Seçim değil, geçim için çalışın

09 Haziran 2015, Salı 05:00
AA

Cumhurbaşkanlığı seçimi, üstüne genel seçimler. Bünyede yorgunluk yapıyor. Biz seçmen ve medya olarak yorulduk. Siyasetçiler ve partiler de maddi manevi enerjilerini sonuna kadar harcadılar! 45 gün sonra yeniden seçim mi? Asla! Olacak iş değil. Ne piyasa ister, ne partiler ister. Ve tabii en gerçekçi olanı, asıl milletvekilleri istemez!

Parlamentonun yüzde 60’ı yenilenmiş, bu yeni milletvekilleri, daha hiçbir özlük haklarını elde etmemişken yeniden seçime gider mi, gitmez. Bu aritmetikten bal gibi hükümet çıkar. Yeter ki Cumhurbaşkanı ortalığı karıştırmasın, yeter ki AKP de seçim sonuçlarının bir başarı olmadığını görsün. Hangi koalisyon mu? Onu siyasetçiler konuşsun. Ama kurulacak hükümetin yapacağı ilk iş, muhtemel bir yakın seçimde canlar yanmasın diye seçim barajını indirmektir. Yüzde 3 mü olur, 5 mi karar verirler, herkes de oyunu bilir.

Ekonomik olarak yapılan vaatleri de yerine getirmek lazım, gösterip de vermemek olmaz. Emeklilere ikramiye, asgari ücretin 1500 TL olması, taşeron işçilere kadro, mazota indirim, öğrenciye burs, kredi kartı borçlarındaki faizin silinmesi gibi yapılması çok mümkün vaatler hemen gerçekleştirilebilir ve bu dar gelirli kesimde bayram havası yaratmakla kalmaz, piyasaları da hareketlendirir, sonuç olarak verilen paralar piyasaya gidecek! Onun ardından gelecek bir yargı reformu ile adalet tesisi sağlanır. RTÜK ile TRT normalleşir. Bütün bunlara rağmen koalisyon yürümüyorsa ondan sonra, en erken 2 yıl sonra erken seçime gidilir. Oldu mu? Hem de çok güzel oldu!

Hükümet kurulana kadar muhalefet anlaşıp başkan seçebilir

CHP’nin suçu şehirli partisi olmak. Kıyılar ve gelişmiş illerde geçen seçime göre aslında oy kaybetmedi; hemen hemen aynı oyu aldı, üstelik de en az iki puan HDP’ye ödünç oy vererek demokrasi için fedakarlık yapmış oldu. AKP birinci parti çıkmış olsa da oy kaybetmediği il yok. Ama az, ama çok, her ilde oy kaybetmiş! MHP’nin de iki-üç il dışında, oyunu arttırmadığı il yok. AKP’den kaçan oyların gittiği yer böylece belli oluyor. Seçmen, AKP’yi uyarmış, muhalefet partilerine de görev vermiştir: Uzlaşın, birlikte hareket edin. Koalisyon, uzlaşı kültürüdür. Hatta, hükümet kurulmadan yasama faaliyeti bile yapılabilir. Meclis önce başkan seçecek. Geçici Başkan Deniz Baykal herkese uyar; muhalefet uzlaşıp seçsin Baykal’ı. İlk başarı olur.

Hâlâ anlamayanlar için HDP başarısı

Tablo o kadar net ki. Rakamlar her şeyi bağıra bağıra söylüyor: CHP’li seçmen, aritmetik hesabını yaptı ve HDP’ye bir ile iki puan arasında bir oy aktararak barajı aşmasına katkıda bulundu. Birinci neden tabii ki demokrasi ama hadi itiraf edelim, Erdoğan ve AKP alerjisidir. HDP’nin barajı aşması, çok net gördüğümüz gibi, AKP’yi geriletecekti. Nitekim öyle oldu. Ne de güzel oldu, çünkü HDP kadına en çok yer ve değer veren parti olduğu için 80 milletvekilinin yarısı kadın! Bakın, HDP ve MHP eşit sayıda 80 milletvekili çıkardı. Ama MHP’de 3, evet üç, HDP’de 40 kadın milletvekili var. Bunu MHP’lilere ekranda da sormak, siz niye bu kadar maço bir partisiniz demek istemiş, fırsat bulamamıştım! HDP’nin ikiye katlanan oylarının bir kısmı kendi bölgelerindeki dindar Kürtlerden. Onlar da eskiden AKP’ye verirken bu kez HDP’yi desteklediler. Neden mi? AKP aynaya baksın, nedenlerini görsün.

Kediler usluydu oylar çalınamadı!


Bu seçimin bir diğer galibi de seçmendir! Hakkını teslim edelim. Seçmen, yoğun bir biçimde sandığa gitti, oyunu verdi. Oy vermekle kalmadı, oyuna sahip çıktı. Sivil toplum örgütleri, muhalefet partileri örgütlenerek sandıkların başında bekledi, oy çalınmasına, iptaline izin vermedi. Herkes evine gitseydi, AKP bu kadar farklı oy kaybeder miydi, hiç sanmıyorum!

Haddini bilecek, efelenmeyeceksin

Cumhurbaşkanı meydanlara çıktı, parmaklarıyla göstere göstere 400 milletvekili istedi, hem de 400’ü verin de huzurla olsun diyerek. Sonuç? AKP 254 milletvekili ile neredeyse 400’ün yarısı kadar oldu! Demek ki isterken haddini bileceksin! MHP ile HDP’nin milletvekili sayıları da giderek arttı, yurt dışı oyları da eklenince 82 oldular! AKP’nin düşüşü, muhtemeldir ki Ankara’da da paniğe yol açtı. “Taraf olmayan bertaraf olur” diyen tek parti iktidarının paldır küldür düşmesi, bürokrasi ve yönetimin her kademesinde deprem demektir. Hele bu kadrolar liyakat esasına göre değil, tam tersine eş dost, yakın akraba, bizden olsun odun olsun mantığıyla yapıldığı için herkes yerinden korkar. Çıkan tabloyu AKP bir yandan da başkanlık sistemini bastırmak için kullanıyor: “Parlamenter sistemde çözüm yok, başkanlık sistemi şarttır” demeye başladılar! RTE, bu nedenle koalisyon ihtimallerini sıfırlar ve erken seçime gidip başkanlık sistemini kabul ettirmeye çalışır.