İdil Biret: 70 yıllık harika çocukluk!

23 Ağustos 2016, Salı 16:00
AA
D-Marin 12. Uluslararası Klasik Müzik Festivali’nin bu yılki açılış konseri, 75. Yaşını kutlayan piyano virtüözümüz İdil Biret’e ayrılmıştı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın eşlik ettiği İdil Biret, konserinden sonra yoğun alkışlara karşı 3 kez bis yaptı. Sonuncu parçası “Ecinnilerin Dansı”ydı. İçimden acaba kime ithaf ediyor diye düşündüm! İdil Biret, annesinin ara ara çaldığı evdeki piyanonun üzerine tırmanıp tuşlara basmaya başladığında henüz iki yaşındadır. Bir iki yıl sonra da kulaktan duyduğu melodileri çalmaya başlar. Ama üstün yeteneğini gören ve onun ender rastlanan bir dahi çocuk olduğunu keşfeden müzik hocası Mithat Fenmen’dir. İsmet İnönü’nün kendisini dinlemesi sonunda “Üstün yetenekli çocukların okutulması üzerine” bir yasa çıkarılır ve İdil Biret 5 yaşında ailesiyle birlikte Paris’e giderek konservatuarda okumaya başlar.

 ‘Ailem şımartmadı’

 Sonrası bir başarı hikayesi. 70 yıldır sırtında taşıdığı bir “harika çocuk” etiketi. Bunun hayatına bir ağırlığı olup olmadığını soruyorum. “Ailem beni hiç şımartmadı, annem hep kendini özel sanma. Herkesin bir konuda yeteneği vardır derdi” diyor. Ama hayatı hiç durmadan çalışmak, konser vermek, kayıt yapmak, seyahat etmekle geçiyor. Ve bu sahnede devleşen mütevazi kadın, eşine az rastlanır bir dahi! Repertuarında bir insanın sınırlarını zorlayacak kadar çok eser var, yüzlercesini notasız çalabiliyor, kaydettiği plakları milyonlarca satıyor, dünyanın her yerinde verdiği konserlerde ayakta alkışlanıyor

 Eytan İpeker’in çektiği İdil Biret belgeselinde sanatçının çocukluk yıllarını, çok güzel bir genç kadın olduğu dönemi, kedileri ne kadar sevdiğini, ergenlik çağında konservatuar eğitiminden bunalıp Sibirya’ya kaçmak için para biriktirdiğini, kendilerini kızlarının eğitimine adayan anne babasından sonra eşi Şefik Büyükyüksel‘in de adeta onun için yaşadığını öğreniyoruz.

Müzik misyonu

Doktor olmak istemiş, İdil Biret. “Ama piyano çalmaya yeteneğim vardı, onu yaptım” derken bir misyoner gibi. Ve 70 yıldır her yerde Türkiye’nin adının hayranlıkla anılmasına neden oluyor. Teşekkürler İdil Biret! Sana verilen bütün emekler helâl olsun.

 Cennet ve cehennem, hepsi aynı ülkede oluyor
 
Türkiye, bir yanında İsviçre gibi yaşıyor, denize nazır bir kasabada sabahın yedisinden gecenin 12’sine kadar klasik müziğin her türlü tınısı duyuluyor, bir festivalin değişik konserleri yankılanıyor. İnsanlar açık havada dünyanın en ünlü sanatçılarını dinlemenin keyfini yaşıyor. Bir yanında ise bombalar patlıyor, yüzlerce insanın hayatı değişiyor. İnsanlar ölüyor, yaralanıyor. Bir terör örgütü tarafından ele geçirilen güvenlik birimlerinin gerek istihbarat gerek operasyon zafiyeti, teröre çanak tutuyor.
 Yıllarca uyarılmış olmasına karşın, devleti yönetenlerin sırf dini ve siyasi inançları yüzünden gözyumduğu, yardım ettiği ve şimdi yanılmışız, kandırılmışız dediği aslında terör örgütü olan kadrolar ülkenin geleceğini tehdit ediyor. Güzelim ülkemde insanlar gelecekten umudu kesip karamsarlığa kapılmakla her şeye rağmen umut etmeyi istemek, normal bir yaşamı özlemek arasında gidip geliyor. Sevilmek, oy almak bazen bir ülkeyi yönetmeye yetmiyor, tıpkı büyük hatalar yapıp üzerine pardon demek gibi! Gaziantep’te hayatını kaybeden insanlarımın acısı yüreğimi parçalıyor, hepsine bu dünyada bulamadıkları cenneti gittikleri yerde bulmalarını diliyorum, yakınlarına da sabır, sabır.