İki ihtimal var

10 Ağustos 2018, Cuma 05:00
AA

Köyümüzde dedelerimizden kalan tarlalar var. 2008’de kadastro çalışması yapıldı. tapularımızı 1979’da vefat eden babamızın adına yazdırdık. Biz üç kardeştik. Annem 1952’de vefat edince babam yeniden evlendi bu anneden de üç çocuk oldu. İkinci hanım ve biz (altı kardeş) gayrimenkulleri paylı mülkiyete çevirmek istiyoruz. Paylarımız nasıl olacak. ● A.O.

Aile tablosu basit. Yanıt vereyim ama bilmem gereken bir hususu bilmediğim, sorunuzun içinde de göremediğim için iki ihtimale göre yanıt vereceğim. Birinci ihtimal: Babanız öldüğünde ikinci hanım hayatta ise ikinci hanım babanızın malvarlığının dörtte birine sahip olacak, geri kalan dörtte üç, altı evlat arasında eşit paylaştırılacak. İkinci ihtimal: Babanız öldüğünde ikinci eş hayatta değil veya boşanmış ise mirasın tamamı altı evlat arasında eşit paylaştırılacak.

★ ★ ★ ★ ★

Miras, mirasçılara ‘iştirak halinde mülkiyet’ yani ‘elbirliği mülkiyeti’ şeklinde kalır. Bunun müşterek mülkiyete yani paylı mülkiyete çevrilmesinde yarar vardır. Bu da üç türlü olabilir.

Birincisi ve en basiti: Herkes miras payının ne olduğunu bildiğine göre birlikte tapu müdürlüğüne başvurulur, elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi istenir. Bu iş kısa yoldan biter.

İkincisi: Mirasçılardan bir veya birkaçı ile anlaşılamıyorsa veya çeşitli nedenlerle tapu dairesine gelemeyenler varsa tapu dairesine gidenler elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi talebinde bulunur. Tapu müdürlüğü gelmeyenlere tebligat çıkarır ve bu konu hakkında daireye davet eder. Yine gelmezler ise elbirliği mülkiyetini paylı mülkiyete çevirir.

Üçüncüsü: Bunların dışında bir nedenle tapu dairesinde paylı mülkiyete çevrilme imkanı olmazsa dava açarak, elbirliği mülkiyeti paylı mülkiyete çevrilir.

Çevrilme yapılırken eş varsa dörtte bir eşe, dörtte üç eşit olarak evlatlara verilir. Eş yoksa tüm evlatlar eşit pay almak sureti ile ölenin malvarlığına sahip olur.

★ ★ ★ ★ ★

Mahkeme ve davadan söz edilmişken bir endişemi dile getirmek isterim. Şimdi mahkemelere verilecek sürelerde davaların bitirilmesi şartı getirilecekmiş. Bu nereden çıktı? Anlamak zor. Davalar hakimin keyfinden uzamıyor ki.

Her hakim bir an evvel davayı bitirmek ister. Dinlenmesi gereken tanık hemen temin edilemiyorsa, gelmesi istenen resmi kayıt, bir başka resmi daireden bir türlü gönderilmiyorsa, Yargıtay’dan beklenen dosya iki sene gelmiyorsa hakim bu davayı üç ayda, altı ayda nasıl bitirsin? Hakimleri yanlış karar verecek biçimde sıkıştırmak yerine mevzuatı ve bürokratik yapıyı değiştirmek gerekir. Aksi halde mahkemelerden çıkacak kararlar eksik inceleme nedeni ile bugünkünden daha yanlış olacaktır.