Hürrem bale de yapıyor!

23 Mayıs 2013, Perşembe 05:00
AA

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin küçük sahne zor sığdırdığı Süreyya Sahnesi’nde her temsili kapalı gişe oynuyor Hürrem Sultan’ın. Dizisinden, sağdan soldan yapılan müdahalelerle değiştirilen senaryolarından çoktan sıkıldım, seyretmiyordum ama bale denince merak edip gittim. Bale, bir konuyu anlatmak için kolay bir sanat dalı değil hiç kuşkusuz. Gerçi pek çok tarihi olayı sahneliyor koreograflar ama yine de bir Fındıkkıran ya da Kuğu’nun Ölümü gibi soyut öyküler daha uygun vücut dili anlatımına.

Kostüm şov

Hürrem Sultan Balesi’ne seyircinin bu büyük ilgisi hiç kuşkusuz dizinin popülaritesinden de kaynaklanıyor ama hikayeyi bildiğiniz için heyecanla izleniyor! Tarihi oyunlarda kostüm de göz boyuyor. Hürrem Sultan’da Serdar Başbuğ’un hazırladığı kostümler dizidekinden de güzel! Yakında Devlet Tiyatroları, Opera ve Bale’yi kapattığı zaman hiç bir özel tiyatro bu masrafın altından kalkamayacak ve ne balemiz kalacak, ne operamız. Anadolu’da ise unutun tiyatroyu, anca yazın İstanbul’dan giderler bir-iki turneye.

Baskı ve yasaklar ortamı beynime o kadar işlemiş ki Kanuni’nin Hürrem’le ve başka gözdeleriyle halvete girdiği aşk sahnelerinin güzelliğinin bile zor tadını çıkarıyor, her yakınlaşmada “Eyvah, bu sahnelere kimbilir nasıl kızıyor, baleyi kaldırmak için bahane görüyorlardır” diye düşünmekten kendimi alamıyorum! Sanatçılarımız çok başarılıydı, başka dertlerden bir ‘bravo’yu unuttum.

[[HAFTAYA]]

Tak emrediyor, şak yasaklıyorlar!


Türkiye’nin hızlanan bir süreç içinde değiştirilmesini korku filmi gibi izlemeye devam ediyorum. En başta “Niye korkuyorsunuz, gelişiyor, özgürleşiyoruz, kimsenin yaşam biçimine karışılmayacak. Bunca yıldır herkesin yaşadığı hayatı kim nasıl değiştirebilir?” deniyordu. Oysa, şimdi biri “tak” emrediyor, diğerleri “şak” yapıyor!

Üretim de bitecek

Başbakan’ın söylediği sözün mürekkebi kurumadan yasası çıkıyor! “Alkolü yasaklayacağız, milli içeceğimiz ayrandır” dedi, komisyon yasayı kabul ettikten sonra ‘engelleyemedik, bari dalga geçelim’ diye üzerine ayran içti! Yüz metre kuralı, internet satışı, ayrıntılar hikaye. Türkiye’de alkollü içecek satışı da, tüketimi de bitmiştir, yakında üretime de yasak gelir! Bunları Pakistan’da da gördük, Endonezya’da da!.. Tabii turizm de bitmiştir. Siz o alkolün yasak olduğu birkaç ülkeden gelen turiste güvenmeyin, onlar da burada şarabını, birasını içiyordu! Asırlardır üretilen, tüketilen, sadece bizim değil, bu coğrafyanın ürünü olan şarap da bira da üretilemez artık ve bunun sağlık, çocukları alkolizmden korumak filan gibi bahanesi de yoktur. Bir tek geçerli gerekçesi vardır, haramdır! Ve bu anlayışa göre başkalarının haram tüketmesine bile artık izin yoktur. Yoksa Türkiye’de ne alkolizm tehlikesi var, ne de burası en çok alkol tüketilen İslam ülkesi!

YİBO’lar kimi rahatsız etti?

Son duyduğum hazırlık Yatılı Bölge Okulları’nın kaldırılacak olması. Anadolu’da yoksul köy çocuklarının okuyabilmesi için tek şans, buydu. Bu okullarda 120 bin öğrenci okuyor, 10 bin öğretmen ders veriyor. Okumasınlar, ne önemi var! Kızları erkenden evlendirirsin, çocuk yaparlar, erkeklerin de kafası çalışmaz, daha kolay yönetilir! 4 artı 4’ler boşuna mı çıktı? Kendi çocukları ABD’de en iyi üniversitelerde okur ama köy çocuğuna hayatını değiştirebileceği yatılı bölge okulu çok görülür. Gerekçesi de ‘çocuk ailesinden uzak kalmasın’. Bir de PKK örgütlenmesi yapılıyormuş. Türk Eğitim Sen ise tam aksini iddia ediyor; “PKK bu okullarda örgütlenemeyip Kürt çocuklarının asimile edildiğini öne sürerek okullara saldırmıştı. Şimdi de barış sürecinin bir aşaması ve PKK’nın talebi üzerine bu okullar kapatılmak isteniyor.” Bu iddia araştırılmalı ve YİBO’lar tıpkı Anadolu’ya uygarlık götürmek için kurulan Köy Enstitüleri’ne yapıldığı gibi kapatılmamalı. Gerekçe örgütlenmeyse, asıl Kuran kurslarında örgütleniyorlar. Ama zaten istenen de bu.