Dolmabahçe görüşmesi ve flash bellek

31 Temmuz 2017, Pazartesi 05:00
AA
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt bizzat kaleme aldığı hükümeti 27 Nisan 2007 e-muhtırasından bir hafta sonra 5 Mayıs 2007 günü Başbakan Erdoğan ile Dolmabahçe sarayında bir araya gelmişti.

Siyasi tarihe “Dolmabahçe mutabakatı” diye geçen bu görüşmede ne konuşulduğu hep bir sır olarak kaldı.

Ama geçen hafta Tuncay Özkan’ın İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na teslim ettiği ve içerisinde, silahlı kuvvetlerdeki 15 bin subay hakkında fişleme listeleri, FETÖ’cü subaylarla ilgili bilgiler ve Ergenekon operasyonunda karşımıza çıkan kumpas belgelerinin bulunduğu flash bellek bana o görüşmeyi hatırlattı.

Flash bellek Tuncay Özkan’a 2007 yılının Nisan ayında getirildi. O da incelenmesi için dönemin Kara Kuvvetleri komutanı İlker Başbuğ’a ulaştırdı.

Başbuğ da flash belleği Genelkurmay’a yolladığını oradan da Hava Kuvvetleri’ne gönderildiğini açıkladı. Özkan 2007 Nisan ayında Başbuğ’a verdiğine, o da Genelkurmay’a gönderdiğine göre dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt flash belleğin içeriğinden haberdar. İşte bu aşamada aklıma gelen soru şu; acaba 5 Mayıs 2007 günü gerçekleşen Büyükanıt-Erdoğan görüşmesinde bu flash bellek konusu ve içindeki bilgiler görüşüldü mü? Cevap belki “evet” belki “hayır”.

Cevap Başbakan danışmanından

Taraflar konuşmayınca bunu bilmek zor. Ama ben Başbakan Başdanışmanı Abdülkadir Özkan’ın 21 Şubat 2017 tarihli Habertürk gazetesinde bu soruya karşılık olacak bir cevabını hatırlatayım: “Hatırlarsanız Sayın Erdoğan Başbakan olduğu dönemde Dolmabahçe’deki ofisinde Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ile özel bir görüşme yapmıştı. İçeriği açıklanmadı ve Büyükanıt “Benimle mezara girecek” dedi. O görüşmeden tam bir ay sonra (12 Hazıran 2007) Ümraniye’de bir gecekonduda mühimmatlar bulundu. Sonra Poyrazköy baskını oldu ve Ergenekon süreci başladı. Bence Sayın Büyükanıt o gün bu cemaatin devlet, emniyet, istihbarat ve ordu içinde ulaşmış oldukları tehlikeli noktayı Sayın Erdoğan’a haber verdi ve ikna etti. 2007’de Erdoğan bu örgütün devlet içerisinden tasfiye edilme operasyonunu başlatacaktı.

Ama bir ay sonra orduya ait mühimmatların bulunduğu, darbe günlüklerinin ele geçirildiği haberleri üzerinden bir kamuoyu oluşturdular. Ordunun darbe hazırlığı içerisinde olduğunu ve kendilerinin bu darbeyi deşifre ettiğini söylediler. Süreci manipüle ettiler. Böylece Ergenekon sürecine toplumsal bir destek kazandılar. Fakat kuvvet komutanları yavaş yavaş içeri alınmaya başlayınca ve İlker Başbuğ hapse atılınca Sayın Erdoğan bir şeylerin yanlış gittiğini fark etti. Ergenekon süreci ve Taraf Gazetesi aleyhine konuşmalar yapmaya başladı. 2011 sonrasında da dershaneler tartışmasını açarak örgütün tasfiye sürecini başlattı.”