Tehlikeli bir paket!

23 Aralık 2010, Perşembe 05:00
AA

Doğrusu şu anda ülkeyi yönetenlerin yerinde olmak istemezdim: Yılsonu hediyesi olarak kucaklarına bırakılıvermiş öyle bir pimi çekili bomba ki kıpırdasan patlayacak! Seçime şunun şurasında bir yıldan az zaman kalmış ve bölgesel bir parti, adını koymadan mevcut anayasaya aykırı, federasyon isteğiyle ortaya çıkıyor. Üstelik aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Gerekçe, akan kanı durdurmak. Kimse evladı ölsün istemez. Askerlik ocağı zaten itibarsızlaştırılmış. Askerlik görevi, pek başarılı bir propagandayla, askerlik dışı görevlerde kullanılma ve onursuzlaştırılma olarak yansıtılmış. Kimsenin ne askere gidip patates soymak ne de ölmek gibi bir derdi var.

[[HAFTAYA]]

Üstelik ötekiler de öldürüyor yani. Sorarsan onların da anası babası istemiyor evlatlarının ölmesini. Ama öldürmeye ve ölmeye bir süre ara vermiş durumdalar. Bu talepleri kabul edilmezse silahlar çıkacak yine ve mayınlar patlayacak, gençler ölecek! Hatta eksik söyledim: “Talep” malep yok. “Biz sizden şunu istiyoruz” diye bir söylem de yok. Onlar karar alıyor ve uyguluyor. Uygulamaya karşı çıkar, engel olmaya kalkarsan da olay başlıyor!

Konuşmak yetmez ki

Ortada şöyle bir laf dolaştırıyor “Empati yapıyoruz” diyenler: Şimdi en azından her şeyi rahat rahat tartışabiliyormuşuz, bu da bir aşama imiş. Önce bir anlayalımmış, üstelik de herşeyden önemlisi, kan dökülmesinmiş. İnanın, kongreyi izleyenlerin yazılarını dikkatle okudum. Daha net, daha somut tek kelime yok! Sıkıyor çünkü yazmak da söylemek de! Ne diyecekler? “Özel güvenlik kuvveti” diyor mesela. Nedir bu? Bence basit. Dağdan inecek PKK’lıları tekrar dağa, bu kez hayvan gütmeye yollayamayacaklarına göre, onlara alışık oldukları bir iş lazım. Al sana iş, tak beline silahı, güvenliği sağla! Ha devletin polisi, askeri var mı? Onu istemiyor ki! Kendi meclisi, kendi bayrağı, kendi güvenliği, kendi adaleti, kendi ekonomisi, kendi dilinde eğitimi olacak. Ve hatta, sadece Türkiye’de de değil, Büyük Kürdistan projesi içinde İran, Irak gibi Kürt nüfusun olduğu yerlerde de. “Her şey tartışılmalı” diyenlere göre bunlar tartışılmalı. Tartışalım, eminim “Yeter ki kan dökülmesin, oğlum ölmesin, nereyi istiyorlarsa alıp gitsinler” diyen de olacak. O zaman da “Biz bir yere gitmek istemiyoruz ki” diyorlar! Durum tatsız, kendini tutamayıp “Bu ülkenin bir tek meclisi vardır” diyen TBMM Başkanı Şahin’e “Git Marmaris’te resim yap” diyecek kadar da rahatlar. Niye? Önümüz seçim. Başbakan’ın AKP Genel Başkanı olarak sıkıştığını biliyorlar. Güneydoğu’dan gelecek oylar şimdiki tavra bağlı. Üstelik beklenen, seçime kadar bu taleplerde çıtanın da yükseltilmesi.

Kim istiyor?

Tam da bu aşamada durup düşünmek lazım. BDP bölgedeki Kürt kökenli tüm yurttaşları temsil ediyor mu? Etse oyları bu kadar mı olur? Ya da bölgedeki tüm yurttaşlar, yarın “önderlik” adı altında Apo’nun gelip başlarında oturmasını mı bekliyor? Türkiye’den ayrılıp Kuzey Irak ve İran’daki Kürtlerle birleşmenin hayalini mi kuruyor? Açıkçası bu soruların yanıtları net değil. Kuzey Irak’taki Kürtler Diyarbakır’a değil, İstanbul’a bakıyor; Hakkari’den değil, Ankara’dan medet umuyor! İran’dan zaten böylesine bir açılım beklenemez, bizdekinden kanlı olur. Türkiye’nin doğusundaki her Kürt kökenli vatandaşın da “İlle ayrılalım” demediği malum. “Bırakın ana dilimizi konuşalım” gibi masum isteklerle ortaya çıkıp “Madenlerimiz bizim, ne hakla işletiyorsunuz”a gittiğiniz zaman ortalığı bulandırmaktan başka ne yaptığınızı da merak etmezler mi? Zor dostum zor, bu işler çok zor, hele arkadan kaşıyan oldukça... Bakalım Talabani Amcaları ne dedi dün gece!..