Ergenekon kendini yok ediyor...

30 Mart 2011, Çarşamba 05:00
AA

Ergenekon davasıyla ilgili olarak başından bu yana yaşanan gelişmeleri alt alta koyunca, insanın karşısına son derece dramatik bir manzara çıkıyor. Ergenekon neydi? Benim algıladığım, seçimle gelmiş düzeni yıpratmak veya yıkmak isteyen, devletle de ilişkileri olan yasa dışı gruplaşmaların ve çetelerin yargılanmasıydı. Ergenekon, demokrasiye karşı duranlardan hesap sorulmasıydı. İlk defa askeriyle, para-militer örgütleriyle, derin devlet unsurlarının yargılanması; yani “darbeci mantığın” sonuydu. Davada öyle şeyler ortaya çıkarılacaktı ki, bir daha kimseler yasa dışı faaliyetlere girişemeyecekler ve Türk demokrasisi sağlamlaşacaktı. Ardından Balyoz geldi.

[[HAFTAYA]]

Durum daha da ciddiyet kazandı. Zira bu defa, Silahlı Kuvvetler içindeki darbe günlükleri, darbe senaryoları uçuşmaya başladı. Başından bu yana, bu çetelerden kişisel olarak nasibini almış biri olarak, Ergenekon-Balyoz sürecinin hiç değilse önemli bir bölümünün gerçekliğine inandım. Tutuklanan bazı isimler vardı ki, bunların mutlaka hesap vermesi gerekiyordu. Benim vicdanımda da suçluydular. Bir de şimdi, aradan bunca zaman geçtikten sonraki duruma bir bakalım. Karşımda Ergenekon adlı bir ucube büyümeye, canavarlaşmaya başladı. Ne ucu görülüyor, ne baş tarafı... Nereye gittiği belli değil... Öyle insanlar, öyle gerekçelerle tutuklanıyor ki, anlayabilmek imkansız.

Kimi, basit muhalefet yapmanın dışına çıkamayacak derecede zayıf... Kimileri ise, zaten işlevi nedeniyle devleti sorgulaması gerekenler... Bir de, hepsine tüy diken gazeteci tutuklamaları... Her duruşması kavgaya dönüşen, meydan okumalarla dolu, özensiz yaklaşımlar, hukuka aykırı uygulamalar ve sonunda kamuoyu vicdanını zedelemeye başlayan bir sürecin içinde boğulmak üzereyiz. Bilmem siz Ergenekon’u artık tanıyabiliyor musunuz? Demokrasiyi güçlendirmek adına başlayan bir girişim, bugün neredeyse demokrasiyi yıpratmaya başlayan bir platforma dönüşüyor.

Çok merak ediyorum acaba iktidar partisi durumun farkında mı? Belki sorumluluk yargıdadır ancak bu tip siyasi davalarda, işin sonunda her fatura siyasi iktidarlara çıkarılır. Kimi zaman rahatsız olduklarının işaretlerini veriyorlar. Sonradan bir bakıyorsunuz, üstüne toz kondurulmuyor. Oysa tren kaçıyor. Ergenekon, kendi kendini yiyen bir canavara dönüşüyor. Türkiye de bir büyük tarihi fırsatı kaçırıyor.

‘Öz Ergenekon’ hâlâ kurtarılabilir...

Yanlış ele alınmış, hatalı yönlendirilmiş, inanılmaz hukuk dışı ve vicdanlara ters düşen uygulamalarla bugünlere gelmiş olsa dahi, benim deyimimle “Öz Ergenekon” veya gerçek Ergenekon hâlâ kurtarılamaz mı? Gayet tabii ki kurtarılabilir ve bence mutlaka kurtarılması da gerekir. Bunun ilk adımı, davayı elinde tutan ve yöneten güçlerin bir araya gelmesi ve gerçekçi şekilde “Biz nerelerde yanlışlar yaptık?” sorusunu kendilerine sormasıdır. Bunun da, hiçbir komplekse kapılmadan yapılması şarttır. Eğer bu soruya kendilerini aldatmadan doğru yanıtları verebilirlerse o zaman ikinci aşamaya geçilebilir ve hiç değilse kamuoyu vicdanını en çok rahatsız edenlerden başlayarak hatalar temizlenir.

“Hayır, yargı attığı adımdan geri dönmez” kompleksine kapılınır, “sonra kamuoyundaki imajımız zedelenir” yaklaşımı galip gelirse, sonuç alınamaz. Kim ne derse desin, savcılarımız ve hakimlerimiz nasıl değerlendirirlerse değerlendirsinler, bu gidişin sonu görünmüyor. Benim gibi çok kişinin gözünde bu dava, onlarca yıl sürecek ve sonunda dağ bir fare doğuracaktır. Onca zaman içeride kalan masumlar harcanacak, gerçek suçlular ise, hak ettikleri cezayı alamayacaktır.

Eğer yanılıyorsak; eğer bizim hiç bilmediğimiz müthiş deliller var da, bir gün inanılmaz gelişmeler yaşanacaksa ne olacak? İşin o tarafını da göremiyoruz. Ancak ortaya konulan iddianameler, delil olarak gösterilen bağlantılar, sorgulamalar ve genel gidiş, bu davanın yavaş yavaş battığına işaret ediyor. Sapla saman birbirine karışmış durumda. Yazıktır... Türk demokrasisini rayına oturtabilmek için bundan daha önemli bir adım atılamaz. Bunu böylesine hoyratça harcamaya da kimsenin hakkı olmamalı. Bu ince ayarı yargının kendi içinden birilerinin vermesi gerekmez mi?