50 sanatçılı albümün 51’inci sanatçısı oldu

08 Şubat 2017, Çarşamba 05:00
AA
Zülfü Livaneli’nin 50 eseri, sanatçının 50’nci sanat yılı şerefine 50 sanatçı tarafından yeniden yorumlandı bir süre önce... ‘Livaneli 50 Yıl/ Bir Kuşaktan Bir Kuşağa’ isimli 3 CD’lik albümde, 51’inci sanatçının varlığını, bu ismin de Kürt şarkıcı Rojin olduğunu yeni öğrendim!

Hafta sonu Rojin’le buluştuk, ondan dinledim hikâyeyi…

Seyhan Müzik’in hayata geçirdiği bu proje albüm için 50 sanatçı seçiliyor, her biri Zülfü Livaneli’nin bir şarkısını söylüyor ve sonunda albümün okumaları bitiyor...

ROJİN HOLDİNG YOLDA!

Daha sonra bir belediye festivalinde Rojin’i dinleyen Zülfü Livaneli, onun sesini çok beğeniyor ve “Ben bu sesi daha önce nasıl oldu da dinlemedim, bu ses bu albümde mutlaka olmalı” diyerek Rojin’i de projeye katıyor. ‘Kuşların Vurulduğu Zaman’ şarkısını söyleyen Rojin, böylece albüme son dakikada, 51’inci sanatçı olarak giriyor.

Rojin, PKK tarafından tehdit alan, hedef tahtasına konulan bir isim olmasına rağmen, Zülfü Livaneli bu kararı alıyor. Bunu da not düşmek lazım. Bu arada 7 yıldır Erbil’de ticaret yapıyor Rojin. 50 derece sıcakta dondurma ve gözlük iş yapar diyerek, mağazalar açmış. Martta üçüncü dondurma dükkanını açacak. Anlayacağınız Rojin Holding yolda! Yaptıkları bu kadar da değil… Rojin bir taraftan da hayatını yazıyor. Kitabın adı ‘Burada Şarkı Söylersen Gerisini Sen Düşün!’.

TRT Şeş döneminde aldığı tehditleri kitabın ismi yapmaya karar vermiş anlayacağınız. “Çocukluğumdan başlayacağım anlatmaya...

Önce devletin baskısını, ardından PKK’nın baskılarını anlatacağım. Herkesin iktidar aşkıyla nasıl kirlendiğinin ve delirdiğinin mesajını vereceğim” diyor.

Sağlam kitap olacak. Rojin Merakla bekliyorum..

Makara

Lütfen eski sevgililerinizi sokağa atmayın. Sonra Twitter’a, Facebook’a ve Instagram’a gelip kendilerini şair falan sanıyorlar!!!

BUNLARI ÇOK SEVDİM

■ Sertab Erener vapurda müzik yapan gençlerin yanına gidip birden şarkı söylemeye başlamış ya, bayıldım o videoya... Egosuz, samimi, ne şahane hareket olmuş. Bravo sana Sertab, on numara insansın.

■ İngiltere’de kraliyet ailesinin üyeleri bir yardım organizasyonunda koşarken yarışmış ya, görüntülere bayıldım. Aristokrat kimliklerini bir yana bırakmış, gençliğin doğallığın tadını çıkarmışlar. Çok tatlı kareler, çoook.

■ İlk kez Super Bowl’da gösterilen Morgan Freeman’lı THY reklamı da çok cool, çok havalı. “Eğer bu muhteşem gezegeni daha çok keşfetmek istiyorsanız, size eşlik etmeye hazırız” diyen reklam için herkes hemfikir; derdini iyi anlatan, başarılı bir reklam.

Bir evlatlığın gerçek hikayesi: ‘Lion’

6 dalda Oscar adayı olan ‘Lion’ Hindistan’dan Avustralya’ya uzanan müthiş bir evlatlık hikayesi…

Yanlışlıkla bindiği trenle evinden uzaklaşıp kaybolan 5 yaşındaki Saroo, ne annesinin adını tam biliyor, ne yaşadığı yeri. Sokaklardan sonra yetiştirme yurduna düşüyor. Avustralyalı bir aileye evlatlık veriliyor. 20 yıl sonra o zamanların yeni icadı olan ‘Google Earth’ yardımıyla ailesini arıyor. Onu evlatlık alan ailenin, çocuk sahibi olmasına hiçbir engel yok...

Ama onlar ihtiyacı olan bir çocuğun hayatını kurtarmak istediği için bunu yapıyor. Sevgileri öyle gerçek, öyle güzel ki hüngür şakır ağlıyorsunuz. Üstelik bütün bunlar gerçek bir hikaye! Filmin küçük oyuncusu Sunny Pawar muazzam oynamış ama neden Oscar adaylığı yok anlamadım.

Saroo’yu büyüten anne Nicole Kidman ise ilk kez soğuk kadın kimliğinden uzaklaşmış, performansı bayağı iyi. ‘Yardımcı kadın oyuncu’ dalında Oscar’a aday zaten.

Bu filmi mutlaka izleyin, pişman olmazsınız.

Bu sigara ültimatomu nereye varır?

“Artık sigara içilen kulüplerde uyarmadan sahneden ineceğim. Niye indin, n’oldu demeyin. Tüm ilgililere duyurumdur…”

Demet Akalın sigara yasaklarına uymayan mekan sahiplerine böyle ültimatom verdi geçen gün Twitter’dan.

TERÖR ESTİRİLİYOR

Son derece haklı ama gece hayatında işler böyle yürümüyor yazık ki. Sigara içenler rezervasyon yaptırırken soruyor, sigara içilmiyorsa o mekana gitmiyor. Sigara içenlere özel yer yaratamayan yerler, müşterisiz kalıyor. İşin kimine göre iyi, kimine göre kötü yanıysa şu: Artık sigara içmeyenler yasalardan beter, içenlere resmen terör estiriyor!

Geçen gün gittiğim mekanda tartışma çıktı yine, insanlar artık açık mekanda bile duman kokusu istemiyor. ‘E sigara içenin de hakkı yok mu?’ diye sorasım geliyor bazen, o derece!

Zaten kan ağlayan gece hayatında işler iyice zorlaşacak belli ki. Yani eğer Demet Akalın laf olsun diye böyle söylemediyse, büyük sorun. Çünkü iki ucu dumanlı değnek!

Nişantaşı coşku bir kere...

Gece mekanları demişken...

Cumartesi gecesi bir grup arkadaşla Nişantaşı turu yaparken şaşakaldık. Adım attığımız hiçbir mekanda oturup yemek yemek için masa bulamadık! Yeni açılan Must’a gittik, Atiye Sokak’taki Salomanje’ye baktık, bir sürü yere girip çıktık, yok! Yolun ortasında durup düşünürken, sıradan bir yer bulduk karnımızı doyurduk.

İNSANLAR BUNALDI ARTIK

Sonra başka sokakta bir bara girdik, yine adım atacak yer yok. O gece herkes birbirine “Ya bu gece Nişantaşı’na ne oldu?” diye sorup duruyordu zaten. Belli ki insanlar sıkıldı, bunaldı kendini eve hapsetmekten.

Hayat normale dönüyor belki de. Bu hareketliliğin sürmesine herkesin ihtiyacı var.