Roma ve AVM'ler

06 Şubat 2014, Perşembe 05:00
AA

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İtalya’nın başkenti Roma’yı ziyaretinde “yüzlerce yıllık ihtişamlı binaları, meydanları, sokakları öyle korunmuş ki ne bir gökdelen ne de bir AVM var” demişti.

Cumhurbaşkanı, hiç kuşku yok ki bu tespiti, özellikle İstanbul’un içler acısı halini düşündüğü için yaptı. Üzüntüsünde son derece haklı. Batılıların “Yeni Roma” adıyla bildiği İstanbul, batıdaki kardeşi ile kıyaslanamayacak kadar çirkinleşti ve kişiliksiz hale geldi.

[[HAFTAYA]]

Bizans’tan, Osmanlı, Cumhuriyet dönemine kadar farklı uygarlıkların özgün stillerini bir arada barındıran, orijinal konumuyla dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul, bugün Kuala Lumpur ve Cakarta’yı andıran ruhsuz bir metropol görünümüne büründü.

Uzun süre plansız ve projesiz büyüdü. Sonra herkesin kafasına göre yorumladığı ve kolayca değiştirebildiği planlar önümüze kondu. Şehrin katliam fermanı işte böyle yazıldı. Bir İstanbullu olarak şehre dair tespitlerimi yıllar önce Cumhurbaşkanı Gül’e yazmak istedim ancak ‘yoğun gündemde nasıl olsa bakamaz’ diyerek vazgeçtim. Bizans surlarına yapılan otoparkları, yıkılan kilise duvarlarını, muhteşem cami siluetini mahveden demir köprüleri artık nasıl olsa herkes biliyor diye düşünüyorum. Ama ya şehrin yeni planlanan marka semtlerinin hali ne olacak?

Maslak, Bahçeşehir ve Zekeriyaköy şu anda tarumar edilmekle meşgul. Maslak’ta yolun dibine dizilen gökdelenler trafiği tamamen kilitledi. Araçlar resmen duruyor!

İstanbul’un Avrupa yakasının en güzel semtlerinden Zekeriyaköy tamamen betona teslim oldu. Mevcut ağaçların kesilip nasıl çirkin binalara dönüştürüldüğünü gidip görebilirsiniz. Orman alanına bitişik Zekeriyaköy, yakında Levent’e benzeyen sıradan bir yer haline gelecek. Türkiye’nin örnek yerleşim alanlarından biri olarak bilinen Bahçeşehir tanınmaz halde.

Devasa binalar, siteler, vaktiyle milyon dolara satılan villaları ezip bitirdi ve işlevsiz hale getirdi. Binaların ortasına önce akaryakıt istasyonu yapılmasına izin verildi. Sonra tartışmalı şekilde inşa edilen ve pek çok dava açılan ‘Loca’ denen tuhaf yapı geldi.

Şimdi neredeyse iki tretuvar genişliğindeki yamaca Sofa adında kocaman bir rezidans ve iş merkezi yapılıyor. Güzelim Bahçeşehir beton yığınları arasında sıkıştıkça sıkışıyor. Sosyal ve insani maliyeti ne olursa olsun hedef daha çok kazanmak mıdır? Bir konut projesi veya AVM yapılırken bölgenin dokusu nasıl etkilenir ve trafik ne olur diye düşünülmez mi? Ben, yine Gül’ün artık bir internet fenomeni haline gelen “İnsan gerçekten hayret ediyor” sözüyle yazımı noktalıyorum.