24 Nisan onur ve utanç günü

24 Nisan 2015, Cuma 05:00
AA

Bir ülkenin tarihi ne yalnız onurla dolu altın sayfalardan ne de utanç dolu koyu karanlıklardan oluşur.

Tarihte zafer de vardır yenilgi de. Onur da vardır, utanç da…

Bugün 24 Nisan… Ve bizler bugün hem 100 yıllık bir onuru hem de 100 yıllık bir utancı aynı anda yaşayacağız.

24 Nisan onurdur; çünkü Çanakkale Zaferi’ni getiren kara savaşlarının başlangıcıdır. Bugün Osmanlı’yı oluşturan müslim-gayrimüslim şehit ve gazi olan yiğit insanları anıyoruz. Savaşta yenilmiş Anzakların torunları bile bugünü onurla anmak için tören yaparken, bu yıl 24 Nisan’da Çanakkale’de ilk kez şehit ve gazilerimizin fedakarlıkları ile onur duyacağız.

Ama bu büyük onur bizim vicdanımızda hissettiğimiz büyük utancımızı gizleyemez.

Siyaset ve vicdan

24 Nisan utançtır; çünkü bugün aynı zamanda vatanı Anadolu olan 1 milyon 200 dolayındaki Ermeni’nin katledilmesinin de yıldönümüdür. Buna ister “katliam” deyin, isterseniz “soykırım” deyin bu acı 100 yıl önce yaşandı. 99 yıl olduğu gibi 100’üncü yılında da Türkiye katliamla vicdani bir hesaplaşmaya girmedi. Çünkü hafızası bölük pörçük ve propagandayla dolu.

Dünya ülkeleri de Türkiye de işine geldiği gibi siyasi tartışma yaptı durdu. Her siyasi tartışmada olduğu gibi insani yanını, çekilen acıları unuttuk.

Kim ne derse desin, kim parlamentosundan hangi kararı çıkarırsa çıkarsın, bu utanç bizimdir.

İsteyen “büyük felaket”, isteyen “tehcir”, isteyen “kıyım”, isteyen “soykırım” desin. İsteyen hepsini inkar etsin, reddetsin. Hepsi kabulüm hepsi benim, vicdanlı insanların acısını yansıtır.

Ama Türkiye devleti işte bu acının 100’üncü yıldönümünde oluşacak uluslararası kamuoyunun dikkatini dağıtmak için Çanakkale Zaferi törenini kara savaşlarının başladığı 24 Nisan’a kaydırdı. 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi olarak kutlanması gibi 24 Nisan’da zaferi getiren kara savaşlarının başlangıcının kutlanması bir halka ancak onur verir. Ama burada amaç Çanakkale’de yaşanan onur ile Ermenilere yönelik katliamın utancını örtmekse bu olmaz.

O yüzden Çanakkale ile gurur duymalıyız, Ermenilere yapılanlar karşısında vicdani hesabımızı yapabilmeliyiz. Öyle anlaşılıyor ki bu acıyla yüzleşmeye siyasetçilerin tutumundan değil vicdanlarımızdan başlayacağız.

Bugün ülkesi için Çanakkale’de canını verenleri, yaralananları düşündüğünüz gibi, yurdundan, evinden, canından edilen Ermenileri de düşünün.

Çünkü tarihimizdeki zafer ve onur böyle bir utancı gizleyemez. Gizlememeli çünkü bu vicdani olmaz.

1944 yılında “Genocide” yani “Soykırım” kelimesini bulan hukukçu Raphael Lemkin bakın ne diyor?

“Hafızanın işlevi, geçmiş olayların notunu tutmak değil, insanî vicdanı ayakta tutmaktır.”

İnsani vicdanımızı ayakta tutmak için hatırlamalıyız.