'Sivrisinek' deyip geçme iyice tanı!

08 Temmuz 2017, Cumartesi 05:00
AA
Geçenlerde bir mail aldım. “Size Discovery’de 6 Temmuz’da tüm dünyada aynı anda gösterime girecek ‘Sivrisinek’ belgeselini tanıtmak için ulaşıyorum. Karşı karşıya olduğumuz küresel sivrisinek salgını tehdidiyle ilgili olarak seyircilerimizi eğitmek arzusundayız…”
 

İNSANLIK İÇİN TEHLİKE


İlginçti. Açıkçası merak ettim ve notumu aldım. Geçen akşam da Discovery Channel’ı açıp sivrisinek belgeselini izlemeye başladım. İyi ki izlemişim! ‘Alt tarafı sivrisinek’ deyip geçtiğimiz, üzerimize konduğunda bir şaplakla kovmaya çalıştığımız sivrisineklerin insanlık için ne kadar büyük bir tehdit olduğunu görmüş ve duymuş oldum böylece. Her yıl çoğu çocuk olmak üzere 750 bin insan sivrisineklerin taşıdığı virüsler yüzünden ölüyor. Korkutucu olansa, bu savaşı kazanmak için ideal bir silah henüz yok! Birkaç ayrıntıyı size de aktarayım…


SEYAHATLER VE ÇÖPLER YAYIYOR


‘Sivrisinek’ belgeseli, kendisi küçük, etkileri pek büyük bu yaratıkların yaydığı virüslere dikkat çekiyor daha çok... Mesela Zika virüsü... 1947’de Afrika’nın doğusundaki Uganda’da görülüyor. 2007’ye kadar bu virüsü taşıyanların sayısı sadece 14 iken; artık milyonlarca insan tehlike altında. Başka virüsler de var... Kimi beyinde iltihaplanma yapıyor, kimi hayati organların çalışmasını engelliyor. Uzmanlara göre zengin ülkelerde bu tür virüs ve salgınlara karşı ilgisizlik var çünkü bunların sadece geri kalmış ülkelerde var olduğu düşünülüyor. Oysa bu virüsler; Fransa’da, Portekiz’de, Balkan ülkelerinde, Yunanistan’da görülüyor.
 

16 YILDA YAYIDI


Hatta geçtiğimiz yıllarda Zika virüsü Brezilya’da binlerce kişiyi esir aldığında ve 20'den fazla ülkeye yayıldığında dünyada büyük panik yaşanmıştı. Ama insanoğlu işte, hemen unutuyor! Teknolojik gelişmelere rağmen bu hastalıklar hayallerin çok ötesinde bir hızla yayılıyor. Hatta şöyle bir detay var: Sıtma, Sarı humma ve Dang hummasının Afrika’dan çıkıp Amerika’ya ulaşması 300 yıl sürmüş. Son 12 yılda listeye eklenen Batı Nil, Zika ve Chikungunya virüsü ise sadece 16 yılda yayılmış. Bunun nedeni küresel seyahatler, artan çöpler ve çoğalan kanalizasyon.

Kimse bir sivrisinek ısırığından ölmemeli!

‘Sivrisinek’ belgeselinde Brezilyalı bir ailenin dramını da izledim... Yeni doğanlarda görülen Mikrosefali (küçük kafa) adlı bir hastalıkla boğuşuyor bebekleri. Nörolojik bir hastalık. Buna sebep olan da ‘Aedes aegypti’ cinsi sivrisineklerin hamile kadınlara bulaştırdığı Zika virüsü.

Sivrisineklerin bu kadar çok şey yapacağına ihtimal bile vermek istemiyoruz ama gerçekler böyle.

Peki sivrisinekleri tamamen yok etmeli miyiz? Bilim dünyası buna karşı. Çünkü bunu yaparsak, bizi bu savaşta destekleyen çevreyi de yok etmiş oluruz. Küçük bir örnek: Yusufçuk dediğimiz böcek, yetişkin olduğunda uçan sivrisinekleri avlarken, suyun içinde bir larvayken de sivrisinek lavralarını (kurtçuk) yiyor. Yani doğal denge önemli. O yüzden kimyasal ilaçlar yerine daha güvenli ilaçlar için çalışmalar yapılıyor.

Bilim insanlarının çağrısı da, ülkelerin ortak hareket etmesi. Şu yüzyılda bir sivrisinek ısırığından ölmek çok saçma ama durum ciddi. Bu belgeseli izlemenizi tavsiye ederim.


BODRUM-ALAÇATI FARKI


Geçenlerde kısa bir Alaçatı turu yaptım…

İzlenimim şu:

Alaçatı ve Bodrum bambaşka ve iki ayrı dünya. Mesela;

■ Bodrum Türkçe müzikse, Alaçatı yabancı müzik

■ Bodrum rakı-balıksa, Alaçatı dünya mutfağı

■ Bodrum ne kadar İstanbulsa, Alaçatı o kadar İzmir

■ Bodrum ne kadar kendi halindeyse, Alaçatı o kadar havalı!

■ Ayrıca Bodrum’da onlarca merkez mevcutken, bunların her birinde ayrı ortam, ayrı eğlence, ayrı keyif varken; Alaçatı ise tek bir alandan ibaret. Orası da Hacımemiş!

Fakat bu tek alanda, tek dünyada bile öyle çok çeşit, sokaklara taşan öyle çok eğlence, öyle çok gizli kalmış mekan var ki, bir haftada gez gez bitmez.

Neler mi yapılır Hacımemiş’te, buyrun yandaki yazıya…

Mutlaka gitmeli denemeli

■ Bu yılın yenisi Walkin Alaçatı... Hacımemiş’in Papermoon’u! Şıklık, özenli sunum, dünya mutfağından tatlar, özel kokteyller, poptan funk’a her yelpazede canlı müzik mevcut. Alaçatı’ya gidenler mutlaka uğrasın derim.

■ 2016’da ‘The New York Times’ tarafından ‘gidilecek yerler’ listesinde gösterilen Fava Restoran... 167 yıllık iki Rum evinin arasında, bahçe içindeki Fava; şahane mezeleriyle meşhur ve Alaçatı’nın en iyilerinden. Balıkları da ‘Sous Vide’ tekniği ile vakum ambalaj içinde pişiriyorlar ki, lezzeti kaybolmasın.


Fava restoran

■ Altınkum’daki Fly-Inn plajı. Denizi temiz, partileri renkli, DJ’i başarılı, çimeni bol. Kimse üst üste alta alta değil! 1994’te Türkiye’nin ilk beach club’ı olarak kapılarını açmış, yani işi biliyorlar. İçinde farklı mekanlar var, dileyen dilediği yerde takılsın.

■ İstanbul’da sokak lezzetleriyle ünlenen Dirty Hands de bu yaz Fly-Inn’de. Midye dolma, kanat, sosisli, Meksika lezzeti taco gibi her tür abur cubur burada.

■ Yemyeşil, nefes almalık bahçesi, havuzu, iyi servisi ile Bay C Otel... Çölde vaha gibi. Odaları minimalist ama şık. Çok sevimli.


Walkin Alaçatı

■ Sabah iyi kahvaltı arayanlara Katre’yi öneririm; Evliyagil Otel’in içinde.

Pişileri, özel otlarıyla kahvaltıya farklı bakış getirmişler. Deneyin.