Zeytin

19 Nisan 2015, Pazar 05:00
AA

Güneşin baharı müjdelediği zamanlardan geçiyoruz ve ilk kez bu baharı aşktan bağımsız geçiriyoruz. Aşktan bağımsız diyorum, yok işte bizi biz yapan, bizi birbirimize bağlayan ‘aşk’ yok artık. Oysa bahar ‘aşk’ demekti bizim için, doğanın uyanışını aşkımıza ortak etme vaktiydi. Sen kışın kapanan, baharda yeniden, rengarenk, mis gibi kokularla açan çiçek gibiydin. Seni gördüğüm her gün, sana baktığım her gün tanrıya şükrederdim. “Ben nasıl bir iyilik yaptım ki bana bu aşkı verdin tanrım” diye... Şükür cümlelerini de alıp gittin dilimden...

* * *

Sana doğru akan bir zamanın yelkovanı, sana doğru uzayan yolların yorulmaz yolcusuydum ben. Şimdi, geçmek bilmeyen bir zamanda, nereye gittiği bilinmeyen yollarda, dikenlere basa basa, ayaklarım kan revan yürüyorum amaçsızca. Gülüşlerinin ve gözlerinin olmadığı karanlık bir yolculuk... Titrek bir mum alevinin bile olmadığı zifiri bir yol... Dünyamı aydınlatan tek ışık kaynağımdın sen benim. Ve yokluğunla bezeli bu karanlığın içimi nasıl tükettiğini, yüreğimi nasıl körelttiğini bilemezsin. Bazen “Gçecek bunlar, bitecek bu karanlık yol” deyip umudumu tazelemek istiyorum ama anılar, ah anılar bırakmıyor yakamı. Seninle yaşadığım her an, her saniye öyle kazınmış ki beynime aklıma geldikçe önce hafifçe gülümsüyorum, sonra yine korkunç bir boşluğun içinde kayboluyorum. Bir daha birlikte hiçbir anımızın olmayacağını düşünmek delirtiyor beni...

* * *

Ne güzel başlamıştı oysa... Bir sabah, açlığını köreltmek için ağzına attığın birkaç zeytinin çekirdeğini gördüğüm an başlamıştı sana aşkım. Bu yüzden aşkımız kadar kutsal bildim ben zeytini. “Ölmez ağacı”nın meyvesidir o... Kadimdir, ezelidir, ebedidir. İnsan yokken vardı, insan yok olunca da varlığını devam ettirecek. Bizim aşkımızın da öncesiz ve sonrasız olduğunu düşünürdüm hep. Bir bu düryadan yok olup gitsek bile kuşaktan kuşağa aktarılacaktı. Birileri, bizden sonra, bizim için “Öyle büyük bir aşk yaşamışlar ki” diyecekti. Ne zaman Ege’ye uzansak, zeytin ağaçlarıyla çevrili yollara ulaştığımızda sevinç basardı içimizi. Tezgahtan zeytin seçmek bile önemliydi bizim için, ritüeldi. Gel de sil hadi, yok edebilir misin zeytini? Bir dalını bile gördüğümde seninle yaşadığım her şey gözlerimin önünden bir film gibi geçiyorsa nasıl baş edeceğim anılarla? Gözümü kapattığımda senden başka bir şeyi düşünebileceğim anlar ne zaman gelecek?


* * *

Seni sensiz yaşamanın sancılarıyla kıvrandığım, yarım kalmış uykularla boğuştuğum bitmek bilmez gecelerin esiri haline geldim. Bilirsin, rüyalarımı hiç hatırlamazdım ben. Ama şimdi gördüğüm her kabusu yaşayarak uyanıyorum. Seninle uyumadığım uykularda gördüklerim sadece kabus... Karışık ve anlamsız bu kabusları yorumlamaya çalışıp, sana dair işaretler arıyorum çaresizce. Bunca zamanı, seninle dolu dolu, keşkeye dair en ufak bir şüphe bile barındırmadan yaşamışken artık ‘keşke’lerle dolu günleri yaşamaktan yoruldum yar... Sen tazelenirken baharla ben fırtınalarla dolu, zehir gibi soğuk zemherinin ortasında kıvranıyorum. Bitmek bilmez bir kış mevsimindeyim sanki. Sensizlikle çevrili, puslu havanın, gri gökyüzünün altında, ‘mavi’ye hasret geçiriyorum günleri. İnsanın ‘yaşanmamış’ sayacağı zamanları yaşıyor olması aklının alamayacağı kadar zor yar...


* * *

Ben yine de bir kase zeytini koydum buzdolabına. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını bilsem de, o zeytin orada, her baktığımda tüm güzel anları hatırlatsın diye duracak. Gelmeni beklediğimden değil, varlığını duyumsayabilmek için. İçimde çığlık atan bu acıyı biraz olsun azaltsın diye duracak. Ağzıma attığım her zeytin tanesinin tadı bana dudaklarının tadını hatırlatacak. Şimdi canım çok yansa da bir zaman sonra beni gülümsetecek zeytinler biliyorum. Ve yar, seni sana, sana bıraktığım, her anı sadece seninle dolu, hakkını vererek yaşanmış hayata emanet ediyorum.

MUTLU BİR İLİŞKİ İSTİYORSAN...

1- Bağlı ol ama bağımlı olma


Bağlılık iyidir. Ama bağımlılık kötüdür. Kendi hayatından asla vazgeçmeyeceksin. Bir başkasının hayatını yaşamayacaksın.

