Hesap kitap

04 Aralık 2017, Pazartesi 05:00
AA
İttifak, ihtiyaçtan doğar.

Daha ittifak kelimesi yokken bile Demirel, vatandaştan “ödünç oy” istemişti. (1991).

Şimdiki talep, ödünç de değil sadece takviye.

Hiç fena sayılmaz.

Müttefikler kendi tüzel kişiliklerini koruyacak ama oyları aynı potada toplanacak.



Anlaşılıyor ki, kimin ne kadar oy aldığı da tespit edilecek. Kaçak yok.

“Oyların şu kadarı benimdir” diye palavra atmak da yok. Tabloda her şey gözükecek...  Yanlış anlamadıysam Devlet Bahçeli’nin önerdiği, aşağı yukarı böyle bir sistem.

AK Parti buna henüz cevap vermedi.

“Tartışmak için erken” dedi.



Bence hiç erken değil.

Seçmenin kafasını karıştırmayacak biçimde, net ve berrak bir taslak, şimdiden tartışmaya açılmalı.

Aman ha... Kanun Yazıcı, hiçbir tartışmaya meydan vermeyecek bir dil kullanmalı.

Bahçeli “Oyların ne kadarının hangi partiye ait olduğu bilinsin” diyerek cesaret gösteriyor ama bilinip de ne olacak? Kim neyi ispatlayacak ve kime ispatlayacak?

Zaten teferruat bu.

Geçelim.



Vaktiyle üstü örtülü ittifaklar olmuştu.

Mesela o zamanki Kürt partisini meclise Erdal İnönü taşıdı. (1991)

Ama yüzde 21 oy’un ne kadarının Kürt milletvekillerine ait olduğunu kimse öğrenemedi. Esasen kimse merak da etmedi.

Maksat hasıl olmuştu ya...

Gerisi şehir efsanesi.