Sanat acılara en iyi gelen ilaçtır!

09 Şubat 2017, Perşembe 05:00
AA
Bu yıl 45. yaşını kutlayan İKSV, İstanbul Kültür ve Sanat Kurumu, İstanbul’un en iyi teknik donanımı ve olanaklarına sahip Zorlu PSM ile işbirliğini resmiyete döktü. Geçtiğimiz yaz, darbe sürecinin getirdiği güvenlik sıkıntılarında yaşanan zorlukları, iki kurum, Zorlu PSM’ye taşıyarak çözmüştü.

Bu yıl sahne paylaşımı, Tiyatro, Müzik ve Jazz Festivalleri’nde sıkı işbirliğine dönüşürken bunun mali portresi de ortalama 300 bin dolarlık bir finansman demek olacak. İKSV’den Görgün Taner ve festival direktörleri, Zorlu PSM’den Murat Abbas ve ekibinin katıldığı sohbette konu, mekan ve prodüksiyon desteği dışında ortak projeler üretmeye de geliyor.

Öğrenciler de istiyor Murat Abbas, klasik müziğin Zorlu PSM’nin zayıf yanı olduğunu ve bunun İKSV desteğiyle zenginleşeceğini vurgularken PSM ana sahnesinin olanakları da Tiyatro Festivali’ne kolaylık sağlayacak. Medya ise kültür sanatın da vergi indirimi ve teşvikle desteklenmesinden; öğrencilerin gösterimlerde indirimli biletlerle daha ayrıcalıklı olmasından yana.

İKSV’nin Eczacıbaşı sponsorluğunda bin öğrenciye vermeye hazırlandığı 250 tl’lik sanat ürünleri kartına şimdiye kadar 50 bin başvuru olmuş bile! Gençler gösterileri izlemek istiyor, izlemeli. Başka şirketler de bu gençlere sponsor olarak 49 bininin boynu bükük kalmasına razı olmamalı.

Kuğu Gölü Sanatseverler kriz de tanımıyor: geçen yıl PSM’de 100 bin bilet satılmış. Biletix’in sanat gösterileri için sattığı biletler ise 1.5 milyonu buluyor! Şimdi heyecanla beklenen 2 konsolosluğun güvenlik gerekçesiyle gelmeyin uyarısına rağmen Mart ayında sergilenecek olan West Side Story ve Mayıs’ta Monte Carlo Balesi’nin Kuğu Gölü’nü değişik bir versiyonla Göl adıyla sergileyecek 64 kişilik ekibinin her şartta gelmeye karar vermesi!

Böylece sanatseverler bu muhteşem gösterileri izleyebilecek!

Akademisyenlere kıymayın efendiler

Eski okulum Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden ikinci postada 16 kişi atılmış, KHK’yla. Daha öncekilerle birlikte neredeyse okulun yarısı yok. DTCF, Tiyatro bölümü bitmiş. Öğretim üyelerinin eşyalarını almak için bile okularına girmelerine izin verilmiyormuş.

12 Eylül darbesinden sonra 1981’de YÖK yasası uygulanmaya başladığında yardımcı doçentlere kadar bütün öğretim elemanları sözleşmeli personel ilan edildi. İki yazılı, bir sözlü sınavla devlet memuru olduğum kurumda sözleşmeli personel haline getirilip sözleşmem de yenilenmediği için işime son verilmişti ama eşyalarımı almama izin verilmişti.

O yıl altı bin kadar öğretim üyesi işten atıldı. Bir o kadar yargı mensubu da aynı sonu paylaştı! Akademik kadrolar, adalete çok büyük darbe vurulmuştu. Sonradan yargıya gidenlerin bir kısmı kaybedilmiş haklarını geri aldı, üniversiteye döndü.

Şimdi devlet kadrolarını FETÖ’den temizliyoruz diye KHK’larla görevden aldıkları insanların sadece muhalif olduklarını anlamayan kalmadı. Ömrüm, askeri ve sivil darbeleri izlemek, üzülmekle geçiyor. Ne olursa olsun, adalet bir gün yerini buluyor. Ama insanlar kadar kurumlar da darbe alıyor, ben daha çok o hocalardan artık eğitim alamayacak öğrencilere üzülüyorum!


Uçak teknisyenleri astsubaylar FETÖ’cü değil

Olayların yoğunluğundan zihin dağınıklığı olsa gerek, hiç istemeden bazı okurları üzmüşüm. Haklarında iyi şeyler yazdığınızda sesleri çıkmaz, ama herhalde düşmanın attığı taş değil, dostun attığı gül yaralıyor; FETÖ’cü pilotlarla ilgili ironik yazıma Kayseri Kargo Uçakları personelinden teknisyen astsubayların fotoğrafını kullanmışız, yemediğimiz laf kalmıyor!

Ben zaten yazımda herkesin FETÖ’cü olmakla suçlanmasıyla kafamızın karıştığını anlatmaya çalışıyordum: Kim FETÖ’cü, kim değil, kim darbeye karıştı? Başından beri emir kulu olan, kandırılan öğrenci ve erlerin ayrı tutulmasını ve silah kullanmadılarsa serbest kalmaları gerektiğini söylüyorum.

Astsubay da darbe yapamaz. Zaten davalarda ortaya çıkmaya başladı. Yanlışlıkla fotoğrafını koyduklarımdan da özür diliyorum. Siz de ağır ithamlarınızdan ötürü özür dileyecek misiniz?