Asıl galip ünlülerdir...

30 Nisan 2014, Çarşamba 05:00
AA

Survivor” (Star TV) adasında birleşme yaşandı. Açıkçası şu ana kadar çıkardıkları performans ve elemelerle hep af buyurun şapa oturan gönüllüler takımına ünlüler takımından iki ciddi yarışmacı katıldı... Hâl böyle olunca bizim ünlüler tayfası daha ilk andan itibaren oyunlarda çuvallamaya başladı. Aslında durum ortadadır; gönüllüler bu yıl kaybetti... Adaların birleşmesinden sonra yaşanacak olan çekişmeler de tamamen bireyseldir. Tolga Karel’in atlara fısıldar gibi sürekli konuşması, İsmail Baki’nin isyankara bağlaması, Turabi’nin sahadaki futbolcu Melo’yu andıran provokasyonları, Sahra’nın limitsizliği filan derken kim çıkacak bakalım o birleşik cehennemden? Benim tüm bunlara rağmen bir favorim var ama asla söylemem. Çünkü buradan sonrası tamamen yapımcı Acun Ilıcalı’nın kafasında şekillenecek. İyi olan kazanmayacaksa, kim kazanırsa kazansın benim için fark etmez...

[[HAFTAYA]]

Karadayı’nın kara adamları!

“Karadayı” (atv) rölantide devam ediyor. Son iki bölümdür bir sonraki bölümde ne olacak acaba duygusunu yaşamıyorum... Ama yaşadığım başka duygular var. Mesela bir dönem en yüksek adli mevkilerden biri sayılan hakimin odasına yalın kılıç girebilen mafya tiplerine bakıp, “Adliyede hiç mi polis olmaz?” diye aklımdan geçiriyorum... Adamlar geliyor, kaçırılan Songül’ün nerede olduğunu bildiklerini ve bu bilgi karşılığında bir arkadaşlarının dosyasını sümen altı etmesi gerektiğini Feride’ye söylüyorlar. Bu pazarlıkla eli ayağı titreyen Feride, polis çağırmak yerine neredeyse arkadaşları “yolcu ediyor”... Bir de o dönemin mafyası hep mi solaryumdan çıkmış kadar esmer olur be kardeşim? Hiç mi sarışın olanı filan yoktu kötü adamların?

Yok artık dedirtti

“Çocuklar Duymasın” (FOX) bana göre sevimli bir dizi... Öyle olmasa 10’uncu yılında hâlâ hayatımızda olmaz, “sıktı artık” diye bir köşeye konurdu... Yine de sevimlilik kendi içinde de bir samimiyet gerektiriyor. Mesela gece yarısı pişirme işlemi tamam olduğu için öten bir fırından (gece yarısı fırın ötüyor, bu arada evde çıt yok) çıkan bir tepsi sıcak poğaçayı iki dakikada ayakta gömen arkadaşın mide fesadı ya da kalp krizi geçirmemesi için mideden çok işkembeye sahip olması gerekiyor. Hele ki ertesi sabah kahvaltı masasına oturup yemeye devam ediyorsa, insan “sıktı artık” değil ama “yok artık” diyor. Hem de birden fazla kez...

Aman gerçek sanmasınlar!

Önceki gün Yüksel Aytuğ’un Beyaz TV ekranında sunduğu “Medyatik” programına konuk oldum. Açıkçası TV eleştirilerindeki nezaketine hayran olduğum Yüksel programda iyiden iyiye centilmene bağlamıştı... Rahat bir stüdyo ortamında konuğunu germeyen bir ev sahibi, dersini iyi çalışmış bir TV adamı ve teklemeden sorular soran bir sunucu olarak Yüksel’in “televizyon ekranında amatör olduğunu” iddia etmesi fazlasıyla tevazua giriyor. Gerek yok, gerçek sanmaya hazır çok adam vardır bizim sektörde...

KARDEŞÇE ÜLEŞMEK!

“İşler Güçler”in en güçlü yan karakterlerinden Boomcu Onur (Ahmet Dursun) kardeşimiz ekibin yeni işi “Kardeş Payı”na (Star TV) transfer oldu... Açıkçası tekrarı bile yüksek reyting alan bu dizide yer almak, bu takımın bir oyuncusu olmak şimdilerde benim diyen oyuncuların bile kıskandığı bir şey... Onur karakteri bu kez bir rapçi oldu yanılmıyorsam. Bir önceki dizide alt yazıyla konuşabilen birinin bir sonraki işte çenesinin çözülmesi tam “Kardeş Payı” kafasına yakışır bir şaşırtma hali... Ha bu arada dizi bir takım oyunu da olsa bana göre bu işin Messi’si Ahmet Kural oldu. O gole gitmedikçe oyun yavanlaşıyor. Neyse ki espriler ışık hızıyla aktığı için izleyici olarak bu küçük ayrıntıyı takan yok. İşleri güçleri rast gelsin diyelim!

Temcit pilavına taze denmez ki!

Hey Canlı” (Show TV) ağzına kadar dolu bir magazin programı. Ama tüm bunlara rağmen hafta sonu birkaç kez izlenmiş haberleri program içinde sıklıkla dönen “az sonra” tanıtımlarıyla dayanılmaz bir hale getiriyor... Açıkçası Özge Ulusoy’un bu haberleri daha önce takip etmediğini de düşünmeye başladım. Yeni bir şey sunuyorum duygusu gözlerinde çok net. Durum farklı olsa da... Neyse, belki bu yüzden bir hafta iyi çıkan reytingler bir diğer hafta çakılmış hale geliyor. Magazine olan ilginin hafta sonu kuşaklarında ve sabah erken kuşaklarda daha yüksek olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Bu yüzden bile bile lades demenin anlamını çözemiyorum!