Kalp kırıklığı deyip de geçme

06 Aralık 2014, Cumartesi 05:00
AA

İsveçli bilim adamları aşkta yaşanan kalp kırıklıkları ve acıların kalbe ölümcül derecede zarar verebildiğini kanıtladı. Haberde şöyle diyor: “Bilim adamlarının 2 yıl boyunca kırık kalpleri inceleyerek yaptıkları araştırmanın sonucuna göre; aşk acısı insanda stres yaratıyor. Stres altında salgılanan hormonlar kalpte toplanıyor. Kalp de savunma amacıyla kendini kapatıyor. Fiziksel açıdan sapasağlam olan bir kalp, duygusal çöküntüye maruz kaldığında şekil değiştiriyor ve kan pompalamakta zorlanıyor. Bu da kalbe zarar verip ölüm riskini artırıyor.”

[[HAFTAYA]]

* * *

İnsanın “Vay be... Demek ondan...” diyesi geliyor. Evet hanımlar beyler, işten bundandır terk edilince aldatılınca kendinizi ölecek gibi hissetmeniz. İşte bundandır aşk acısının ölüm acısı kadar güçlü olmasının sebebi. Bunca yıl boşuna yazmadık, çizmedik. Aşkın ‘şiddetli’ bir duygu olduğunu boşuna anlatmadık. “Ben aşka inanmıyorum” dediler, “Aşktan daha önemli konu yok mu?” dediler. Sanırım artık aşkın ne derece önemli olduğunu anlamışlardır.

* * *

Neyse gelelim konumuza, aşkın acısı da aşka dahildir, bunu belirtmek istiyorum. “Her aşk acı biter” diye bir kural yok ama böyle bir risk var. Bu durumda kalbimizin zarar görme riski de oluyor haliyle. Öyleyse bu acıyı azaltmak ve zararlarını mümkün olduğunca engellemek gerekiyor. Daha önce de yazmıştım, aşkı sadece bitişiyle ele almamalısınız. Aşk bittikten sonra giden kişinin arkasından sürekli kötü konuşmak, “Bunu şunu yaptı, bunu yaptı, vay şerefsiz” demek inanın bana acınızın dozunu artırıyor. Oysa durumu kabul etmek şart. Hem o aşk yaşanırken sadece kötü şeyler olmadı ki? Ayrılma noktasına gelene kadar elbette mutlu günleriniz oldu. Bunları niye unutuyorsunuz ki? Sevgiliniz olmasaydı o mutlu günleri de yaşamayacaktınız.

* * *

Bir de daha ilişki başlarken ‘kırık kalp’e karşı önlem alabilirsiniz. Ne kadar çok beklenti, o kadar çok hayal kırıklığı. İlişkiye daha baştan anlamlar yüklemek, isimler koymak, aşkı yaşamak yerine sürekli sorularla boğucu hali getirmek, “Biz ne olacağız, ilişkimiz nereye gidiyor?” diye düşüncelere dalmak, sevgilinizi hiç olmadığı bir kılığa ve kimliğe sokmak, ondan kendinden farklı davranmasını beklemek, sizi sonunda mutlaka yıkar. Çünkü bu istediğiniz şeylerin hiçbiri gerçekleşmeyecektir. Bir süre gerçekleşse bile daha sonra yine eski haline dönecektir. Siz de o zaman yıkılacaksınız ve ‘kırık kalp’inizin kurbanı olacaksınız.

* * *

Hanımlar beyler, aşkı nasıl yaşadıysanız, aşk acısını da yaşarsınız. Bunun da bir tadı vardır. Beni mazohist falan sanmayın, biliyorum da konuşuyorum. Aşk acısı bitmesin, uzasın diye sevgilisini unutmak istemeyen yüzlerce kişiyle konuştum. Bazı küçük önlemlerle aşk acısını ileride gülümsemeyle anacağınız şekle getirebilirsiniz. O önlemleri de yukarıda yazdım. Olmadı Jamie Ford’un ‘Kırık Kalpler Oteli’ kitabını okuyun, o da olmadı Candan Erçetin’in ‘Kırık Kalpler Durağı’ şarkısını dinleyin. Dileyene Güney Kore yapımı ‘Kırık Kalpler Kütüphanesi’ filmi bile var. Ya da “Dünyanın bütün kırık kalpleri... Birleşin!!!”