahatça almak istiyor. Bunun sırrı çok para kazanmak değil. Borçları kontrol altına alan, harcama alışkanlıklarını gözden geçiren, düzenli ve sabırla birikim yapanlar finansal özgürlüğün kapısını açıyor. Çalışma hayatı boyunca yalnızca maaşa bağlı kalanların finansal yapıları kırılgan olur. Ek gelir ve tasarruf bilinci bütçe dayanıklılığını artırır. Peki, finansal özgürlük nedir? Nasıl kazanılır? Nereden ve nasıl başlamalı? Ne kadar birikim gerekir. İşte finansal özgürlüğün yolunu açacak 10 strateji...
1- NE KADAR PARA GEREKİR?
Para miktarı herkes için değişir. Yani bunun tek bir cevabı yok. Çünkü beklentiler, yaşam tarzı ve ihtiyaçlar farklı. Ancak temel masraflarını maaşa ihtiyaç duymadan karşılayabilecek sermayeye ulaşan biri, finansal özgürlüğe ulaşmış kabul edilir. Genel kabul gören inanışa göre yıllık harcamanın 25 katı kadar finansal birikimi olan finansal özgür sayılıyor. Örneğin aylık 50 bin liradan yıllık 600 bin lira harcama yapıyorsanız pasif getiri elde edebileceğiniz 15 milyon liralık birikiminiz olmalı. Burada önemli olan gelirlerin düzenli olması ve enflasyon karşısında erimemesi. Bu nedenle pasif gelir kaynakları (kira ve faiz gibi) iyi hesap edilmeli.
2- BİRİKİM DİSİPLİNİ NEDEN ÖNEMLİ?
Denizlerde av yasağının sona ermesiyle balıkçılar ‘Vira Bismillah’ diyerek yeni sezonu açtı. İlk ağların denizlerle buluşmasına tanıklık ettik. Emek yoğun sektörde saatlerce süren mücadelenin ardından balıkçılar mutlu sona ulaştı. İlk gün balık halleri palamutla doldu. Hamsi ise az çıkınca balıkçı tekneleri hale yaklaşmadan alıcı buld.
15 NİSAN’DA BAŞLAYAN AV YASAĞI
31 Ağustos’u 1 Eylül’e bağlayan gece yarısı sona erdi. Sezonun ilk avına Metro Türkiye’nin davetiyle biz de tanıklık ettik. Gürpınar Balık Hali’nden Ali Çınar isimli tekneyle saat 23.30 sularında denize açıldık. Teknenin kaptan köşkündeki teknolojik donanım bir uçağın kokpitinden farksızdı. Balıkların olduğu alanları, yoğunluğunu, derinliğini hatta boyunu tespit eden radar verileri analiz edildikten sonra saat 00.10 sularında ilk ağ Marmara Denizi’nde Yeniköy açıklarında denizle buluştu. Balıkçıların 2 saat yakın süren hummalı mücadelesi sonrasında yılın ilk hamsisi tekneye çekildi.
YASAL SINIRDAN DAHA BÜYÜK
Hamsilerin boyu ise yasal av boyu olan 9 cm’nin üzerinde 12-13 cm’ye kadar çıkıyordu. Kaptan Ali Çınar “Hamsilerin boyu neredeyse bir karış. Karadeniz’e çıkan balıkçılar hep palamut yakalamış. Biz ilk ağda hamsi çektik. İlk gün hamsi az olduğu için mezatta kasası 7 bin liraya, kilosu 450-460 liraya çıktı. Bu yıl özellikle palamut ve lüfer bol olacak. Eğer palamut boğazı aşıp Marmara’ya inmezse ağlara takılan hamsi miktarı da artar ve fiyatlar ucuzlar. Çünkü palamut hamsiyle beslenir” dedi. Tayfa lideri Hasan Ünal da “İlk avımız bereketli geçti. Vatandaş önümüzdeki bol ve ucuz palamut yiyecek” diye konuştu.
BİNLERCE KİŞİNİN EKMEK TEKNESİ
Ali Kaptan, teknenin aylık maliyetinin 13-15 milyon lira arasında değiştiğini ve her bir ağ atmanın bedelinin yaklaşık 120-150 bin lira arasında değiştiğini belirterek, “Bazen tek ağ ile tekne dolabiliyor. Yani 200 kasa balık yakalayabiliriz. Ama bazen bir gecede 5-6 sefer ağ attığımız da oluyor” dedi. Ali Kaptan, tayfaların aylık kazançlarının tecrübesine göre 80-150 bin lira arasında değiştiğini ayrıca sezon sonunda tutulan balıktan da pay aldıklarını söyledi. Türkiye’de 1600’ü büyük yaklaşık 18 bin lisanslı balıkçı teknesi var. Yani binlerce balıkçı ekmeğini bu teknelerden kazanıyor. Tayfalar, havalar soğuduğunda güvertede çalışmanın çok zor olduğuna işaret etti.
