Ahlak bekçileri yine görevlerinin başında

18 Mart 2017, Cumartesi 05:00
AA
‘Artacak’ dedik, ‘felaket tellallığı yapmayın” dediler… ‘Şort giymiş kadına tekme atana gerekli ceza verilmezse devamı da gelir’ dedik ama ‘abartma’ dediler.

İşte yine oldu: İzmir’de bir otobüste yine ahlak bekçileri devreye girmiş. Bir çember sakallı, hiç üzerine vazife değilken, sarılan liseli çifti videoya çekip “Sizi teşhir edeceğim” diye tehdit etmiş.

İzmirliler durur mu?

“Peki sana ne, niye çekiyorsun?” diye ayarı çekmişler bir güzel. Laf dalaşı büyümüş, mesele “polisi/güvenliği çağır”a kadar gelmiş.

Başlarına bu yaptıkları yüzünden bir şey gelmeyeceğine o kadar eminler ki, çekinmeden ‘çağır polisi’ diyebiliyorlar!



Bu tiplere sevgiyi, saygıyı anlatamayacağız çok belli...

Bir kadının elini tutmadıkları, bir kadına sevgiyle sarılmadıkları için anlamıyorlar tabii...

Yapamadıkları her iyi ve güzel şeyden nefret ediyorlar. Sevmenin tadını bilmedikleri için sevenlerden haz etmiyorlar. Hayatın tadını çıkaramadıkları için bu ‘olmamış’ halleriyle öfke saçıp duruyorlar. Durum net.

Yapılacak tek şey var...

Bir olmak, birlik olmak, yan yana durmak ve tepki vermek.

NE ZAMAN ÖĞRENECEĞİZ TELEFONSUZ İZLEMEYİ?

Kabul edelim görgüsüzüz! Yani, birlikte yaşamanın asgari kurallarına uymamak için direniyoruz. O basit kurallara uymayı zayıflık, eziklik gibi görüyoruz.

Tiyatroda, sinemada, konserde cep telefonlarını kapatmayı öğrenemedik gitti.

Üstelik kapatmayanlar kendilerini haklı bulmaya başladı. En fenası da bu!

DAHA MI ÖNEMLİ?

Geçen gün sinemadayım. Film yeni başlamış. Yani mevzuyu anlamak için önemli dakikalar. Yanımdaki abla açtı telefonu, perdeyi çekmeye çalışıyor, mesaj yazıyor, konuşuyor... “Kapatır mısınız?” dedim, anlamamazlıktan geldi. Ben yineleyince de “Kapatmak zorunda değilim” dedi.

Aaa ben şok! “Hayır zorundasınız çünkü kural böyle” dedim. İnat etti. Dışarı çıkıp salon görevlisini çağırdım. Lütfen kapattı ama film yalan oldu!

Geçenlerde aynı durum bir tiyatroda yaşandı da, ondan yükseldim yine...

‘Kadınlar, Filler ve Saireler’ oyununu izleyen Özge Yılmaz Çevik anlattı: Vahide Perçin tam en hisli tiradını sahnelerken telefon ışığı yanıyor. O da dayanamıyor, “Şu an anlattığımdan daha mı önemli telefondaki?” diye soruyor.

Filler ve Saireler’ oyununda Açelya Topaloğlu, Yasemin Çonka, Vahide Perçin oynuyor. ‘Kadınlar, Filler ve Saireler’ oyununda Açelya Topaloğlu, Yasemin Çonka, Vahide Perçin oynuyor.

Tam rezillik yani!

Fakat her yerde durum böyle...

İnsanlar izledikleri oyunun tadını çıkarmak, anı yaşamak yerine belge peşinde. Diğer izleyiciye saygı yok, görgü kurallarına uymak yok, utanmak, çekinmek yok. Sadece bencillik. Kesin salonlara daha net uyarılar gerekiyor. 

TEKMELEME O KOLTUĞU HEMŞERİM!

Sinemada ya da tiyatroda en az telefon ışığı kadar sinir olduğum başka şeyler var…

■ Arka koltukta oturanın ayak darbeleri…

■ Kıtlıktan çıkmış gibi mısır yiyenler ve asla doymayanlar...

■ Heyecanlı sahnelerde tepkilerini yüksek sesle gösterenler..

■ Yanındakiyle filmin her sahnesini yorumlayanlar...

Bu arkadaşlara iki çift sözüm var: Filmi evinizde izleyin, bol bol mısır patlatıp siz patlayana kadar yiyin, bize de huzur verin. Ama ısrar ediyorum, lütfen ya!



'DELİ AŞK'IN OLAYI NE?

Yeni dönemin mizah filmleri böyle galiba…



0-5 yaş grubuna uygun espriler, fazla karikatür ve abartılı karakterler, elden kaçan sevgiliyi tavlama hikayesine saplanıp kalmış kısır senaryolar…

Absürd komedi bile değil, tam aptal işi komedi! İşte onlardan biri daha vizyonda: ‘Deli Aşk’. Emrah Kaman ve Murat Kaman’ın yazdığı, Cem Yılmaz'ın yapımcı olarak destek verdiği ‘Deli Aşk’ı izlerken bileklerimi kesmek istedim.

Sırf haksızlık etmemek için sonuna kadar bekledim ama “Bu neydi ya?” diye çıktım salondan.

Maraş dondurmacısı Ekrem’in, sevdiği kız Neşe’yi kazanmaya çalışırken yaşadığı hiç de komik olmayan olaylar, nasıl olmuş da komedi filmi haline gelmiş anlamadım.

Filmin tek iyi yanı var, o da yan karakterleri!

Biri kısacık rolüyle çok gerçekçi oynayan Hakan Altun. Diğerleri de Nilperi Şahinkaya ve sevgilisi rolündeki Toygan Avanoğlu. Bu ikili, bu vasat ötesi filmin içinde resmen parlıyor. Ben bu ikiliye bayıldım, bir tek onları görmenizi isterim, o kadar.



KAFAMDA DELİ SORULAR...

■ Bir araştırmaya göre Türk kadını eline ilave para geçse, kocası dışındaki herkesle paylaşmaya razı. Ankette “Param olsa kocama veririm” diyen bir tek kişi bile çıkmamış! Kocalarınızdan bu kadar nefret ediyorsanız niye evlendiniz ya?

■ Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Avni Sipahi’nin; diplomatik kriz yüzünden ‘keseceğim’ dediği Hollanda ineği, Başkan araya girince kurtuldu. Yersen! Bu zeka, bu bilinç, bu düzey... Ne şanslıyız farkında mısınız?

■ Evlilik programından ayrılan bir gelin adayından Esra Erol’a suçlama gelmiş: “Herkes oynuyor, o da yönetiyor!” Sahiden mi? Siz bu programlarda yaşananların gerçek olduğunu mu düşünüyordunuz?

■ Rüzgar Erkoçlar “Kadınlara güvenilmez” demiş ya, çok güldüm… ‘Yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmez’ derler adama!



■ Aranjör ve DJ Emrah Karaduman, bıçaklandı. Saldırgan yakalandı ve serbest bırakıldı. Sonra tekrar gözaltına alındı ama birini bıçakladıktan sonra serbest bırakmanın açıklamasını yapan oldu mu? Ya soran?

MAKARA

Bana akıl verirken, kalanı size yetmeyecekse, benim için risk almayın derim!! (Twitter’dan)