Yüksekova'da neler oluyor?

29 Ağustos 2015, Cumartesi 05:00
AA

Yüksekova, Hakkâri’nin 3 ilçesi arasında. Türkiye’nin güneydoğusunda, sınıra en yakın yerleşim birimlerinden biri. İran ve Irak’a sınırı olduğu için stratejik önemi büyük. Üç ülkeyi birleştiren özelliği nedeniyle kültürel açıdan çok zengin.

1990’lı yıllarda terör nedeniyle ekonomi durma noktasına gelmiş ve gençlerin çoğu başka yerlere göç etmek zorunda kalmıştı. 2000’lerden sonra Kürt meselesinde atılan olumlu adımlar, terörle mücadelede belli başarıların kazanılması ve buna bağlı olarak ekonominin hareketlenmesiyle yakın bölgelerden dönüşler başlamıştı. Son dönemde bölgenin çehresini değiştiren yatırım Hakkâri Yüksekova Havalimanı oldu.

[[HAFTAYA]]

PKK saldırıları nedeniyle yapımı aylarca geciken havalimanı, bölge halkı için hayati nitelikte. Zira fiziki olarak sınırlayıcı bir coğrafyada yer aldığı için karayoluyla Türkiye’nin batı illerine ulaşmak çok zor oluyordu. TOBB, TÜSİAD, MÜSİAD gibi örgütler Yüksekova Havalimanı’nın açılmasına paralel olarak yeni yatırım imkânları için projeler geliştirmeye başlamıştı.

TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy’un da bölgede turizmi kalkındırmak için fikir ürettiğini biliyorum. Diğer taraftan sivil toplum kuruluşları ve bölgenin insanları tarafından kurulan dernekler, son dönemde insani gelişim adına çok güzel işler yapmaya başlamıştı... Barış, huzur, istikrar ve daha fazla demokratik özgürlüklerin güçlenmesi için umutların güçlendiği dönemde Hakkâri- Yüksekova’dan gelen son haberler üzücü.

PKK, düzenlediği saldırılarda Yüksekova’yı kalkan olarak kullanıyor. Sivil vatandaşların mağduriyeti büyük. Nitekim iki günlük bilançoda ölen ve yaralananlar var. PKK, Yüksekova ve diğer sınır bölgelerinde belediyelerin elindeki iş makinelerini kullanarak hendekler kazıyor, bazı noktalara patlayıcılar yerleştiriyor. Bugüne kadar onlarca iş makinesi yakıldı, inşaatlar durma noktasına geldi.

Uzaktan kumandayla patlatılan bombalarla onlarca güvenlik mensubu şehit edildi. PKK, “Burada otorite benim, devleti tanımıyorum, güvenlik güçlerini de zorla buradan çıkaracağım” diyor. Dünyada her ülke, anayasal düzeni ve kamu güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri almak durumundadır. Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma ve polisin terör örgütü mensuplarına yönelik operasyonlarında bugüne kadar sivil kayıpların oluşmaması için olağanüstü gayret gösterildi.

Bunun için askerlerin ve polislerin hayatı riske edildi. Şehit askerler de, ölen diğer vatandaşlar da bizim vatandaşımız. Kan akmasına neden olan olayları kim başlattı? PKK teröristleri ellerinde roketatar ve kalaşnikoflarla eylemler yapmıyor olsaydı bu operasyonlar yapılacak mıydı? PKK’nın siyasi uzantısı ve bölgeyle ilgili değerlendirme yapan herkes önce bu sorunun yanıtını vermeli. Devletin, hükümetin veya askerin yaptığı hatalar varsa sonuna kadar takipçisi olalım; ancak kabul edelim, Türkiye’de kan akmasının ve masum sivillerin de acı çekmesinin tek sorumlusu PKK’dır.