Türkiye füzede sürpriz yapabilir

25 Ekim 2013, Cuma 05:00
AA

Türkiye bir süredir “Çin’den füze alamazsın” baskısı altında. Ankara ne diyor? “Savunma amaçlı füzeye ihtiyacım var. Benim böyle bir füzem ve teknolojim yok. Benimle işbirliği yaparak bu füzeyi üretecek ülke arıyorum”. Söylenen gayet net ve basit. Bunun için Türkiye yıllar önce ilk adımı attı ve ihale açtı.

Dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda başvuru oldu. Çoğu Batı kökenli şirketler “En iyi sistem bizimki” diyerek ürünlerini pazarlamaya başladı. Hiçbir ülke ve şirket, Türkiye ile ortak üretime sıcak bakmadı. “Anahtar teslimi yaparız, paramızı alıp gideriz” dediler. Dünya çok değişti. Artık soğuk savaş döneminin koşullarını yaşamıyoruz. İttifaklar iç içe geçti. Ülkeler, kendileri için stratejik kararları sadece parçası oldukları grupların ortak kararlarına bağlı almıyor.

[[HAFTAYA]]

Türkiye de çok haklı olarak “Bana kim teknoloji verirse, kim iyi fiyat uygularsa, kim ortak üretime sıcak bakarsa onunla yola devam ederim” demeye başladı. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Dünyadaki her ülkenin birinci hedefi ulusal çıkarlarını korumaktır. Öyle olmasaydı, Amerika Birleşik Devletleri etik kuralları hiçe sayarak yakın müttefiklerin başbakanlarının telefonlarını dinlemezdi. NATO dışındaki ülkelerden silah alan tek ülke Türkiye olmayacak.

Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde Çin ve Rus sistemlerini kullanan ülkeler var. İki Almanya birleşince Doğu Almanya’nın elindeki silahlar Batı’ya geçmişti. Bunları uyarlayarak kullanmaya devam ettiler. Amerika’nın Ortadoğu’daki müttefikleri arasında Çin sistemlerine sahip olanları herkes biliyor.

*

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uzunca bir süredir Birleşmiş Milletler düzenini eleştiriyor. Dünyanın bugünkü şartlarına ve ihtiyaçlarına yanıt veremediğini söylüyor. Gerekçelerinde haklı. BM, kurulduğundan bu yana hiçbir konuda dişe dokunur varlık gösteremedi. Ne Kıbrıs sorunu çözüldü ne Filistin.

Herkesin gözü önünde Bosna’da yüzbinlerce sivil öldürüldü. BM, bugün de Mısır’dan Suriye’ye kadar geniş bir coğrafyadaki meseleleri kavramak ve çözmekten aciz. Erdoğan, Avrupa Birliği ile üst üste yaşanan hayal kırıklıkları ve BM’nin basiretsizliği nedeniyle Türkiye’nin Şangay İttifakı’na katılabileceğinden söz etmişti.

Şaka yollu başlayan bu tartışma giderek ciddiye bindi. Bu gerçekleşir mi ya da Türkiye’nin uzun dönem çıkarları açısından ne yararlar getirir, şu anda bunu kestirmek zor; ancak Türkiye’nin çıkarlarını korumak için attığı adımları tehditle caydırmaya çalışmak kabul edilemez. Ben, Türkiye’nin Batı ile çok boyutlu ilişkilerini kökünden değiştirecek bir adım atacağını sanmıyorum.

Çin ile füze üretim görüşmelerine başlanması bazı ülkelere ciddi bir mesaj oldu. Henüz kesin bir karar verilmiş değil. Bu süreçte daha çok sürpriz yaşanabilir. Bugün zayıf gibi görünen bir ihtimal gerçekleşebilir ve Ankara başka bir ülkeyle nihai anlaşmaya imza atabilir.