Herkesin suçunu tek tek öğreniyoruz!

12 Mart 2011, Cumartesi 05:00
AA

Fatmagül’ün Suçu Ne? (Kanal D) dizisinde kimin ne suçu var öğreniyoruz son birkaç bölümdür. Mesela son iki bölüm Mukaddes’in hayat hikayesine ayrılmıştı... Dizinin başından beri kötülüğün sembolü olan Muko’nun aslında çaresiz bir genç kızlık geçirdiğini izleyip filan hayıflandık... Saf Rahmi biraderimizin meseleleri anlayamama haline iç geçirip üzüldük önceki gece de.

[[HAFTAYA]]

Yani iş biraz Fatmagül’ün hikayesinden çıkıp topyekun bir psikanalize döndü... Bu yöntem diziyi biraz ağırlaştırsa da en azından yan sokaklar açıyor. Yoksa tek başına Kerim ve Fatmagül’ün olası aşkına kilitlenseydik hakikaten “Seyredenin suçu ne?” olacaktı sormamız gereken. Böylesi iyi oldu anlayacağınız...

Anadolu’ya açılmak da nesi?

TNT televizyonunda yayınlanan Açıl Susam Açıl’ın formatı giderek sunucusu Mehmet Ali Erbil’in bir önceki işi Çarkıfelek kıvamına geldi... Bu çöpçatanlık yarışmasında da Anadolu bağlantıları filan yapılmaya başlanınca önce “ne alaka?” dedim... Ama belli ki reyting verilerindeki ipuçlarına göre yapılıyor akış. İller bazında izleyiciyi ekran başına çekmek reytinglerde manalı oynamalara neden olabiliyor... Yoksa dediğim gibi bu yarışma için Anadolu’ya muhabir çıkarmak da ne alaka?

Trajediyi göremiyoruz...

Canlı Para’da (Show TV) asıl sorun yanıt şıklarının doğrusu için beklenen zamandan çok katılan yarışmacıların her şeyini yitirdiği andaki yüzlerini görememek... Acun Ilıcalı, Var mısın Yok musun formatında o anın kaymağını büyük bir hünerle yiyordu. Ama Canlı Para’da sunucu Engin Altan Düzyatan acele davranıp trajedi havasından çıkarıyor yarışanları... Önceki akşam iflas dolayısıyla çok zor durumda olan bir çiftin tüm paralarını kaybettiği anı da böyle geçiştirince, gönül reytinginden çok da anlamadığını düşündüm Düzyatan’ın... Öyle ya, bizde ne kadar trajedi o kadar reyting demektir. Neyse... Bu arada yarışmacılar içinde Türk balesinin efsane isimlerinden Oktay Keresteci’yi görünce dikkat kesildim... Dünyada olsa el üstünde tutulacak bu büyük sanatçı Engin Altan Düzyatan hakkını büyük ölçüde teslim etmese sıradan bir adam gibi izlenecekti ya, ona yanarım ben!

Açık öğretim mi tıp mı?

Tıp öğrencilerinden isyan var. Dershaneye bile gitmeden tıp fakültesini kazanan Deniz Yıldızı (Fox TV) karakterlerine saydırıyorlar... Mesele sadece bu da değil, sanki memlekette açık öğretim tıp fakültesi varmış gibi karakterlerin devamsızlığın suyunu çıkarmasına da tepkililer... Bir okurum not düşmüş; “36 saat aralıksız ders çalıştığımız oluyor Mesut ağabey. Arkadaşlar hangi fakültedeyse kaydımı oraya aldıracağım”... Haksız da değil hani. Bu ülkede girmesi de mezun olması da en zor fakültelerden biridir tıp fakültesi. Bunun yanında bir de dizide anlatılan gibi bir eğitim veriliyorsa zaten iki kere “vay halimize” diyorum ben! Bu arada yiğidi öldürelim ama hakkını da verelim. Deniz Yıldızı’nın reytinglerine benim diyen dizi ya da program bile ulaşamıyor artık...

Hikaye ne zaman başlayacak?

Derin Sular (Fox TV) dizisi birkaç hafta içinde uykusuz bir kitleye kendini izletmeyi başardı. Fakat ciddi bir ağırlık var dizide. Kötülerin kim, iyilerin kimler olduğunu biliyoruz artık... Saflar belirginleşti ama bir türlü hikaye akmıyor. Mesela Kuzey’le Ezgi’nin kardeş olduğunu diziye çok rötarlı giren bir izleyici bile anlıyor ama senaristler bir türlü açıklamıyor gerçekleri... Günlük dizilerin sorunu da bu işte. Meseleyi uzun zamana yayacağız diye top döndürüp duruyor hikayenin kalemini elinden tutanlar. Bu da her bölüm birbirinin tıpkı olayları izlememize neden oluyor. Yok mu bir çaresi bu çıkmazın?

Cüneyt’in kupon tutar mı?

beşN birK isimli haber programında (CNN Türk) Cüneyt Özdemir önceki akşam milletvekili adayı olabilmek için istifa eden bürokratların neredeyse tamamına yakınını canlı yayına bağladı... Bu trafik içinde zaman zaman biraz mesleklerde biraz da isimlerde yanlış telaffuzlar yapsa da Cüneyt’in yaptığı işi değme trafik memuru çıkaramaz, akışı öyle kontrollü devam ettiremezdi... Neyse. Ben en çok bazı adaylar seçime girecekleri partiyi överken yağdanlığa dönüşünce Cüneyt’in yaptığı frenlere bayıldım. Çoğunu “Anlaşılan siz milletvekilliğini garantiye almışsınız” diye şık bir dille susturuverdi... Bir de hepsine aynı hatırlatmayı yaptı uğurlarken; “Benim programım uğurludur. Milletvekilliği hatta bakanlığınız bile garantidir”... Adayların hepsini yazıp koydum bir kenara. Cüneyt’in doldurduğu bu İddaa kuponunu hatırlatacağım kendisine seçimlerden hemen sonra!