'Öteki kadın'ın hikayesi

21 Şubat 2017, Salı 05:00
AA
Zuhal, gençliğini beyaz atlı prensini bekleyerek geçirdi. Sonunda buldum sandı ama yanıldığını anlaması fazla uzun sürmedi. Evli olduğunu saklayan bir erkekle birlikte oldu, çok zor atlattı. Hayatına bu kez sevgili olarak giren çocukluk arkadaşı da evliliği konusunda yalanlar söyledi. Zuhal, “Beni damgalamadan önce lütfen okuyun” diyor. 

İlk gençlik yıllarımdan beri hayatıma  girecek ilk erkeğin evleneceğim insan olmasını istiyordum. Her şeyi ilk onunla yaşayacaktım. Bu prensiple gelen bütün çıkma tekliflerini geri çeviriyor, beyaz atlı prensimi bekliyordum. Liseden sonra bir yüksekokulu bitirmiş ve iyi de bir iş bulmuştum.

Çevresinde sevilip sayılan, değer verilen bir genç kızdım. O yaz, işyerinden arkadaşım Emel ile tatile gittik. Bir akşam denizden döndüğümde Emel bana “Yakışıklı biriyle tanıştım. Akşam bizi yemeğe davet etti” dedi. Ben pek gitmek istemiyordum ama Emel’i yalnız bırakmamak için mecburen gittim.

Emel’in tanıştığı kişinin adı Seyhan’dı. Seyhan yemeğe Eray adlı bir arkadaşını da getirmişti. Eray benden 12 yaş büyüktü. O tatil beldesinin yerlisiydi. Tatilim boyunca neredeyse her akşam görüştük. Sonra benim iznim bitti ve işe döndüm.

İSTEMEYE GELECEKLERDİ

Telefonda konuşmalarımız, yazışmalarımız devam ediyordu. 1 hafta sonra bir iş bahanesiyle yanıma geldi, görüştük. Aramızda 8 saatlik mesafe vardı. Bu gelip gitmeleri sıklaştı. Birbirimize duygularımızı açmıştık. Ailemle, arkadaşlarımla tanıştırmıştım Eray’ı. Hayatımdaki tüm ilkleri onunla yaşamıştım. Kendimi ona teslim etmiştim. Nasılsa bir gün evlenecektik. Ertesi yaz birlikte tatile gittik. Tanışma yıldönümümüzü kutladık. Derken sıra ailelerimizi tanıştırmaya gelmişti. Bize gelecekler, beni isteyecekler ve söz keseceklerdi.

İstemeye gelecekleri gün heyecanla beklemeye başladık. Saatler geçti, gelen giden olmadı. Uzun süre telefonunu da açmadı. Sonunda ulaştım Eray’a. “Ablam rahatsızlandı, hastaneye kaldırdık. Bu yüzden gelemedik” dedi. Annesi ve ablası da annemi arayıp özür diledi. İnanmıştık. Ancak daha sonra üç kez daha yine istemeye gelecekken bir bahane bulup ertelediler.

EVLİ OLDUĞUNU ÖĞRENDİM

İlişkimizin ikinci yılında tanımadığım biri telefon etti bana. Eray’ın evli ve 3 çocuklu olduğunu söylüyordu. Eray’a söylediğimde inkar etti. Annesine, ablasına sordum onlar da kabul etmedi. Ancak telefonlar sıklaştı.

Beni arayan kişi Eray’ın çocuklarının adını, oturdukları yeri, her şeyi anlatmıştı. Eray daha fazla inkar edemedi. “Seni kaybetmekten korktuğum için yalan söyledim” dedi. Eşiyle ayrı olduğunu söyledi. Biraz rahatladım ama bunu kanıtlamasını istedim. Aylarca kanıtlayamadı. Defalarca ayrıldım ondan, her seferinde yine çıktı karşıma.

Bir gün eşi aradı beni. “Yuvamın yıkılmasını istemiyorum” dedi. Söz verdim o kadına. İşimden ayrıldım. Yaşadığım şehri değiştirdim. Bilmeden yuva yıkan kadın pozisyonuna düşmüştüm. Benim yüzümden 3 çocuk mutsuz olup üzülmüştü.

Depresyona girip hastanede yattım. Eray her defasında farklı yalanlarla ve duygu sömürüleriyle yeniden çıktı karşıma. “Madem ayrısın, getir annenleri isteyin beni” dedim. Yapamadı tabii ki.

