Dünden kalan

01 Ocak 2018, Pazartesi 05:00
AA
Kimi simitçi kılığında, kimi kokoreççi... Kimi kestaneci rolünde, kimi dilenci. Bunlar sivil polis. Güzel taktik ama biz önceden ifşa ettik.

Yani, suç işleyecek olanlara “Dikkat edin” dedik “Köfteci polistir, salepçi polistir, sakın yakalanmayın.”

Böylece gazetecilik faaliyetinde bulunmuş olduk.



Sürücülerden trafik cezası kesmek için pusu kurmak yerine, polisi vatandaşa yardım etmeye sevk etseydik, fena mı olurdu?

Her neyse. Epey ceza kestik. Hasılat yüksek.



Ufak motosikletli gençler gördük. İş zekaları var. Telefon ediyorsunuz “araba kullanamayacağım, gel beni al” diyorsunuz.

Geliyor. Motosikletini katlayıp bagaja koyuyor.

Arabanızla sizi eve taşıyor. Sonra da motosikletine atlayıp gidiyor.

- Ne güzel bir sektör.



Meydanlardaki eğlenceleri yasaklamak neydi? Güvenlik tedbiri mi yoksa teröre teslimiyet mi?

Valilik düşündü taşındı, milyonda bir ihtimal de olsa bir kaza belâ yerine, 1 gecelik teslimiyeti galiba tercih etti.

Adı üstünde, tercih. Burada hemen “güvenlik mi, özgürlük mü” tartışması yine gündeme gelecektir.

Ve gelmiştir de...

Ne yapalım...

Çok basit: Demokrasi aşkımızı Taksim Meydanı’na kilitlemeyip, daha geniş ufuklara taşımak dileğiyle ezberciliği bırakalım...