Hikaye yalnızca Aykut Kocaman üzerinden okunamaz!

04 Şubat 2018, Pazar 13:00
AA
Yalnız bugün üzerinden değerlendirirsek asla bir konuya tam olarak vakıf olamayız... Mevzu Fenerbahçe ise eğer bugün yaşananları anlamak adına hikayeyi Zico'nun gönderilişinden bu yana ele alırsak doğru bir çıkarım yapabiliriz. Aziz Yıldırım ve yönetimi Zico ve Ersun Yanal ile yolları ayırırken yerlerine mesela İsmail Kartal'ı tercih ederken ya da bize bir sene boyunca Portekizce yalanlar söyleyen Vitor Pereira'yı...

Mesele bugünün meselesi kadar bu teknik direktörlerle birlikte seçilen oyuncu grubu da değil mi mesela? Türkiye'nin en iyi sağ ve sol bekinin Caner Erkin ile Gökhan Gönül'ün kaybedilmesi, kaybedilmesi ile yetinilmeyip ezeli rakibe iki yıldır şampiyonluğu kazanan Beşiktaş'a kaptırılmasını hangi 'mühendislik' ile açıklayacağız?

3 Temmuz kumpasına muazzam bir direniş gösteren Fenerbahçe belki kavgayı kazandı ama 'ağır' bir yara da aldı. Başka bir kulübe böyle bir kumpas kurulsaydı altından kalkabilir miydi, emin değilim ya da böyle bir duruş gösterebilir miydi? O günden bu yana toparlanma süreci devam ediyor. Fakat hakemler de medya da sporun tüm paydaşları da konu Fenerbahçe olunca pek bir hoyrat davranıyorlar... Trabzonspor ya da dünkü Gençlerbirliği maçında rakiplere verilmeyen kırmızı kartlar ya da Akhisar'da Alper Potuk'a verilen ağır kırmızı karttan bahsetmiyorum...

Tüm bunlar bir araya geldiğinde elde zaten yetersiz kadro varken bitmeyen 'sakat'lık sorunu ile uğraşan Fenerbahçe'de tüm başarısızlığı Aykut Kocaman üzerinden okumak haksızlık. Fakat Aykut Kocaman da bir türlü istediklerini sahaya tam olarak yansıtamadı. Bir sezonda oyuncu grubunun bu kadar çok bireysel hatası ya da sakatlığı üzerine de bu oyuncu grubunun lideri Aykut Kocaman'ın tavrı sorgulanmalı. Bunun ötesinde bir 'iletişim' problemi olduğu ortada. Osmanlıspor maçının ardından istifa edip ikna edilerek takımın başına dönmesi, bununla birlikte 'kırılgan' tavrı eleştirilebilir. Bu istifaya teşne, iletişim  kurarken zorlanan, 'başka bir dünyaya' ait teknik direktörün duruşu yaşanan durumu anlamak adına bir veri olarak değerlendirilebilir.



1 Ağustos 2017'de Aykut Kocaman'a dair şu cümleleri kurmuştum: "Kriz anları büyük fırsatları da beraberinde getirir. Büyük sıçramalar en sağlam dibe vuruşlarla başlar. Liderler de böyle dönemlerde ortaya çıkar tarihin gidişatının dönüşmesine katkıda bulunurlar." 2010’da yazdığım gibi bugün de Aykut Kocaman’a, Türkiye Kupası Şampiyonu Konyaspor’un şampiyon hocasına, eğer Fenerbahçe’ye dönmeyi düşünüyorsa söylemek istediğim birkaç cümle var:

"Fenerbahçe’nin yolu sizin de çok iyi bildiğiniz gibi engebelidir, dolambaçlıdır, sarptır. Hatta bu dönemde bu noktada sorumluluk almak sizin gibi karakterlere uygundur fakat bedeli de ağırdır. Çünkü yine kulübün başkanı Aziz Yıldırım ve yönetim şekli de aynı olacaktır. Sizin kararınız bir dönüm noktası olacaktır. Bu kriz anında direksiyonun başına geçip Fenerbahçe ’deki efsane duruşunuzu daha iyi bir noktaya da taşıyabilirsiniz. Ya da bu zor dönemde alınacak kötü sonuçların ardından kulüple yollarınız istemediğiniz şekilde ayrılabilir. Tercih sizin  ‘Hocam’… Benim gönlümde, aklımda hep Sigma Olomouc’a şeref golümüzü atan, 3 Temmuz’da herkes kaçacak delik ararken dimdik duran, efsane 11 numara olarak kalacaksınız."

Nasıl 2018'in Şubat ayında internette yayımlanacak bir yazı bu kadar 'uzun' olmamalıysa, (Kimsenin vakti yok durup incelikleri anlamaya...) bu yılın 'inşa' süreci olduğunu kabul edip sabretmesi istenecek bir kitleye böyle liderlik edilmez... Yönetimin sessizliği de sizi konuşmaya itmiş olabilir. Fakat bir liderin ağzından "Bizi şampiyon olamayız" mealinde bir cümle çıkmamalı. Kurulacak cümle sonuçlar ne olursa olsun "Herkesi yenebilecek güçteyiz" olmalıdır..." Madem ateşten gömlek giydiniz, asla pes etmemelisiniz...