Aşkla ilgili gerçekler

16 Mart 2013, Cumartesi 05:00
AA

- Sabahları uyanınca ya da işe giderken eşlerini öpen erkeklerin, öpmeyenlerden 5 yıl daha fazla yaşadığını biliyor muydunuz?
- İlişki yaşayanların üçte ikisi yeni tanıştığı bir insana değil bir süredir tanıdıkları insanlara aşık olduğunu söylemiş.
- Kadınların ilk randevuda seks yapmamalarının nedeni öyle sanıldığı gibi kendilerini ağırdan satmaları falan değil. Kadınların yüzde 78’i o rendavuya ağda yaptırmadan gittiği için bu teklifi geri çeviriyormuş.
- Kadınların yüzde 42’si çıktıkları ya da yeni tanıştıkları erkekle ilgili internette araştırma yapıyor. Erkeklerin ise sadece yüzde 7’si.
- Bilinen en eski aşk şarkısı 4 bin yıl önce Mezopotamya’da yazıldı. Mezopotamya uygarlığın başladığı yer olduğuna göre ilk aşk şarkısının da burada yazılması şaşırtıcı olmasa gerek.

[[HAFTAYA]]

- Aşık olmak vücut ve zihin üzerinde sakinleştirici bir etkiye sebep oluyor. Bu da sinir sistemini yeniliyor. Aşk, insanın hafızasını da geliştiriyor. Aşık olduğumuz kişiyle ilgili her şeyi aklımızda tutmamızın açıklaması da bu şekilde yani.
- Bir matematik teorisine göre, uzun dönem ilişkiye gireceğimiz insanı seçmeden önce en az 12 kişiyle çıkmalıyız. Bu durumda ilk çıktığımız kişiyle evlendiğimizde o kişinin ‘yanlış insan’ olma ihtimali de yükseliyor.
  -Çiftlerin kişilikleri zamanla birbirine benziyor. Aynı şeylerden hoşlanmaya, olaylar karşısında aynı tepkiler vermeye başlıyorlar. Bu iyi mi, kötü mü karar veremedim.
- İnsanların yüzde 65’i öpüşürken kafalarını sağ tarafa yatırıyor. Sağ eli kullanmayla ilgili olabilir. Yoksa aşık olduğumuzda beynimizin sol tarafı mı harekete geçiyordu?
- Seks beklentisi içinde olan bir erkeğin sakalı daha çabuk uzuyor. Akşam seks yapmamış bir erkeğin sabah bir karış sakalla uyanması bu yüzden mi?
 -Her 5 ilişkiden biri, taraflardan biri başkasıyla çıkarken başlıyor. Bir başka deyişle, her 5 ilişkiden birine daha başta ihanet karışmış oluyor.
 -Aşık olan insanlarda dopamin normalden fazla salgılanıyor ve beynin muhakeme merkezini bloke ediyor. Zaten dopamin bu düzeyde bir aşıklarda bir de şizofrenlerde salgılanıyor.
- Kıskançlık gerçek aşkın göstergesi değildir. Sahiplenme duygusunun aşkla ilgisi yoktur. Hastalıklı derecede kıskanç olanların bilinçaltında güvensizlik duygusu yaşadıklarını ve sevilme açlığı çektiği biliniyor.
- 1598 yılında İngilizce’de flört, “şaka, dalga geçmek” anlamına geliyordu. İki yüz yıl sonra bu kez anlamı “görüşme, davet için aramak, kur yapıp gezmek” olarak değişti.
- ‘Balayı’nın kökeninde gerçekten de bal var. Kuzey Avrupa’da kız kaçırıldığında bir süre kızın ailesinden saklanılması gerekirdi. Bu süre içinde iki aşığın saklandığı yeri yalnız onlara köyden yiyecek ve bal getiren arkadaşları bilirdi. Ayrıca Kuzey Avrupa’da yeni evlilerin ilk aylarında şarapla karıştırılmış bal içme geleneği de vardı.
- Ünlü Hun hakanı Attila bir düğünde şarapla karıştırılmış balı içtikten sonra boğularak gizemli bir şekilde yaşamını yitirmiştir.