Acının bilançosunu kim çıkaracak!

14 Mayıs 2012, Pazartesi 22:20
AA

Saha dışında şiddetli müdahale!

10 Temmuz 2011... "Fenerbahçeli taraftarların, futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan kulüp başkanı Aziz Yıldırım ve yönetim kurulu üyeleri Şekip Mosturoğlu ile İlhan Ekşioğlu'na destek olmak amacıyla düzenledikleri yürüyüş olaylı bitti. Sarı-lacivertli taraftarlar köprüye doğru yokuş çıkmaya başladıklarında kısa bir süre sonra çevik kuvvet ekiplerinin biber gazıyla müdahalesiyle karşılaştı. Bir anda ortalık beyaz dumanlarla kaplanırken, rüzgârında etkisiyle biber gazının tesiri taraftarların kapladığı yola yayıldı..."

 25 Şubat 2012..."Çağlayan'da yargılanan başta Aziz Yıldırım olmak üzere 23 sanığa destek için gelen taraftarlar arasında kararın açıklanmasının ardından hareketlilik yaşandı. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'a tahliye kararı çıkmaması üzerine taraftarlar protesto gösterilerine başladı. Taraftar grubuna polis biber gazı, cop ve tazyikli su ile müdahale etti. Çıkan arbedede birçok taraftar yaralandı."

 5 Mayıs 2012... "Futbolda şike ve teşvik iddialarına yönelik davanın 15. duruşmasında Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım için tahliye kararı bekleyen Sarı-lacivertliler, istedikleri karar çıkmayınca protesto gösterisinde bulundu. Polis, taraftara biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti. Polisin plastik mermi kullandığı olayda bir taraftar ağır yaralandı, birçok taraftar hastanelik oldu"

 Bir komisyon kurulmalı

3 Temmuz'dan bu yana ait olduğu renkleri savunmak amacıyla hayatın her alanında dik durup tepkisini göstermeye çalışan taraftarların başına gelenlerden yalnızca birkaçı bunlar... Yaşanan süreçte Fenerbahçe taraftarına yönelik şiddetin boyutlarını göz önüne sermek için bir yazı dizisi de yeterli olmayabilir... Sosyolog, psikolog ve toplum bilimcilerle birlikte bu şiddetin nedenini araştırmaları için bir komisyon bile kurulabilir... Her geçen gün daha da güçlenip, mağdurluktan muktedirliğe evrilenlerin futbol pastasından daha fazla pay almak ve yere daha sağlam basmak için endüstriyel futbolu da kucaklayarak ilerlerken gerçekleştirdikleri operasyonu incelemek bu şiddetin nedenlerini anlamak adına iyi bir başlangıç olabilir...

 Holiganizm sosuyla servis

Yaşanan operasyonunun hemen ardından kısa süren şaşkınlık devresini en az hasarla atlatan Fenerbahçe taraftarının yaşadığı travma ve başına gelenler hiç kâle alınmadan Galatasaray'ın şampiyon olduğu maçtan sonra çıkan olayları vandalizm ve holiganizm sosuyla sunup "Futbol Teröristleri" teranesini ısıtıp ısıtıp önümüze sunmanın anlaşılacak hiçbir tarafı yoktur... Evet statta bir şiddet yaşanmıştır...

Hep aynı nakarat!

Yaşanan şiddetin nedenini ve çıkan olayları anlayabilmek için statta görev yapan çevik kuvvetin taraftara yaklaşımını iyi incelemek gerekiyor. Berabere kalıp, "şampiyonluğu" ezeli rakibine kaptırmasına rağmen oyuncularını alkışlayıp destek vermeye çalışan taraftarlar durup dururken neden etrafa saldırsın! Gerçekten olayların nasıl olduğunu merak ediyorsanız maça giden bir yakınınıza sorun. Eğer yoksa internette yayınlanan videolara bakıp kararınızı verin! Tabi, "Paralı asker bunlar. Marjinaller sızdı bu kulübe, teröristler doldu" mavrasını dinlemek, aynı nakarata takılmak isteyenlere sözüm yok...

 Acıların listesi ne olacak?


Benim asıl canımı sıkan olayın sadece maddi boyuna bakıp bilanço ile durumu analiz etme çabası: "Olaylarda meydana gelen hasarın mali faturası 1 Milyon 366 Bin 500 TL...125 durağın camları kırıldı, 14 durağın tamamı tahrip edilirken toplam 139 İETT durağı hasar gördü. 68 metrobüsün camları kırıldı, koltuk ve kaportalarında hasar meydana geldi..." Peki 3 Temmuz'dan bu yana neredeyse her eylemde şiddete maruz kalan, hastanelik olan, yerlerde sürünen, kız arkadaşının yanında mahcup olan, gözaltına alınan hakkında 6 yıl hapis istenen taraftarların yaşadıklarının bilançosunu kim çıkaracak?

 Taraftarı yalnız bıraktılar!

Kulübün yaptığı açıklamaya gelince hem çok geç hem de yetersiz bir metin olduğunun altını çizerek başlayabilirim. 3 Temmuz sürecinde takımına sahip çıkmak için hayatın her alanında direnen Fenerbahçe taraftarı birçok kez yalnız kaldı. Kapalı kapılar arasındaki pazarlıklardan bihaber, tribünde, adliyelerde, sokakta yalnızca kulübüne destek vermek isteyenlere çok ağır bedeller ödetildi. Bu süreçte yönetimin vereceği cevap bu kadar kısır olmamalıydı... Topyekun bir saldırı karşısında yalnızca bir cepheden üzerine yürümeye çalışan piyade birliğine karşılık vermek de neyi nesi? Bu bir nevi aslolan saldırıyı gizlemeye çalışanlarını ekmeğine yağ sürmek değil de nedir?