Sevinecek bir şey yok mu?

28 Eylül 2017, Perşembe 05:00
AA
Gazeteci Kadri Gürsel’in 300 gündür süren anlamsız tutukluluğu, son duruşmada, yandaş gazetelerin aculluğu yüzünden bitiverdi! Mahkeme sert geçiyordu, saat dokuz olmuş, salona polis bile girmiş, tahliye çıkmayacağı belli olmuştu ki Star ve Akşam’ın internet sitelerine “son dakika: tahliye yok” notu düştü!

Oysa duruşma daha bitmemiş, karar açıklanmamıştı. Ortalık karıştı. Suç duyurusunda bulunuldu. Mahkeme heyeti, zor durumda kaldı.

Ve ara verildikten sonra karar açıklandı: Kadri Gürsel’e tahliye! Şahsi fikrim, her şerde bir hayır vardır biçiminde. Gece Silivri’de aşıklar kavuştu, sarılıp öpüştü!

Darısı diğer sevenlerin başına. Darısı ille de yargılanmaları gerekiyorsa tutuksuz yargılanabilecekken demir parmaklıklar ardında çile dolduranlara.

Tutuklu yargılama peşin infaza dönüştü. Gazeteciler, yazarlar peşin peşin yatıyor.

15 Temmuz duruşmalarında daha ifade verememiş öğrenciler var!

Sağlıkları, psikolojileri bozuldu, ailelerinden başka kimsenin umru değil, hatta korkudan bazen ailelerinin bile sesi çıkmıyor!

Bu duruşmalarda adaletin işlemesi herşeyden önemli. Türkiye’de her şeyden çok adalete ihtiyacımız var.

O iki insanın birbirine sarılıp öpüşmesindeki özgüven, Kadri’nin boş yere yatmış, Nazire’nin boş yere ızdırap çekmiş olmasından başka neydi ki?

Kadri, soğukkanlı biçimde “Sevinecek birşey yok!” dese de, Nazire ve oğlu Erdem’in sevinecek çok şeyi vardı!

Mustafa’nın anısı sporla yaşıyor

Mustafa Koç, sadece Türkiye’nin en büyük holdinginin başındaki kişi değil, ani ve zamansız ölümüyle görüldü ki, çok da sevilen bir insandı.

Spora çok düşkündü, kayak, golf, dalış en sevdiği sporlardı, hatta hedefinde köpekbalıklarını çekeceği fotoğraflardan bir kitap yapmak vardı! Ailesinin anısını yaşatmak için koyduğu Mustafa Koç Spor Ödülü töreninden önce eşi Caroline Koç ile birlikte olduk.

Ödülü kimin kazandığını elbette açıklamadı ama koyulan kriterlerden bir kadın ve hatta engelli olacağını kestirdik, tahminlerimiz iki kişi olabileceği yönündeydi! Amaçlanan olimpiyat kriterleriydi: Centilmenlik, başkalarını yenme hırsı değil, kendisiyle yarışmak, dostluk, etik değerler.

Yani Caroline Koç’un deyimiyle Mustafa’yı Mustafa yapan değerler! Gizem Girişmen, başvuran 98 aday içinden seçici kurul tarafında ilk üçe kalan ve Taha Akgül ile birlikte ödülü paylaşan sporcu oldu.

İlkokulu bitirdiği yıl geçirdiği trafik kazası sonucu omurilik felci olan Gizem Girişmen, hayata küsmedi; en zor okulları başarıyla tamamlayarak üniversiteyi bitirdi. Spora da başladı ve paralimpik oyunlarda dünya şampiyonu olan ilk sporcumuz oldu.

Yaşamaktan vazgeçme, yürüyemiyorsan ok atarsın!

Milli güreşçimiz Taha Akgül ise 5 kez Avrupa, iki kez Dünya şampiyonu olan, yüz ağartan bir sporcu.

Mustafa Koç’u anmak için hayali olan spor ödüllerini gerçekleştirmekten daha güzel ne yapılabilirdi derseniz, cenaze törenine katılıp çelenk göndermek yerine Türk Eğitim Vakfı’na bağış yapanlar sayesinde toplanan parayla üç bin genç kıza daha burs verilecek.

Asıl Survivor Acun mu?

Acun’u nasıl bilirsiniz? Afacan bir spor muhabiriyken tv patronu olan Acun en son dekor olarak katıldığı, renkli eşi Şeyma Subaşı’nın düğünü nedeniyle gündeme gelmişti.

Gazeteci Doğan Satmış, “Survivor” adını verdiği kitapla Acun’un bilmediğimiz yanlarını anlatıyor. Bu kadar medyatik olunca belki herkes biliyordur ama ben mesela İstanbul Üniversitesi’ni kazanıp da ortamı beğenmediği için iki yıl Boğaziçi’nin kantinine takılmasına çok güldüm!

Acun, diplomasız başarıyı, fırlamalığı, büyümeyen çocukluğu temsil eden karakteriyle gençlerin yeni rol modeli.

Acun tıpkı yaptığı programdaki survivorlar gibi kendisi de gerçek bir survivor mı? Kitapta şifreleri var!

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.