2- Sev ama kendini daha çok sev

Kendisini sevmeyen insanların başkasını sevmesi mümkün değil. Kendini, kişiliğini, hayatını sev. Böylece sağlıklı bir sevgiyi de karşındakine sunabilirsin.

3- Fedakar ol ama kendini feda etme

Fedakarlık deyince aklına hayatındaki her şeyden, yaşam biçiminden, kişiliğinden vazgeçmek gelmesin. Kolay vazgeçen, kendini ezdiren insanlar makbul değildir.

4- Dünü an ama geçmişe saplanma

Sen sürekli yapılan hatalara takılıp her fırsatta sevgilinin yüzüne bunları vuruyorsan geçmişe takılıp kalmışsındır. Bu durumda ilişkinin bitmesi an meselesidir.

5- ‘Biz’ ol ama ‘Ben’i unutma

Sen sevgilinden önce de bir hayatı yaşıyordun. Bunu ilişkinin içinde de korumalısın. Bunu yapabilmen için de sevgilini hayatının odak noktası haline getirmemelisin.

6- Sabret ama katlanma

Sevgilinin sana uymayan davranışları olabilir. Düzeltebilmesi için zaman ver. Ama o düzelmiyorsa sakın ona katlanma.

7- Eleştir ama suçlama


Elbette birbirinizi eleştireceksiniz ama bunu yaparken de birbirinizi suçlamak yerine olumlu cümleler kullanacaksınız.

8- İste ama ısrarcı olma

Sevgilinden bir şeyler isteyeceksin ama yapamıyorsa bunun için ısrar etmeyeceksin. hatta seni sevmesi için bile ısrarda bulunmayacaksın.

9- Değerlendir ama mukayese etme

Bir başkasının sevgilisiyle kendininkini karşılaştırma. Ya da geçmişteki sevgililerinle şimdiki sevgilini mukayese etme. Bu durumda sevgilinin özgüvenini yok edersin.

İLK BULUŞMADA NELER YAPMAMALI?


Belki de ömür boyu sürecek bir ilişkiyi daha ilk buluşmada yok etmek istemiyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. İşte ilk buluşmada kesinlikle yapmamanız gerekenler...

1- Geç kalmak: İlk randevuya geç kalırsanız karşınızdaki kişi yeterince önemsenmediğini düşünür. Ayrıca bu sizin plan yapamayan, organize olamayan biri olduğunuzu da gösterir. Randevularına gecikenleri kimse sevmez.

2- Aşırı ciddiyet: Her işin bir ölçüsü var. Kimse size şaklaban olun demiyor ama öyle aşırı ciddi tavırlar da itici gelir insana. Karşınızdaki suratsız, gergin bir tip olduğunuzu düşenebilir. İnsanlar gülmek, rahatlamak ve eğlenmek ister.

3- Fazla konuşmak: Sürekli siz konuşup karşınızdakine bir tek söz bile ettirmezseniz daha baştan kaybedersiniz. O zavallı insan “Her buluşmamızda böyle mi olacak?” deyip sizin yanınızdan kaçmanın yollarını arar.

4- Dinlememek: Diyelim ki konuşmasına izin verdiniz. Ama dinlemezseniz de olmaz. Konuşmanın bir yerinde “Sen bu konuda ne düşünüyorsun?” diye sorduğunda “Pardon ne demiştin?” diye cevap verirseniz bir daha buluşma olasılığınız yoktur.

5- Eski sevgiliyi anmak: Size şöyle bir soru gelebilir: “Bana eski sevgilinden bahsetsene, neden ayrıldınız?” Bu aslında bir çeşit sınav sorusudur. Karşınızdaki kişi bu soruyla sizin eski sevgilinizi unutup unutmadığınızı test etmektedir. Aman dikkat! Bu soruyu kısaca ayrılma nedeninizi anlatarak geçiştirin ve hemen konuyu değiştirin. Eğer gözlerinizi uzağa dikip saatlerce eski sevgilinizden söz ederseniz, bu iş daha baştan biter.

6- Rol yapmak: Bir başka role bürünüp kendinizi olduğunuzdan farklı göstermeniz hiçbir işe yaramaz. Bir gün mutlaka foyanız meydana çıkar ve işte o zaman yanarsınız.

7- Sorunlu insan portresi çizmek:
İşinizdeki, evinizdeki, ailenizdeki sorunları, dostlarınızla yaşadığınız problemleri anlatın. Hatta dünyada sizden şansız bir insan olmadığını söyleyin. Söyleyin ki hemen orayı terk etsin!

8- Genelleme yapmak:
“Erkeklerin hepsi şöyledir” ya da “Kadınlar hep böyle yapar zaten” diye genelleme yapmayın. Karşınızdaki kendisini özel hissetmek ister.

9- Maddi durum olayı: Daha ilk buluşmada karşınızdaki insanın mali durum portresini çıkarmaya kalkmayın. Ne kadar kazandığını, arabasının markasını, ev sahibi olup olmadığını sormayın.

10- Çok yalnızım çok: “Uzun zamandır kimseyle çıkmıyordum” deyip kendinize artı puan sağlamayı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Mutlaka sizin bir sorununuz olduğunuzu düşünecektir.

11- Küçük yalanlar: Sakın ama sakın! Etkilemek adına söyleyeceğiniz her yalan ileride başınızı büyük derde sokar.

12- Tartışmak: Politika ve din gibi konularda tartışmalara girmek son derece riskli. İlk günden tartışırsanız ikinci buluşma şansınız niye olsun!