YİNE EVLİ BİR ADAM

Eray’dan kopmam 2 yıl sürdü. Uzun süre yalnız yaşamayı terih ettim. Derken karşıma çocukluk arkadaşım Avni çıktı. Beraber büyümüştük. Yıllar önce bana aşık olduğunu söylemiş, evlenme teklif etmişti. Duygularım kardeşçe olduğu için kızarak reddetmiştim. Tesadüfen karşılaştık.

Aynı şehirde yaşıyormuşuz ama bundan haberimiz yokmuş. Oturduk, saatlerce konuştuk. Evlenmiş, eşiyle mutsuz olduğunu ve ciddi sorunlar yaşadığını, ayrılma safhasında olduğunu, tartıştıkları için eşinin bir süre arkadaşında kalmaya gittiğini anlattı.

Ertesi gün yine buluştuk. Onunla sohbet etmek beni çok rahatlatıyordu. O gün duygularım değişmeye başladı. Duygularını açtı, hiçbir zaman aklından çıkmadığımı, her zaman beni düşündüğünü, hatta beni unutup hayata dönebilmek için evlendiğini söyledi. “Keşke sana bir şans verseymişim” dedim.

O bunu yıllardır karşılıksız olan duygularına ilaç olarak görüp farklı bir havaya girdi ve “Bu saatten sonra seni asla bırakmam” dedi. Karşı çıktım önce. Yine yuva yıkan kadın olmak istemiyordum. O bana “Zaten ayrılmak üzereyim, bu aşka kıyma” diye cevap verdi. Sonra da devamlı görüşmeye başladık.

YALANLARI ORTAYA ÇIKTI

Yıllardır unuttuğum o heyecanlar, o duygular kalbimde yeniden yeşermişti. Seviyordum, seviliyordum. Ancak onun evli olduğu gerçeği önümde bir duvar gibi duruyordu. “Eşinden ayrılıp gel, seni bekleyeceğim” dedim. Ayrılamadı eşinden Avni. Tam 1 yıl bekledim.

Ayrılmamız mümkün olmayınca Avni’nin beni bırakması için çeşitli oyunlar denedim. Kendime bir e-mail adresi alarak, aşk mektupları gönderdim. Sanki bir erkek bana aşıktı da aşkını ilan ediyordu. Ben de ona yine mail yoluyla karşılık veriyordum. Avni’nin bu mailin şifresini kırmasını ve tüm yazışmaları okumasını sağladım.

Böylece onu aldattığımı düşünecek ve beni bırakacaktı. Nitekim amacıma ulaştım. Mailleri ukuyup hesap sordu bana. “Alçaksın, basitsin, namussuzsun” dedi. Ayrıldık. Ben çok acı çekiyordum ama en azından vicdani olarak rahattım.

Ayrıldıktan sonra öğrendim ki, Avni ile eşinin arasında öyle büyük problemler yokmuş. Aslında eşiyle severek evlenmiş. En son tartışmalarının üstüne eşinden özür dilemek için araba almış. Ben günlerce vicdan azabı çekerken, onun mutsuzluğu için de ayrıca üzülüp, ağlayarak uykusuz geceler geçirirken, Avni bana da eşine de oyun oynuyormuş meğerse.

BANA CEVAP VERİN

Şimdi size soruyorum...

Yüzeysel bakılınca ben masum insanların kanına girip, yuva yıkan “öteki kadınım” değil mi? 22 yaşında, saf, tertemiz, hayalleri, umutları olan, çiçeği burnunda bir genç kızdım. Şimdi 32 yaşında, orta yaşa yaklaşan bir kadın oldum.

Benim çektiklerim, acılarım, umutlarım, hayallerim, benden gidenler ne olacak? Bunları bana kim geri verecek? Niye hiç kimse öteki kadınlardan gidenleri sormuyor da direk damgayı yapıştırıyor? Hangi aklı başında kadın öteki kadın olarak yaşamayı tercih eder ki? Ben yaşadıklarımın hesabını kime sorup geri alayım?

Kimileri “O senin aptallığından olmuş” diyordur şimdi. Eğer sevmek, karşındakine kendin gibi inanmak, güvenmek, sonrasında o insanın eşi ve çocuklarını düşünerek ayrılmak aptallıksa, ben en büyük aptalım. Hayalim hep sevdiğim insanla evlenmek, mutlu bir yuva kurmak, huzur içinde yaşamaktı.

Ama sadece hayal olarak kaldı.

Yanına acı, hüzün, keder eklendi.