Türkiye’de seri katil olamaz çünkü sadece cinnet geçirirler…

27 Haziran 2018, Çarşamba 11:02
AA

Puhu TV’de gözümü ayırmadan, evdekilerin tüm itirazlarına, yakınmalarına rağmen Şahsiyet dizisini seyrediyorum. Bir katille empati kuruyor, Kinyas ve Kayra’dan bu yana kitaplığımın ellenmeyecekler bölümünde kendine ayrıcalıklı yer edinen yazar Hakan Günday’ı alkışlıyor, Onur Saylak’a sessizce selam yolluyorum.

Zor zamanlardan geçiyoruz. Hepimizin tek tek ilgiye, sevilmeye, empati kurmaya ihtiyacı var. Hayatı boyunca da dinlenme eksikliği yaşamış ve geçmişin günahlarını temizleme çabası içinde olan yaşlı bir adamın (Haluk Bilginer canlandırıyor) vicdani sorumlulukların yanı sıra biriktirdiği nefreti sakince kustuğunu seyrediyoruz.

 

Konuyu aktarıp canınızı sıkmayacağım, seyredin istiyorum çünkü. Ama vicdanın bağırsak gibi olduğunu, sen uyurken bile çalıştığını, köreltirsen de insaniyetini kaybettiğini öğreniyoruz. İşlediğin her vicdani suç, hayatta çıktığın idam sehpası yanı sıra.

 Karanlık edebiyat yapmıyor burada Hakan Günday. Gerçeklerin yıllar geçse bile üzerinin kapatılamayacağını hatırlatıyor. İyi bir insan olmanın altı çiziliyor sık sık. Bu tüm hayatın tek hayali olabilecek kadar güzel dilek, imkansız gibi görünse de diziyi bir kitap gibi okudukça daha çok size ait, istenilesi bir hayat dileği haline geliyor. Herkesin toplumsal hiyerarşideki yerini çok net işaretliyor Günday. Herhangi bir yanılsamaya yer bırakmama görevini ise Onur Saylak üstleniyor. Evrendeki yerini bilen insanlar onunla yetinmeyi biliyor bu dünyada…

 

Derler ki en naïf insanlar korku ve polisiye, en korkunç insanlar ve caniler ise romantik komedi seyretmeyi tercih eder. Bana bu özel ilgi alanı pek naiflik içeriyor gibi gelmiyor ama ufuk açtığı kesin. Günday, Saylak ve Bilginer şeytan çıkmazı bir parça ruhumuzu da doyururken rica ediyorum bu gerçeklik hissi üzerinde başka projelerle de gelip girsinler hayatımıza. Hele şimdi onlar gibi insanlara daha çok ihtiyacımız var. Aslında her biri ile ilgili daha çok konuşmak isterim ama siz Saylak’ın başka filmlerini, Günday’ın kitaplarını, Bilginer’in Kış Uykusu’nu seyretmeden konuşamam, anlaşamayız çünkü.

 

Şahsiyet’in ben de yarattığı bir korku da Alzheimer hastalığı oldu. Kafamda yarattığım imgeden daha zor, hastalığı yaşayanın bütün anılarını kaybetmeden önceki son anları ve yakınlarının hissettikleri duygular karmakarışık ediyor insanı. Yakınlarında alzeimer yaşayan insanlarla daha çok teşvik-i mesai harcamayı, elimden ne gelirse yardım etmeyi, yalnız bırakmamayı öğretti bir parça. 

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.