Dün ve bugün

30 Aralık 2017, Cumartesi 05:00
AA
Soru şu: - 15 Temmuz kalkışmasına direnen insanlara, o gece veya ertesi sabah, bir milletvekili çıkıp “it” diyebilir miydi? Aradan 18 ay geçti ya. Şimdi bir milletvekili çıkmış, rahatça “it” diyor.



Başka bir soru: - Oraya buraya çekilen şu son KHK, eğer 18 ay önce taze taze yayınlansaydı, ucu açık-ucu kapalı gibi tartışmalar olacak mıydı? Ama aradan 18 ay geçti ya... Şimdi en azından “muğlâk” bulunuyor.



Belli ki, o milletvekilinin “it” dediği darbe karşıtları, eski bir Cumhurbaşkanınca da -her an- “durumdan vazife çıkarabilecek” birer potansiyel suçludurlar, öyle mi? .........

Bu durumda... 15 Temmuz’a “tiyatro” diyenlerin kusuruna hiç bakılmaz.

Yasa’nın ruhu

Ahlâk Yasası gündemde. Ne var ki, bizim siyasetçiler, ahlâk’ı para-pul ve yolsuzluk’tan ibaret olarak görürler. Evet ama yetmez. - Yalan, hakaret ve iftira nedir? Hangi ahlâka sığar? - Kaset ve tape tuzakları nedir? Hangi sınıfa girer? - Şantaj, tehdit ve teşhir neyin nesidir? Hangi kategoride yer alır? .........

Eğer bunlar taslakta olmayacaksa hiç boşuna Ahlâk Yasası falan çıkarmasınlar. Oturup sabahtan akşama kadar sadece “hırsız var” diye bağırsınlar.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.