Bu size ders olsun

10 Mart 2011, Perşembe 05:00
AA

Bir fabrikada işçi olarak çalışırken 2000 yılında bana yüzde 40 hisse vererek şirkete ortak ettiler. Ancak sonradan şirket zarar etmeye başlayınca ben hisselerimi şirket asıl sahibine devrettim. Derken şirket iflas etti benim maaşıma haciz geldi. Kamuya ve sair yerlere borç var. Ben bunun altından nasıl kalkarım?  Ş.D.

Bir zamanlar bir anonim şirket aleyhine açılmış davalarda şirketin vekili sıfatı ile davalara giriyordum. Bana davayı getiren şirketin iki yöneticisinin daha önceleri şirkette çay ocağı işletmecisi olduğunu öğrendim. İçime kurt düştü. Kurucularının geçmişini araştırma ihtiyacı duydum, öğrendim ki biri şirket merkezinin bulunduğu hanın odabaşı, diğeri şirket merkezinin bulunduğu işyerinin sokağında uzun zaman simit satan bir esnaf falan çıktı. Şirket kuruluşu için gerekli sermayeyi nereden bulduklarını araştırdım, hiçbiri bir kuruş para koymamış.

[[HAFTAYA]]

Biri bunları toplamış size iş buldum demiş, bunlara şirket kurdurmuş, şirket içinde de göstermelik görevler vermiş, sonra o biri bu şirketi kullanıp alabildiğine kanunsuz iş yapmış. Benim araştırmam sırasında o kişi zaten yakalanmış ve hadise çözülmüştü. Yani anlatmak istediğim, “hiçbir yerde armut piş ağzıma düş” yoktur. Ekmek aslanın ağzındayken kim kime bir şirket bağışlar, var mı böyle bir şey? Böyle bir şey varsa ardında mutlaka bir art niyet aranmalıdır. Size bir şirketin yüzde 40 hissesi durduk yerde verilir mi? Elbette ardında bir şeyler vardır ve bunlar sizin üzerinize yıkılacak. Nitekim SSK primi ve maliyeye olan borçlardan şirket yöneticileri şahsi malvarlığı ile sorumludur ve siz şimdi bunlardan sorumlusunuz. Bundan kurtuluş yok. Ancak bana kalırsa bu iş sadece para borcu ile bitmeyebilir, şirket muhasebesi ile veya ticari gibi görünen faaliyetleri nedeni ile suça karışmış olabilir ve bu suça farkında olmadan siz de iştirak etmiş olabilirsiniz ve bu zamanla ortaya çıkar. Bana kalırsa mali yönden sorumluluğa şükredin, ardından suç olan işlem ve eylemler gelmesin. Bir dahaki sefere de acaba bu lütuf bana niye yapıldı diye düşünürsünüz de böyle mantıksız işlere girmezsiniz.

Hakkınız var

Bir firmanın çağrı merkezinde görevliydim ve günde yaklaşık 10 saat çalışıyordum. Çağrı merkezinde devamlı konuşma gerektiğinden ses tellerim felç oldu ve ameliyat oldum. Ameliyattan sonra kontrola gittiğimde bana aynı görevi sürdürmem halinde sesimi kaybedeceğimi bir daha da tedavi imkanımın olmayacağını söylediler. İşyeri ise beni devamlı rapor almaya teşvik etti. Meğerse bana uzun süre rapor aldırıp iş akdini tazminatsız sona erdirmek istiyorlarmış. Ben ise tazminatımı verin ayrılayım dedim, kabul etmediler. Bu durumda ne yapayım?  S.S.

Önce işe yaramaz bir bilgi vereyim. Sanayiden olan ve devamlı en az elli işçi çalıştırılan işyerlerinde bir “iş sağlığı ve güvenliği kurulu” kurulur. Böyle hastalık riski oluşan olaylar için buraya başvurulur, bu kurul oluşan olaylara göre karar verir. Ancak görüyorsunuz önce bu kurulun kuruluşu için bazı şartlar var. Sizin işyerinizde bu kurul var mı bilmiyorum. Şayet varsa bile çok işe yaradığı kanaatinde değilim. Ancak İş Kanunu’nun 24’üncü maddesine göre iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa işçi iş akdini haklı olarak fesheder ve bu halde de tazminatı hakeder. Dolayısı ile madem ki size tazminatınızı ödemekten kaçınıyorlar ve siz tazminatınızı almakla iş akdinin feshine razısınız bu hakkınızı kullanabilirsiniz.