İktidar da rahatsız olmaya başladı...

11 Mart 2011, Cuma 05:00
AA

Başbakan sesini yükseltmeye başladı. Gecikmiş adaletten şikayet edişi, yargının incelemelerini bir an önce tamamlaması gereğine sık sık işaret eder oluşu, AK Partili bazı kesimlerle konuşurkenki huzursuzluklarını hiç saklamamaları...
En son bütün bu polis operasyonunun başındaki Ali Fuat Yılmazer’in görevden alınışı, bu rahatsızlıkların en belirgin işaretleridir.
Doğrusu sadece bu kadarla da kalınmamalı. Tümüyle yanlış olsa dahi, bütün bu operasyonların siyasi iktidar tarafından manipüle edildiği şeklindeki içerideki algılama artık dışarıya da yansıyor.
Avrupa Parlamentosu’nun (AP) son kararını ve uyarılarını ciddiye almayabilirsiniz. Yaptırım gücü olmadığını, kötü niyetli olduklarını, Türkiye’yi tanımadıklarını da iddia edebilirsiniz. Ancak AP’nin şimdiye kadar böylesine sert bir karar almasını ve bunun uluslararası kamuoyundaki genel AK Parti iktidarının görüntüsüne ne büyük zarar verdireceğini reddemezsiniz. Yıllardır bu işi izliyorum. Göreceksiniz, bu algılamayı silmek bundan sonra çok zor olacak. Hatta yıllar alacak ve tarih -belki de abartılı şekilde- bu yaşananları AK Parti iktidarına fatura edecek.
Polis ve yargının sahnelediği son dram bir leke gibi kalacak.
[[HAFTAYA]]
Kimse alelacele yazılmış ve çelişki dolu yasaları incelemeyecek. Uluslararası kamuoyu, demokrasi yıldızı olarak nitelediği bir iktidarı şimdi despotlukla damgalayacak.
Ne gerek var bunlara?
Seçimleri kolaylıkla alacağı görülen bu iktidarın bence şimdi asıl yapması gereken sesini daha da yükseltmesi ve “yeter” demesi. Artık beklemeye tahammül kalmıyor.

Üzmez’e medya kapılarını kapamalı...
Hüseyin Üzmez, yasalarımızdaki boşluklar ve uygulamalardaki karmaşadan yararlanarak tahliye oldu. Şimdi Yargıtay’ın vereceği kararı bekleyecek. İstatistiklerdeki tutuklu gazeteciler listesinde bir kişi azaldı!
Ne mutlu bir gelişme değil mi?
Bu konuda söylenecek hiçbir şey yok.
Beni asıl çıldırtan Hüseyin Üzmez’in dışarı adımını atar atmaz “...Artık bol bol gazete ve TV’lerde konuşacağım” demesi oldu.
İnanamadım.
İnsanın biraz utanması, arlanması olur ve kamuoyu önüne çıkmamaya çalışır, değil mi?
Hayır, tam tersine...
Bey, “Hazır olun” diyor. Neden biliyor musunuz? Bizim reyting arsızlığımızdan dolayı. Böylesine laflar edebilmesinin üzgünüm ki, tek nedeni bu. Bu kötülüğün, ilkesizliğin altında hepimizin imzası var. Üzmez, yine aynı duruma geri dönüleceğini ümit ediyor.
HAYIR, hadi gelin bir defalığına çok basit bir etik gösterisine girelim ve hem yazılı hem de görsel medyayı Hüseyin Üzmez’e kapatalım.

Kaddafi alttan alıyor...
TRT Türk, Libya lideri Kaddafi ile görüşerek iyi iş yaptı. Sorular biraz daha dişli olsa, daha da manşetlere çıkar, uluslararası medyaya daha da fazla yansırdı. Ancak TRT olunca iş zorlaşıyor. İşin içine sadece gazetecilik değil, devlet siyaseti de karışıyor.
Yine de, Mehmet Akif Ersoy’u söyleşiyi gerçekleştirebildiği için tebrik etmek lazım.
Bazı gazetelerde, Kaddafi’nin yine Türkiye’yi yerden yere vurduğundan söz ediliyor.
Ben öyle okumadım.
Libya liderinin daha önceki söyleşilerinde Türkiye’den söz açılınca nasıl insafsızca konuştuğunu, Kürtleri kışkırtmak için neler neler söylediğini çok iyi bilirim. Hiç sağı solu yoktur.
Bu defa aksine yine de dikkatli davranmış.
Erdoğan’ın eleştirilerini bile alttan alıp yanıtlıyor.
“Yanlış anlama...” diyor.
Galiba şimdilik fazla toz toprak kaldırmamaya çalışıyor. İleride bunun acısını çıkarır mı bilinmez ancak oradaki Türk mevcudiyetine ihtiyaç duyduğu da apaçık ortada. Hiç değilse, şu aşamada karşısına bir de Türkiye’yi almak istemiyor.x
Bu arada muhalefet tepki gösterdi. Ancak Ankara’nın krizin ilk aşamasında sert tepki göstermemesi yerinde oldu. Hem vatandaşlarımızı salimen çıkarabildik hem de milyarlarca dolarlık yatırım tehlikeye atılmadı.
Bu tutumumuzdan dolayı Washington rahatsızmış! Acaba kendileri ne yapıyorlar?
Şimdi kalkıp Türk hükümetini yeterince sert davranmamak, askeri müdahaleye karşı çıkmakla suçlamak ayıp olmuyor mu?