İktidar CHP'nin programından rahatsız oldu

21 Nisan 2015, Salı 05:00
AA

CHP’nin açıkladığı programın halkı heyecanlandırdığı, umut verdiği, iktidarın hemen yanıt vermesinden belli. 12 yıllık AKP iktidarı, hiçbir seçim döneminde CHP’yi bu kadar ciddiye almamıştı. Davutoğlu, günü gününe yanıtladı Kılıçdaroğlu’nu. Maliye Bakanı Şimşek ise kaynağı bulamazlar konusunda iddialıydı: “Kaynağını göstersinler, ben de CHP’ye oy vereceğim” dedi! Oy vermesin de, bir ekran tartışmasına katılsın, biz de ilgiyle izleyelim: Öneriyorum: Maliye Bakanı Şimşek ve CHP’nin eski Maliye Bakanı Zekeriya Temizel programın gerçekleşme şansını tartışsınlar?

[[HAFTAYA]]

Paraları bitirecekler!


Bildirgeye gelen eleştiriler ve değerlendirmeleri konuşmalıyız hepimiz. Nedir eleştiriler? AKP’liler kızgın: “CHP, bizim doldurduğumuz kasayı boşaltacak, halka paraları dağıtacak!” Efendim? Kasa dolu muydu? Zaten siz de dağıtmıyor musunuz? Ekonominin en basit kuralıdır: kaynak her zaman vardır, senin seçimin nereye harcayacağındır. Saraya mı harcayacaksın, emekliye iki maaş ikramiye mi vereceksin? Yatların mazotundan mı vergi almayacaksın, çiftçinin mazotundan mı? Bülent Arınç, rahatladı ya, daha yeni söyledi: “İsraf etmeseydik daha çok yatırım yapabilirdik” diye! AKP’nin devlete yaptırdığı israfı kesip CHP’nin vaatlerini gerçekleştirmek mümkün: gelirin sadece yüzde 2’si yetiyor bunun için. Hatta mesela eskiden olmayan Cumhurbaşkanlığı’na açılan örtülü ödenek faslını kaldırırsınız, o bile bir maaş ikramiyeyi karşılar! CHP’liler “Taşeron işçileri, devlet kadrolarına alırsanız maliyeti yok” diyor. AKP’li Maliye Bakanı Şimşek ise “Taşeron işçileri devlet kadrosuna alırsanız o zaman benzerleri gibi yüksek maaş ödemek zorunda kalırsanız” diye itiraf ediyor. Yani devlet ucuza işçi çalıştırmak için taşeron sistemini destekliyor yıllardır!

Ekonomi patinajda

Borç sarmalında yaşıyoruz hepimiz. Kredi kartlarımızla gelecek ayların maaşlarını harcıyor, faizleri ödemeye çalışırken tık nefes oluyoruz. Herkes borçlu. Olmayan paramızla ithal edilmiş malları olmayan paramızla tüketerek nereye kadar gideceğiz? En komiği ise bu düzeni 12 yıldır dayatan ve büyük başarı diye yutturan RTE, şimdi “Ekonomi patinaj yapıyor” diyor. Başkanlık sistemine geçelim demek için tabii: “Bu sistemde yönetemiyorum, beni dinlemiyorlar, benim yöneteceğim bir başkanlık sistemi kurulmalı” diye. Miting meydanlarında 400 milletvekili isteyen Cumhurbaşkanı’na bunun anayasal suç olduğu hatırlatıldı herhalde ki, “Ben bu milletvekillerini AKP için istemiyorum ki, hangi parti alırsa alsın” diye çark ediyor. Komik oluyor! CHP alsa ne olacak 400 milletvekilini? Başkanlık sistemini değil, parlamenter sistemde güçler ayrılığının daha da güçlendirilmesini isteyen CHP?

Üretim artacak

Ayrıca söz konusu olan gelirin adil dağıtımı. Sosyal demokrat bir partinin de hedefinde bu olmalı. Gelirin yarısından fazlası, yüzde 56’sı, toplumun yüzde 1’inin elinde toplanmışsa, bu düzeni, pardon, adaletsizliği bozmak gerek. Hedeflenenlerin içinde üretim artışı da var elbet. Şu anda büyüme inşaata dayalı. Sadece inşaat ve rant ekonomisi hüküm sürüyor. Teknoloji ürünlerinin neredeyse tamamı ithal. İthalat, tarım ürünlerine de yansıdı. Niye ceviz yiyemiyoruz diye ağlıyorum yıllardır, Şili’den geliyor. Bir zamanlar DMO’nun ofislerinden taşan mercimek bile şimdi Kanada’dan geliyormuş. Tarım öldü, iş bulamayan çiftçi çocukları da hiç bilmedikleri madenlerde köle gibi çalıştırılırken iş kazalarında ölüyor!


Devlet 23 Nisan’ı kutlamıyor

Varsa yoksa Kutlu Doğum Haftası! Şu yapılacak, bu yapılacak, programlar hazır. Kimsenin 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı dile getirdiği yok. Başkanlık sistemine ters diye mi? İş yine başa düşüyor arkadaşlar. Kendi bayramımızı kendimiz kutlayacağız. Sanat kurumları, belediyeler, sivil toplum kuruluşları, çocuk koroları, eğlenceleri yapmakta yarışıyor. Kimileri de Anıtkabir’de gece nöbeti tutmaya hazırlanıyor! Yoksa TBMM biçiminde pasta yapıp kesip yesek mi?

Laleler niye yol kenarında?


İstanbul’da Lale Festivali başladı. Bütün yol kenarları lale ve çiçeklerle renk cümbüşüne döndü. Refüjlerden ağaç diplerine her yer çiçek. Parklar hariç! Park ve Bahçeler Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin en iyi çalışan kurumlarındandır. Yol kenarlarını onlar süslüyor, ama parkları sevmiyorlar! Fındıklı ve Nişantaşı parkları dökülüyor; ne lale, ne çiçek dikilmiyor? Emirgan Korusu, Yıldız Parkı gibi kupon yerlerden bahsetmiyorum. Mahalle aralarındaki parklar, üvey evlat muamelesi görüyor. Acaba, yol kenarına diktin mi herkes görüyor, parka diktin mi bir o civardakiler görüyor diye olmasın? Ya da parka çocuklar gidiyor diye mi?