Suçüstü durumunda ne yapmalı?

04 Mart 2014, Salı 05:00
AA

Başbakan’ın son seçim konuşmalarında hoşuma giden taraf, elli yıl öncesinin politikacısı İsmet İnönü’yle uğraşmaktan vazgeçip Hoca Efendi’ye sarması. Hiç olmazsa yaşayan biriyle hesaplaşıyor. Yolsuzluk soruşturmaları, evlerde çıkan paralar ve oğluyla telefon konuşmaları için ise ya hiç konuşmuyor ya da külliyen inkar ediyor. Neden mi? Bunu bir uzman şöyle açıklamış; erkek muhabbetlerinde gülmek için anlatılır ama çoğu zaman başvurulan bir yoldur: Bir erkek, karısına başkasıyla yatakta bile yakalansa yapacağı tek şey vardır:

Külliyen inkar! “O kadın kim mi? Hangi kadın? Kadın mı var? Ben mi bir kadınlaberaberim? Kadın madın yok, hatta ben de yokum, hatta sen kimsin?” Bu laf kalabalığından başı dönen karısı yutabilir. Yutmazsa da yutmuş gibi yapar, başka kadın yüzünden kocadan olacak değil ya! Başbakan’ı seven seçmen de bilse bile bilmiyor, görmezden geliyor!

[[HAFTAYA]]

Erkekler kadına yer açmıyor


Pazar günü son kalan mimozaları görmek için Büyükada’ya gittim. İstanbul’da hissedilmiyor ama Adalar’da yerel seçim heyecanı yaşanıyor. Aralarında anlaşmışlar, saat başı bir parti iskelede halay çekiyor! Eski bir köşkün önündeki pankart dikkatimi çekti, başkan ve listesinin tümü kadın! Ayrıca başkan adayı da Kınalıadalı Kayuş Çalıkman Gavrilof! Yani Ermeni kökenli bir vatandaşımız! Kabul edin ki sadece kadınlardan oluşan bir aday listesinin başına bir Ermeni’yi, listeye de Rum’u koyma cesareti ve özgünlüğü çıksa çıksa BDP’den, pardon, HDP’den geliyor! Seçilme şansları var mı? Yok. Ama medeni ve demokratik cesaretleri var. Zaten BDP eşbaşkanlık sistemi ile de kadının önünü açıyor. Bu seçimlerde Diyarbakır’a Gülden Kışanak olmak üzere 32 belediye kadın aday gösteriyor.

Öbürlerinde hiç yok

KADER’in yeni afişi yine suçlayıcı: Üç büyük partinin liderinin alnına, verilen bütün sözlere rağmen yükselmeyen, yerel seçimlerde gösterdikleri kadın adayların oranı yazılmış. Sosyal demokrat CHP bile adam olup da kadınlara daha fazla yer veremedi!

*

Analara babalara hayat hakkı yok

Ankara’da polis kurşunuyla vurularak ölen Gezi direnişçisi Ethem Sarısülük’ün babası şizofren. Köyüne çekilmiş, doğal bir hayat yaşayan, kimseye zararı olmayan bir garip. Oğlunun ölümünü öğrenince tepkisini göstermek için bazı aşırı hareketler yapıyor, bir yerlere yazı yazıyor, ateş yakıyor... 12 yıl hapis istemiyle dava açılıyor ve tecrit edilmesi için akıl hastanesine kapatılıyor. Deli ise zaten cezai ehliyeti yoktur, ne mahkemesi? Değilse, niye akıl hastanesi? Ve bir başka polis şiddeti: Polisten şiddet gördüğü için 3 yıl önce intihar eden Onur Yaser Can’ın annesi, AİHM’ne taşıdığı davanın sonucunu bekleyemiyor, oğlunun acısına dayanamayıp canına kıyıyor! Türkiye, her gün yenisi çıkarılan yasalarla ve birbirinden acımasız uygulamalarla polis devleti oluyor. “Vesayeti kaldıracağız” dedikleri bu muydu?

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.